سُورَةُ النَّبَإِ • 40 Ayet • Mekkî • Elmalılı Hamdi Yazır Meali
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ عَمَّ یَتَسَاۤءَلُونَ
Birbirlerine neyi soruyorlar
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِیمِ
O buyuk haberden (kıyametten) mi
ٱلَّذِی هُمۡ فِیهِ مُخۡتَلِفُونَ
Ki onlar onda ayrılıga dusmektedirler
كَلَّا سَیَعۡلَمُونَ
Hayır, ilerde bilecekler
ثُمَّ كَلَّا سَیَعۡلَمُونَ
Hayır hayır, ilerde bilecekler
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدࣰا
Biz yeryuzunu bir besik yapmadık mı
وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادࣰا
Dagları da birer kazık kılmadık mı
وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَ ٰجࣰا
Sizleri cift cift yarattık
وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتࣰا
Uykunuzu bir dinlenme yaptık
وَجَعَلۡنَا ٱلَّیۡلَ لِبَاسࣰا
Geceyi bir ortu yaptık
وَجَعَلۡنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشࣰا
Gunduzu de bir gecim zamanı yaptık
وَبَنَیۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعࣰا شِدَادࣰا
Ustunuze yedi saglam bina (gok) cattık
وَجَعَلۡنَا سِرَاجࣰا وَهَّاجࣰا
Iclerine ısık sacan bir kandil astık
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَ ٰتِ مَاۤءࣰ ثَجَّاجࣰا
Yogunlasmıs bulutlardan sarıl sarıl bir su indirdik
لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبࣰّا وَنَبَاتࣰا
Onunla taneler ve otlar cıkaralım diye
وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا
Ve sarmas dolas baglar bahceler (cıkaralım diye)
إِنَّ یَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِیقَـٰتࣰا
Kuskusuz o hukum gunu kararlastırılmıs bir vakit olmustur
یَوۡمَ یُنفَخُ فِی ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجࣰا
O gun Sur'a uflenir, boluk boluk gelirsiniz
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَاۤءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَ ٰبࣰا
Gok de acılmıs, kapı kapı olmustur
وَسُیِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا
Daglar yurutulmus, serap olmustur
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادࣰا
Kuskusuz Cehennem gozetleme yeri olmustur
لِّلطَّـٰغِینَ مَـَٔابࣰا
Azgınlar icin son varılacak yer olmustur
لَّـٰبِثِینَ فِیهَاۤ أَحۡقَابࣰا
Orada caglarca kalacaklardır
لَّا یَذُوقُونَ فِیهَا بَرۡدࣰا وَلَا شَرَابًا
Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de icecek bir sey
إِلَّا حَمِیمࣰا وَغَسَّاقࣰا
Ancak bir kaynar su ve irin (icecekler)
جَزَاۤءࣰ وِفَاقًا
Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun
إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ لَا یَرۡجُونَ حِسَابࣰا
Cunku onlar hicbir hesap ummazlardı
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔایَـٰتِنَا كِذَّابࣰا
Ayetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuslardı
وَكُلَّ شَیۡءٍ أَحۡصَیۡنَـٰهُ كِتَـٰبࣰا
Biz ise herseyi sayıp bir kitaba gecirmisiz
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِیدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا
(Onlara): "Simdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan baska bir sey yapmayacagız" (denir)
إِنَّ لِلۡمُتَّقِینَ مَفَازًا
Kuskusuz takva sahipleri icin bir kurtulus var
حَدَاۤىِٕقَ وَأَعۡنَـٰبࣰا
Bahceler var, baglar var
وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابࣰا
Memeleri tomurcuklanmıs yasıt kızlar var
وَكَأۡسࣰا دِهَاقࣰا
Dopdolu kadehler var
لَّا یَسۡمَعُونَ فِیهَا لَغۡوࣰا وَلَا كِذَّ ٰبࣰا
Orada ne bos bir soz isitirler, ne de bir yalan
جَزَاۤءࣰ مِّن رَّبِّكَ عَطَاۤءً حِسَابࣰا
(Bunlar) Rabbinden yeterli bir bagıs olarak (verilir)
رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِۖ لَا یَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابࣰا
O, goklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rahman'dır. Hic kimse ondan bir hitaba malik olamaz
یَوۡمَ یَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰۤىِٕكَةُ صَفࣰّاۖ لَّا یَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابࣰا
O gun Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahman'ın izin verdikleri dısında hic kimse konusamaz. Izin verilen de dogruyu soyler
ذَ ٰلِكَ ٱلۡیَوۡمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَن شَاۤءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
Iste bu hak gundur. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar
إِنَّاۤ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابࣰا قَرِیبࣰا یَوۡمَ یَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ یَدَاهُ وَیَقُولُ ٱلۡكَافِرُ یَـٰلَیۡتَنِی كُنتُ تُرَ ٰبَۢا
Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gun kisi ellerinin ne takdim ettigine bakacak ve kafir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım