Arapça - Türkçe İslam Sözlüğü
31 kelime · Kuran terimleri, fıkıh, akide ve İslami kavramlar
أَدَب
Edep (Adab)
adab
Edep, İslam'da ahlaki incelik, güzel davranış ve her şeyi yerli yerinde yapma sanatıdır. Allah ile, Peygamber ile, alimlerle, anne-babayla ve diğer insanlarla ilişkide edep esastır. Tasavvufta edep, tarikatın ve manevi yolculuğun temel şartıdır. "Rabbim beni terbiye etti ve ne güzel terbiye etti" ifadesi, edebin ilahi kökene sahip olduğunu gösterir.
الْأَوْلِيَاء
Kuran ×4Evliya
awliyāʾ
Evliya, Allah'ın dostları ve velî kulları anlamına gelen "velî"nin çoğuludur. Kuran "Haberiniz olsun, Allah'ın dostlarına korku yoktur" buyurur. Tasavvufta manevi mertebeler aşarak Allah'a yakınlaşan, kalbi ilahi nurla dolmuş kişilere evliya denir. Kerametleri Ehli Sünnet tarafından kabul edilir.
فَنَاء
Kuran ×2Fena (Fenafillah)
fana'
Fena, tasavvufta kişinin kendi benliğini, istek ve iradelerini Allah'ta yok etmesidir. Beka (kalıcılık) kavramıyla birlikte ele alınır: fena'dan sonra beka başlar. Sufi, fena makamında dünyevi bağlardan arınarak sadece Allah için var olur. Bu hal, ruhun en yüksek olgunluk derecelerinden biridir.
الْغَفْلَة
Kuran ×26Gaflet
ghafla
Gaflet, Allah'ı ve ahireti unutarak dünya işlerine dalmak; kalpten Allah zikrini ve ölüm bilincini uzaklaştırmaktır. Kuran'da 26 ayette geçen gaflet, tasavvufta aşılması gereken en temel engel olarak kabul edilir. İbadet ve zikir, gaflet perdesini kaldırmanın en etkili araçlarıdır.
الْخَوْف
Kuran ×124Havf
khawf
Havf, Allah'ın azabından duyulan korku ve endişe halidir. İmanın temel unsurlarından biri olup recâ (ümit) ile denge içinde tutulur. Tasavvufta kalbin sürekli uyanık kalmasını sağlayan manevi bir hal olarak tanımlanır; kişiyi günahlardan alıkoyar ve ibadete sevk eder.
إِخْلَاص
Kuran ×31İhlas
ikhlāṣ
İhlas, sadece Allah'ın rızasını gözeterek, gösteriş ve riyadan uzak biçimde ibadet etmektir. "Saflaştırmak, arındırmak" kökünden gelir. İhlassız amel makbul sayılmaz; Allah sadece ihlas ile yapılan ameli kabul eder. Kuran'ın 112. suresi İhlâs olup tevhidi en özlü şekilde ifade eder.
الْإِحْيَاء
İhya
iḥyāʾ
İhya, hayata döndürmek, diriltmek anlamında olup İslam'da dinin özünü yenileme ve canlandırma anlamında kullanılır. İmam Gazzali'nin "İhyâu Ulûmi'd-Din" adlı başyapıtıyla özdeşleşen kavram; ibadeti ruhunu yitirmeden yaşama ve kalbi tazelemesini ifade eder.
الْعِرْفَان
İrfan
ʿirfān
İrfan, sezgisel ve manevi bilgi yoluyla ulaşılan derin ilahi kavrayıştır. Salt aklî bilginin ötesine geçerek kalp ve ruh yoluyla Allah'ı tanımayı ifade eder. Tasavvuf geleneğinde irfan sahibi kişiye ârif denir; hakikatleri teorik değil deneyimsel olarak bilen kişidir.
قَلْب
Kuran ×132Kalp (Gönül)
qalb
Kalp, İslam anlayışında sadece fiziksel organ değil, insanın inanç, his ve iradesinin merkezidir. Kuran'da 132 kez geçer. İman kalbe yerleşir; Allah ancak kalplerdeki niyete bakarak değerlendirir. Hz. Peygamber, vücutta bir et parçası olduğunu, o iyi olursa tüm vücudun iyi olduğunu bildirmiştir; o kalptir.
الْقَنَاعَة
Kanaat
qanāʿah
Kanaat, Allah'ın takdir ettiği rızık ve nimetle yetinmek, az ile memnun olmaktır. Hz. Peygamber "Kanaat tükenmez bir hazinedir" buyurmuştur. Kanaatkâr kişi dünyaya muhtaç olmaz, kalbi huzur içinde olur ve şükrünü eda eder; bu nedenle İslam ahlakının temel erdemlerinden sayılır.
الْكَرَامَة
Keramet
karāmah
Keramet, Allah'ın velî kullarına bahşettiği olağanüstü hâl ve olaylardır. Peygamberlere verilen mucizeden farklı olarak keramet; velî kulun bizzat isteği dışında, Allah'ın bir ikramı olarak zuhur eder. Ehli Sünnet kerameti kabul etmekle birlikte onu peygamberlik delili saymaz.
مُرَاقَبَة
Murakabe
muraqaba
Murakabe, Allah'ın sürekli gözetimi altında olduğunun bilincinde olmak ve bu bilinçle hareket etmektir. Tasavvufta nefis terbiyesinin temel yöntemlerinden biridir. "İhsan Allah'ı görür gibi ibadet etmektir" hadisi, murakabe bilincinin özüdür. Murakabe pratisyeni, her an Allah'ın huzurunda olduğunu hisseder ve buna göre yaşar.
مُرِيد
Mürit
murid
Mürit, tasavvuf yoluna girmiş ve bir şeyhe bağlanarak manevi eğitim alan kişidir. "İrade eden, isteyen" kökünden gelen mürit; Allah'a yakınlaşmak için nefis terbiyesine iradi olarak katılan kişidir. Müridin görevi şeyhine itaat etmek, zikir ve ibadetleri eksiksiz yapmak, nefse karşı mücadele etmek ve hizmet etmektir. Tasavvuf geleneğinde mürit-şeyh ilişkisi kutsi bir terbiye bağıdır.
نَفْس
Kuran ×295Nefs
nafs
Nefs, can, ruh ve insanın benliği anlamına gelir. Kuran'da 295 kez geçen nefs; emmâre (kötülüğü emreden), levvâme (kendini kınayan) ve mutmainne (huzur bulmuş) olmak üzere üç mertebede ele alınır. Tasavvufta nefis terbiyesi en temel hedeflerden biridir. "Kim nefsini tanırsa Rabbini tanır" sözü önemlidir.
النُّور
Kuran ×43Nur
nūr
Nur, ışık ve aydınlık demektir; Allah'ın 99 isminden biri olup "göklerin ve yerin nuru" anlamına gelir. Kuran'da 43 ayette geçen nur; hidayeti, Kuran'ı, peygamberi ve imanı simgeler. Tasavvufta kalbin manevi aydınlanması ve ilahi tecellinin yansıması olarak yorumlanır.
الرَّجَاء
Recâ
rajāʾ
Recâ, Allah'ın rahmet ve affına duyulan ümit halidir. Havf (korku) ile birlikte İslam'ın ibadet anlayışının iki temel direğini oluşturur. Kul, günahlarından tövbe ettikten sonra Allah'ın bağışlayacağına dair beslediği güvenli ümit recânın özüdür; ne kaderin yanlış yorumuna ne de ümitsizliğe yer bırakır.
رِضَا
Kuran ×73Rıza
rida
Rıza, Allah'ın hükümlerine ve takdirine karşı razı olmak, hoşnutluk içinde kabullenmektir. İki boyutu vardır: kulun Allah'tan razı olması ve Allah'ın kuldan razı olması. Kuran'da "Allah onlardan razı, onlar da Allah'tan razıdır" mealindeki ifade (Beyyine 8) en yüce erdemi tanımlar. Rıza hali, sabrın ötesinde aktif bir kalp tatminidir.
شَيْخ
Şeyh
shaykh
Şeyh, yaşlı ve saygın alim ya da tasavvufta manevi rehber anlamındadır. Tasavvufta müridin kalbini terbiye eden, manevi yolculuğunda ona rehberlik eden ve silsile aracılığıyla Hz. Peygamber'e bağlanan kişidir. Şeyhin mürit üzerindeki otoritesi, derin ilme, takva ve manevî tecrübeye dayanır. İslam tarihinde büyük şeyhler hem dini hem toplumsal önderler olmuştur.
سِلْسِلَة
Silsile
silsila
Silsile, tasavvuf şeyhlerini Hz. Peygamber'e bağlayan manevi zincirdir. Her mürit bu zincirin bir halkasını oluşturur ve aldığı manevi terbiye, kesintisiz bir silsile aracılığıyla kaynağına ulaşır. Hadis ilminde de isnad ve silsile kavramı benzer biçimde kullanılır. Silsile, manevi mirasın kuşaklar boyu aktarıldığının güvencesi ve belgelenmesidir.
صِدْق
Kuran ×17Sıdk (Doğruluk)
sidq
Sıdk, söz, fiil ve halde doğru olmak demektir. İslam ahlakının en temel erdemlerinden biridir. Hz. Peygamber doğruluktan hiç ayrılmamış ve "Ebu Bekir es-Sıddîk" ünvanı verilmiştir. Kuran "Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve doğrularla birlikte olun" buyurur. Sıdk; kalbin, dilin ve eylemin uyumlu olmasıdır.
طَرِيقَة
Tarikat
tariqa
Tarikat, tasavvuf ilmini yaşanan bir yol olarak sistemleştiren manevi yoldur. Bir şeyh öncülüğünde zikir, murakabe, hizmet ve edep ekseninde nefis terbiyesini hedefler. Kadiri, Nakşibendi, Halveti, Mevlevi gibi büyük tarikatlar İslam medeniyetinde hem dini hem kültürel mirasın önemli parçalarıdır. Tasavvuf ilmi ile tarikat pratiği birbirini tamamlar.
التَّضَرُّع
Kuran ×7Tazarru'
taḍarruʿ
Tazarru', acizlik ve derin ihtiyaç içinde Allah'a yönelmek, alçak gönüllülükle niyaz etmektir. Kuran "Rabbinize gizlice ve alçak gönüllülükle yalvarın" buyurur. Duanın kabulünde tazarru; içtenliğin, samimiyetin ve kalbin kırıklığının dışa vurumudur.
تَوَاضُع
Tevazu
tawāḍuʿ
Tevazu, alçakgönüllülük, kibir ve büyüklenmeden uzak durmaktır. İslam ahlakının en temel erdemlerinden biri olan tevazu, övünç vesilesi olmayan ancak değer ifade eden bir huydur. Hz. Peygamber, "Allah mütevazıları yükseltir" buyurmuştur. Kibrin zıddı olan tevazu, hem Allah'a hem insanlara karşı sergilenir.
تَوَكُّل
Kuran ×13Tevekkül
tawakkul
Tevekkül, gerekli sebeplere başvurduktan sonra sonucu Allah'a bırakmak ve O'na tam güvenmektir. Tevekkül tembellik değil, çalışıp çabaladıktan sonra Allah'a dayanmaktır. "Allah'a tevekkül eden için O yeter" ayeti (Talak 3) bu hakikati özetler. Tevekkül, kalbin huzurunu sağlar ve insanı aşırı kaygıdan kurtarır.
تَوَكُّل
Kuran ×44Tevekkül
tawakkul
Tevekkül, gerekli sebeplere başvurduktan sonra sonucu Allah'a bırakmak, O'na dayanmak ve güvenmektir. Kuran'da 44 kez geçen tevekkül; tembellik veya sebebi terk etmek değil, aksine gayret gösterdikten sonra sonucu Allah'ın takdirine razı olmaktır. Hz. Peygamber, deveni bağla sonra tevekkül et buyurmuştur.
الْوَلَايَة
Velâyet
walāyah
Velâyet, Allah'a yakınlık ve dostluğu anlamında olup Allah'ın sevgisine, koruyuculuğuna ve himayesine mazhar olmaktır. Tasavvufta nübüvvetten sonra gelen en yüce manevi makam kabul edilir. Kuran "Haberiniz olsun, Allah'ın dostlarına korku yoktur" buyurur.
وَرَع
Vera (Çekingenlik)
wara
Vera, haram veya şüpheli olan şeylerden titizlikle uzak durmaktır. Takvanın en ileri derecesi sayılır. "Haramı terk et, vera sahibi ol" hadisi bu erdemi özetler. Vera sahibi kişi yalnızca haramdan değil, şüphe uyandıran mübahları da terk eder. Tasavvuf geleneğinde vera; nefis terbiyesinin temel aşamalarından ve manevî makamlarından biridir.
الْوِرْد
Vird
wird
Vird, sabah-akşam ya da belirli vakitlerde düzenli olarak okunan dua, zikir ve Kuran bölümlerinden oluşan manevi programdır. Tasavvuf yolunda her tarikatın kendine özgü virdi bulunur. Vird; kalbi temizler, manevi bağlılığı güçlendirir ve günlük ibadete derinlik katar.
الْيَقِين
Kuran ×28Yakîn
yaqīn
Yakîn, şüphe ve tereddüdün tamamen ortadan kalktığı kesin bilgi ve inanç halidir. Tasavvufta üç mertebeye ayrılır: ilme'l-yakîn (bilgiyle kesinlik), ayne'l-yakîn (görerek kesinlik), hakka'l-yakîn (bizzat yaşayarak kesinlik). Kuran'da yakîn, iman ve Allah bilincinin zirvesi olarak sunulur.
ذِكْر
Kuran ×292Zikir
dhikr
Zikir, Allah'ı anmak, O'nun isimlerini ve sıfatlarını tekrarlamaktır. Kuran'da "Beni anın, ben de sizi anayım" buyrulur. Subhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber ve La ilahe illallah en temel zikir ifadeleridir. Tasavvufta zikir, manevi arınmanın ve Allah'a yakınlaşmanın en güçlü yoludur. "Kalpler ancak Allah'ın zikriyle tatmin olur" (Ra'd 28).
زُهْد
Kuran ×1Zühd
zuhd
Zühd, dünyaya gereğinden fazla bağlanmamak, dünya nimetlerine kalben rağbet etmemek demektir. Dünyayı terk etmek ya da fakirleşmek değil; kalbi dünyadan azade kılmaktır. Tasavvufun temel kavramlarından biri olan zühd, âhirete yönelik yaşamayı ve geçici olana değil ebedî olana önem vermeyi ifade eder.