İslam Gündemi

İrfan Arapça Ne Demek?(İrfan Anlamı)

الْعِرْفَان

ʿirfān

Kök: ع ر ف

isimtasavvuf

İrfan sezgisel ve manevi bilgi yoluyla ulaşılan derin ilahi kavrayıştır. Salt aklî bilginin ötesine geçerek kalp ve ruh yoluyla Allah'ı tanımayı ifade eder. Tasavvuf geleneğinde irfan sahibi kişiye ârif denir; hakikatleri teorik değil deneyimsel olarak bilen kişidir.

İrfan Hakkında Sık Sorulan Sorular

İrfan ne demek?

İrfan, sezgisel ve manevi bilgi yoluyla ulaşılan derin ilahi kavrayıştır. Salt aklî bilginin ötesine geçerek kalp ve ruh yoluyla Allah'ı tanımayı ifade eder. Tasavvuf geleneğinde irfan sahibi kişiye ârif denir; hakikatleri teorik değil deneyimsel olarak bilen kişidir.

İrfan kelimesinin Arapça kökü nedir?

İrfan kelimesinin kök harfleri ع ر ف'dir.

Bu sayfanın İngilizce versiyonu:Irfan →

İlgili Kelimeler

زُهْد

Zühd

Zühd, dünyaya gereğinden fazla bağlanmamak, dünya nimetlerine kalben rağbet etmemek demektir. Dünyayı terk etmek ya da fakirleşmek değil; kalbi dünyadan azade kılmaktır. Tasavvufun temel kavramlarından biri olan zühd, âhirete yönelik yaşamayı ve geçici olana değil ebedî olana önem vermeyi ifade eder.

قَلْب

Kalp (Gönül)

Kalp, İslam anlayışında sadece fiziksel organ değil, insanın inanç, his ve iradesinin merkezidir. Kuran'da 132 kez geçer. İman kalbe yerleşir; Allah ancak kalplerdeki niyete bakarak değerlendirir. Hz. Peygamber, vücutta bir et parçası olduğunu, o iyi olursa tüm vücudun iyi olduğunu bildirmiştir; o kalptir.

إِخْلَاص

İhlas

İhlas, sadece Allah'ın rızasını gözeterek, gösteriş ve riyadan uzak biçimde ibadet etmektir. "Saflaştırmak, arındırmak" kökünden gelir. İhlassız amel makbul sayılmaz; Allah sadece ihlas ile yapılan ameli kabul eder. Kuran'ın 112. suresi İhlâs olup tevhidi en özlü şekilde ifade eder.

تَوَاضُع

Tevazu

Tevazu, alçakgönüllülük, kibir ve büyüklenmeden uzak durmaktır. İslam ahlakının en temel erdemlerinden biri olan tevazu, övünç vesilesi olmayan ancak değer ifade eden bir huydur. Hz. Peygamber, "Allah mütevazıları yükseltir" buyurmuştur. Kibrin zıddı olan tevazu, hem Allah'a hem insanlara karşı sergilenir.

تَوَكُّل

Tevekkül

Tevekkül, gerekli sebeplere başvurduktan sonra sonucu Allah'a bırakmak, O'na dayanmak ve güvenmektir. Kuran'da 44 kez geçen tevekkül; tembellik veya sebebi terk etmek değil, aksine gayret gösterdikten sonra sonucu Allah'ın takdirine razı olmaktır. Hz. Peygamber, deveni bağla sonra tevekkül et buyurmuştur.

مُرَاقَبَة

Murakabe

Murakabe, Allah'ın sürekli gözetimi altında olduğunun bilincinde olmak ve bu bilinçle hareket etmektir. Tasavvufta nefis terbiyesinin temel yöntemlerinden biridir. "İhsan Allah'ı görür gibi ibadet etmektir" hadisi, murakabe bilincinin özüdür. Murakabe pratisyeni, her an Allah'ın huzurunda olduğunu hisseder ve buna göre yaşar.