Şeyh Arapça Ne Demek?(Şeyh Anlamı)
شَيْخ
shaykh
Kök: ش ي خ
Şeyh yaşlı ve saygın alim ya da tasavvufta manevi rehber anlamındadır. Tasavvufta müridin kalbini terbiye eden, manevi yolculuğunda ona rehberlik eden ve silsile aracılığıyla Hz. Peygamber'e bağlanan kişidir. Şeyhin mürit üzerindeki otoritesi, derin ilme, takva ve manevî tecrübeye dayanır. İslam tarihinde büyük şeyhler hem dini hem toplumsal önderler olmuştur.
Şeyh Hakkında Sık Sorulan Sorular
Şeyh ne demek?
Şeyh, yaşlı ve saygın alim ya da tasavvufta manevi rehber anlamındadır. Tasavvufta müridin kalbini terbiye eden, manevi yolculuğunda ona rehberlik eden ve silsile aracılığıyla Hz. Peygamber'e bağlanan kişidir. Şeyhin mürit üzerindeki otoritesi, derin ilme, takva ve manevî tecrübeye dayanır. İslam tarihinde büyük şeyhler hem dini hem toplumsal önderler olmuştur.
Şeyh kelimesinin Arapça kökü nedir?
Şeyh kelimesinin kök harfleri ش ي خ'dir.
İlgili Kelimeler
زُهْد
Zühd
Zühd, dünyaya gereğinden fazla bağlanmamak, dünya nimetlerine kalben rağbet etmemek demektir. Dünyayı terk etmek ya da fakirleşmek değil; kalbi dünyadan azade kılmaktır. Tasavvufun temel kavramlarından biri olan zühd, âhirete yönelik yaşamayı ve geçici olana değil ebedî olana önem vermeyi ifade eder.
قَلْب
Kalp (Gönül)
Kalp, İslam anlayışında sadece fiziksel organ değil, insanın inanç, his ve iradesinin merkezidir. Kuran'da 132 kez geçer. İman kalbe yerleşir; Allah ancak kalplerdeki niyete bakarak değerlendirir. Hz. Peygamber, vücutta bir et parçası olduğunu, o iyi olursa tüm vücudun iyi olduğunu bildirmiştir; o kalptir.
إِخْلَاص
İhlas
İhlas, sadece Allah'ın rızasını gözeterek, gösteriş ve riyadan uzak biçimde ibadet etmektir. "Saflaştırmak, arındırmak" kökünden gelir. İhlassız amel makbul sayılmaz; Allah sadece ihlas ile yapılan ameli kabul eder. Kuran'ın 112. suresi İhlâs olup tevhidi en özlü şekilde ifade eder.
تَوَاضُع
Tevazu
Tevazu, alçakgönüllülük, kibir ve büyüklenmeden uzak durmaktır. İslam ahlakının en temel erdemlerinden biri olan tevazu, övünç vesilesi olmayan ancak değer ifade eden bir huydur. Hz. Peygamber, "Allah mütevazıları yükseltir" buyurmuştur. Kibrin zıddı olan tevazu, hem Allah'a hem insanlara karşı sergilenir.
تَوَكُّل
Tevekkül
Tevekkül, gerekli sebeplere başvurduktan sonra sonucu Allah'a bırakmak, O'na dayanmak ve güvenmektir. Kuran'da 44 kez geçen tevekkül; tembellik veya sebebi terk etmek değil, aksine gayret gösterdikten sonra sonucu Allah'ın takdirine razı olmaktır. Hz. Peygamber, deveni bağla sonra tevekkül et buyurmuştur.
مُرَاقَبَة
Murakabe
Murakabe, Allah'ın sürekli gözetimi altında olduğunun bilincinde olmak ve bu bilinçle hareket etmektir. Tasavvufta nefis terbiyesinin temel yöntemlerinden biridir. "İhsan Allah'ı görür gibi ibadet etmektir" hadisi, murakabe bilincinin özüdür. Murakabe pratisyeni, her an Allah'ın huzurunda olduğunu hisseder ve buna göre yaşar.