Adalet Arapça Ne Demek?(Adalet Anlamı)
عَدَالَة
'adala
Kök: ع د ل
Adalet her şeyi hakkıyla yerine getirmek, herkese hakkını vermek ve zulümden kaçınmaktır. Allah'ın "el-Adl" ismi bu kökten gelir. Kuran'da "Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder" buyrulur (Nahl 90). İslam hukukunda adalet hem bireysel erdem hem de toplumsal düzenin temelidir. Hakimler için en temel şart adil olmaktır.
Adalet kelimesinin kökü Kuran-ı Kerim'de 28 kez geçmektedir. Bu, kelimenin İslami terminolojideki merkezî önemini ortaya koymaktadır.
Adalet Hakkında Sık Sorulan Sorular
Adalet ne demek?
Adalet, her şeyi hakkıyla yerine getirmek, herkese hakkını vermek ve zulümden kaçınmaktır. Allah'ın "el-Adl" ismi bu kökten gelir. Kuran'da "Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder" buyrulur (Nahl 90). İslam hukukunda adalet hem bireysel erdem hem de toplumsal düzenin temelidir. Hakimler için en temel şart adil olmaktır.
Adalet Kuran'da kaç kez geçer?
Adalet kelimesinin kökü Kuran'da 28 kez geçmektedir. Bu, kelimenin İslami literatürdeki önemini ve Kuran terminolojisindeki yerini gözler önüne serer.
Adalet kelimesinin Arapça kökü nedir?
Adalet kelimesinin kök harfleri ع د ل'dir.
İlgili Kelimeler
حَلَال
Helal
Helal, İslam hukukunda Allah tarafından izin verilen, yapılması serbest olan şey demektir. Yiyecekler, içecekler, davranışlar ve işlemler helal-haram çerçevesinde değerlendirilir. "Helal rızık aramak farzdır" hadisi, helal kazancın önemini vurgular. Helal, haramın zıddıdır ve müslümanın günlük hayatını düzenleyen temel ölçüttür.
حَرَام
Haram
Haram, Allah tarafından kesin olarak yasaklanan, yapılması günah olan şeylerdir. Fıkıhta haramın zıddı helaldir. Domuz eti, alkol, zina, faiz ve hırsızlık başlıca haram fiiller arasındadır. Haram olan bir şeyi zaruret hali olmaksızın yapmak günahtır ve ukubata (cezaya) konu olabilir.
فَرْض
Farz
Farz, İslam'da yapılması kesin olarak emredilen, terk edilmesi halinde günah ve ceza gerektiren yükümlülüktür. Namaz, oruç, zekât, hac ve kelime-i şehadet İslam'ın beş farzıdır. Farz; farz-ı ayn (her Müslümana bireysel olarak farz) ve farz-ı kifaye (toplumun bir kısmının yapmasıyla yükümlülüğün kalktığı farz) olmak üzere ikiye ayrılır.
وَاجِب
Vacip
Vacip, Hanefi fıkhında farzdan bir derece aşağıda olan zorunlu yükümlülüktür. Vacip delili kat'î değil zannî olup terk edilmesi günah olmakla birlikte farz kadar ağır değildir. Vitir namazı, kurban kesmek ve fitre vermek vacip hükmündedir. Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleri vacip ile farzı eş anlamlı kabul eder.