سُورَةُ فَاطِرٍ • 45 Ayet • Mekkî • Elmalılı Hamdi Yazır Meali
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ فَاطِرِ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ جَاعِلِ ٱلۡمَلَـٰۤىِٕكَةِ رُسُلًا أُو۟لِیۤ أَجۡنِحَةࣲ مَّثۡنَىٰ وَثُلَـٰثَ وَرُبَـٰعَۚ یَزِیدُ فِی ٱلۡخَلۡقِ مَا یَشَاۤءُۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَیۡءࣲ قَدِیرࣱ
Hamd, gokleri ve yeri yaratan, melekleri ikiser, ucer, dorder kanatlı elciler kılan Allah'a mahsustur. O, yaratmada diledigi kadar artırır. Gercekten Allah her seye kadirdir
مَّا یَفۡتَحِ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحۡمَةࣲ فَلَا مُمۡسِكَ لَهَاۖ وَمَا یُمۡسِكۡ فَلَا مُرۡسِلَ لَهُۥ مِنۢ بَعۡدِهِۦۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلۡحَكِیمُ
Allah, insanlara rahmetinden neyi acarsa artık onu tutacak, kısacak olan yoktur. Her neyi de tutar kısarsa, onu da, ondan sonra salacak yoktur. O, cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir
یَـٰۤأَیُّهَا ٱلنَّاسُ ٱذۡكُرُوا۟ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ عَلَیۡكُمۡۚ هَلۡ مِنۡ خَـٰلِقٍ غَیۡرُ ٱللَّهِ یَرۡزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَاۤءِ وَٱلۡأَرۡضِۚ لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَأَنَّىٰ تُؤۡفَكُونَ
Ey insanlar! Allah'ın uzerinizdeki nimetini anın. Allah'tan baska bir yaratıcı mı var? O size gokten ve yerden rızık verir. O'ndan baska ilah yoktur. O halde (haktan) nasıl cevrilirsiniz
وَإِن یُكَذِّبُوكَ فَقَدۡ كُذِّبَتۡ رُسُلࣱ مِّن قَبۡلِكَۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ
Eger onlar seni yalanlıyorlarsa, senden once bircok peygamberler de yalanlandılar. Butun isler Allah'a dondurulur
یَـٰۤأَیُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقࣱّۖ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلۡحَیَوٰةُ ٱلدُّنۡیَا وَلَا یَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلۡغَرُورُ
Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah'ın vaadi muhakkak haktır. Sakın bu dunya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı seytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın
إِنَّ ٱلشَّیۡطَـٰنَ لَكُمۡ عَدُوࣱّ فَٱتَّخِذُوهُ عَدُوًّاۚ إِنَّمَا یَدۡعُوا۟ حِزۡبَهُۥ لِیَكُونُوا۟ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِیرِ
Cunku seytan size dusmandır. Siz de onu dusman tutun. O etrafına toplanan taraftarlarını ancak cehennemliklerden olsunlar diye davet eder
ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لَهُمۡ عَذَابࣱ شَدِیدࣱۖ وَٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَأَجۡرࣱ كَبِیرٌ
Inkar edenler icin siddetli bir azab vardır. Iman edip salih amel isleyenler icin de bir bagıslanma ve buyuk bir mukafat vardır
أَفَمَن زُیِّنَ لَهُۥ سُوۤءُ عَمَلِهِۦ فَرَءَاهُ حَسَنࣰاۖ فَإِنَّ ٱللَّهَ یُضِلُّ مَن یَشَاۤءُ وَیَهۡدِی مَن یَشَاۤءُۖ فَلَا تَذۡهَبۡ نَفۡسُكَ عَلَیۡهِمۡ حَسَرَ ٰتٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِیمُۢ بِمَا یَصۡنَعُونَ
Ya kotu ameli kendisine allanmıs pullanmıs da onu guzel gormus olan kimse de mi (iman edip salih amel isleyenler gibi olacak)? Suphe yok ki Allah diledigini sasırtır, diledigini de dogru yola cıkarır. O halde canın onlara karsı hasretlerle (uzuntulerle) sıkılıp gitmesin. Cunku Allah, onların butun yaptıklarını bilir
وَٱللَّهُ ٱلَّذِیۤ أَرۡسَلَ ٱلرِّیَـٰحَ فَتُثِیرُ سَحَابࣰا فَسُقۡنَـٰهُ إِلَىٰ بَلَدࣲ مَّیِّتࣲ فَأَحۡیَیۡنَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَاۚ كَذَ ٰلِكَ ٱلنُّشُورُ
Ruzgarları gonderip bir bulut kaldıran da Allah'tır. Derken biz o (bulutu) olmus bir beldeye sevketmisizdir. Boylece yeryuzune olmunden sonra onunla hayat veririz. Iste o dirilme de boyledir
مَن كَانَ یُرِیدُ ٱلۡعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلۡعِزَّةُ جَمِیعًاۚ إِلَیۡهِ یَصۡعَدُ ٱلۡكَلِمُ ٱلطَّیِّبُ وَٱلۡعَمَلُ ٱلصَّـٰلِحُ یَرۡفَعُهُۥۚ وَٱلَّذِینَ یَمۡكُرُونَ ٱلسَّیِّـَٔاتِ لَهُمۡ عَذَابࣱ شَدِیدࣱۖ وَمَكۡرُ أُو۟لَـٰۤىِٕكَ هُوَ یَبُورُ
Her kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamıyla Allah'ındır. O'na hos kelimeler yukselir, onu da salih amel yukseltir. Kotulukler kuranlara gelince, onlara siddetli bir azab vardır. Onların tuzakları hep darmadagın olur
وَٱللَّهُ خَلَقَكُم مِّن تُرَابࣲ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةࣲ ثُمَّ جَعَلَكُمۡ أَزۡوَ ٰجࣰاۚ وَمَا تَحۡمِلُ مِنۡ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلۡمِهِۦۚ وَمَا یُعَمَّرُ مِن مُّعَمَّرࣲ وَلَا یُنقَصُ مِنۡ عُمُرِهِۦۤ إِلَّا فِی كِتَـٰبٍۚ إِنَّ ذَ ٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ یَسِیرࣱ
Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi ciftler kıldı. O'nun bilgisi olmadan ne bir disi hamile olur, ne dogurur. Kendisine omur verilenin de omrunun uzatılması da, omrunden kısaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Suphe yok ki bu, Allah'a gore kolaydır
وَمَا یَسۡتَوِی ٱلۡبَحۡرَانِ هَـٰذَا عَذۡبࣱ فُرَاتࣱ سَاۤىِٕغࣱ شَرَابُهُۥ وَهَـٰذَا مِلۡحٌ أُجَاجࣱۖ وَمِن كُلࣲّ تَأۡكُلُونَ لَحۡمࣰا طَرِیࣰّا وَتَسۡتَخۡرِجُونَ حِلۡیَةࣰ تَلۡبَسُونَهَاۖ وَتَرَى ٱلۡفُلۡكَ فِیهِ مَوَاخِرَ لِتَبۡتَغُوا۟ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ
Hem iki deniz esit olmuyor. Su tatlı, hararet keser, icerken (bogazdan) kayar; su da tuzlu, yakar kavurur. Bununla beraber her birinden taze bir et yersiniz ve bir ziynet cıkarır, giyinirsiniz. Allah'ın lutfundan nasib arayasınız diye suyu yara yara giden gemileri de gorursun. Gerek ki sukredeceksiniz
یُولِجُ ٱلَّیۡلَ فِی ٱلنَّهَارِ وَیُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِی ٱلَّیۡلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلࣱّ یَجۡرِی لِأَجَلࣲ مُّسَمࣰّىۚ ذَ ٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ لَهُ ٱلۡمُلۡكُۚ وَٱلَّذِینَ تَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ مَا یَمۡلِكُونَ مِن قِطۡمِیرٍ
O, geceyi gunduze sokuyor, gunduzu de geceye sokuyor. Gunesi ve ayı emrine amade kılmıstır. Her biri mukadder bir gayeye akıp gidiyor. Iste bu gorduklerinizi yapan Allah sizin Rabbinizdir. Mulk (hukumranlık) O'nundur. O'ndan baska taptıklarınız ise, bir cekirdek zarını bile idare edemezler
إِن تَدۡعُوهُمۡ لَا یَسۡمَعُوا۟ دُعَاۤءَكُمۡ وَلَوۡ سَمِعُوا۟ مَا ٱسۡتَجَابُوا۟ لَكُمۡۖ وَیَوۡمَ ٱلۡقِیَـٰمَةِ یَكۡفُرُونَ بِشِرۡكِكُمۡۚ وَلَا یُنَبِّئُكَ مِثۡلُ خَبِیرࣲ
Kendilerine dua ederseniz duanızı isitmezler. Isitseler bile size cevabını veremezler. Kıyamet gunu de kendilerini Allah'a ortak kostugunuzu inkar ederler. Sana her seyden haberdar olan (Allah) gibi bir haber veren olmaz
۞ یَـٰۤأَیُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلۡفُقَرَاۤءُ إِلَى ٱللَّهِۖ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلۡغَنِیُّ ٱلۡحَمِیدُ
Ey insanlar! Siz Allah'a muhtacsınız. Allah ise zengin ve her hamde layıktır
إِن یَشَأۡ یُذۡهِبۡكُمۡ وَیَأۡتِ بِخَلۡقࣲ جَدِیدࣲ
Eger O dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir
وَمَا ذَ ٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِیزࣲ
Ve bu, Allah'a gore zor bir sey degildir
وَلَا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۚ وَإِن تَدۡعُ مُثۡقَلَةٌ إِلَىٰ حِمۡلِهَا لَا یُحۡمَلۡ مِنۡهُ شَیۡءࣱ وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰۤۗ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِینَ یَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَیۡبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَۚ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا یَتَزَكَّىٰ لِنَفۡسِهِۦۚ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلۡمَصِیرُ
Hem gunah ceken bir kimse, baskasının gunahını cekmeyecek; yuku agır basan, onun yuklenilmesine cagırsa da ondan bir sey yuklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırısın ki, gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar, namazı durust kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi icin temizlenir. Nihayet donus Allah'adır
وَمَا یَسۡتَوِی ٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡبَصِیرُ
Ne kor ile goren esit olur
وَلَا ٱلظُّلُمَـٰتُ وَلَا ٱلنُّورُ
Ne de karanlıklar ile aydınlık
وَلَا ٱلظِّلُّ وَلَا ٱلۡحَرُورُ
Ve ne de golge ile sıcaklık
وَمَا یَسۡتَوِی ٱلۡأَحۡیَاۤءُ وَلَا ٱلۡأَمۡوَ ٰتُۚ إِنَّ ٱللَّهَ یُسۡمِعُ مَن یَشَاۤءُۖ وَمَاۤ أَنتَ بِمُسۡمِعࣲ مَّن فِی ٱلۡقُبُورِ
Olulerle diriler de esit olmaz. Gerci Allah, her diledigine isittirirse de sen, kabirlerdekine isittirecek degilsin
إِنۡ أَنتَ إِلَّا نَذِیرٌ
Sen sadece bir uyarıcısın
إِنَّاۤ أَرۡسَلۡنَـٰكَ بِٱلۡحَقِّ بَشِیرࣰا وَنَذِیرࣰاۚ وَإِن مِّنۡ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِیهَا نَذِیرࣱ
Muhakkak ki biz seni hak ile hem bir mujdeci, hem bir uyarıcı olarak gonderdik. Hicbir ummet de yoktur ki, iclerinde bir uyarıcı gecmis olmasın
وَإِن یُكَذِّبُوكَ فَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِینَ مِن قَبۡلِهِمۡ جَاۤءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَیِّنَـٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُنِیرِ
Seni yalanlıyorlarsa, onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Onlara peygamberleri mucizelerle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmislerdi
ثُمَّ أَخَذۡتُ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ۖ فَكَیۡفَ كَانَ نَكِیرِ
Sonra ben o inkar edenleri tutup yakaladım. O zaman beni inkar etmek nasıl oldu
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَاۤءِ مَاۤءࣰ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ ثَمَرَ ٰتࣲ مُّخۡتَلِفًا أَلۡوَ ٰنُهَاۚ وَمِنَ ٱلۡجِبَالِ جُدَدُۢ بِیضࣱ وَحُمۡرࣱ مُّخۡتَلِفٌ أَلۡوَ ٰنُهَا وَغَرَابِیبُ سُودࣱ
Gormedin mi Allah gokten bir su indirdi. Biz onunla renkleri baska baska meyveler cıkardık. Daglarda da yollar, beyazlı kırmızılı cesitli renklerde ve kapkara topraklar var
وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَاۤبِّ وَٱلۡأَنۡعَـٰمِ مُخۡتَلِفٌ أَلۡوَ ٰنُهُۥ كَذَ ٰلِكَۗ إِنَّمَا یَخۡشَى ٱللَّهَ مِنۡ عِبَادِهِ ٱلۡعُلَمَـٰۤؤُا۟ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِیزٌ غَفُورٌ
Yine insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da turlu renklileri vardır. Kulları icinde Allah'tan ancak alimler korkar. Suphe yok ki Allah cok gucludur. Hukum ve hikmet sahibidir
إِنَّ ٱلَّذِینَ یَتۡلُونَ كِتَـٰبَ ٱللَّهِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقۡنَـٰهُمۡ سِرࣰّا وَعَلَانِیَةࣰ یَرۡجُونَ تِجَـٰرَةࣰ لَّن تَبُورَ
Allah'ın kitabını okuyan, namazı kılan ve kendilerine verdigimiz rızıktan gizli ve acık olarak verenler, kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar
لِیُوَفِّیَهُمۡ أُجُورَهُمۡ وَیَزِیدَهُم مِّن فَضۡلِهِۦۤۚ إِنَّهُۥ غَفُورࣱ شَكُورࣱ
Cunku Allah mukafatlarını kendilerine tamamen odedikten baska, lutfundan onlara fazlasını da verecektir. Cunku O cok bagıslayıcı ve sukrun karsılıgını vericidir
وَٱلَّذِیۤ أَوۡحَیۡنَاۤ إِلَیۡكَ مِنَ ٱلۡكِتَـٰبِ هُوَ ٱلۡحَقُّ مُصَدِّقࣰا لِّمَا بَیۡنَ یَدَیۡهِۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِعِبَادِهِۦ لَخَبِیرُۢ بَصِیرࣱ
Kitaplar icinde sana vahyettigimiz kitap da kendinden oncekileri tasdik edici olmak uzere bir haktır. Suphe yok ki, Allah, kullarının butun hallerinden haberdardır ve her seyi gorendir
ثُمَّ أَوۡرَثۡنَا ٱلۡكِتَـٰبَ ٱلَّذِینَ ٱصۡطَفَیۡنَا مِنۡ عِبَادِنَاۖ فَمِنۡهُمۡ ظَالِمࣱ لِّنَفۡسِهِۦ وَمِنۡهُم مُّقۡتَصِدࣱ وَمِنۡهُمۡ سَابِقُۢ بِٱلۡخَیۡرَ ٰتِ بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ ذَ ٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَضۡلُ ٱلۡكَبِیرُ
Sonra biz o kitabı kullarımızdan suzup sectiklerimize miras bıraktık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta yolu tutan var, Allah'ın izniyle hayırlarda ileri gecenler var. Iste bu buyuk lutuftur
جَنَّـٰتُ عَدۡنࣲ یَدۡخُلُونَهَا یُحَلَّوۡنَ فِیهَا مِنۡ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبࣲ وَلُؤۡلُؤࣰاۖ وَلِبَاسُهُمۡ فِیهَا حَرِیرࣱ
Onlara Adn cennetleri vardır. Onlar oraya gireceklerdir. Orada altın bilezikler ve incilerle susleneceklerdir. Orada elbiseleri de ipektir
وَقَالُوا۟ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِیۤ أَذۡهَبَ عَنَّا ٱلۡحَزَنَۖ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورࣱ شَكُورٌ
Onlar orada soyle derler: "Hamd olsun Allah'a, bizden o uzuntuyu giderdi. Gercekten Rabbimiz cok bagıslayıcı ve sukrun karsılıgını vericidir
ٱلَّذِیۤ أَحَلَّنَا دَارَ ٱلۡمُقَامَةِ مِن فَضۡلِهِۦ لَا یَمَسُّنَا فِیهَا نَصَبࣱ وَلَا یَمَسُّنَا فِیهَا لُغُوبࣱ
Lutfundan bizi durulacak bir yurda kondurdu. Burada bize yorgunluk gelmeyecek, burada bize usanc gelmeyecektir
وَٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لَهُمۡ نَارُ جَهَنَّمَ لَا یُقۡضَىٰ عَلَیۡهِمۡ فَیَمُوتُوا۟ وَلَا یُخَفَّفُ عَنۡهُم مِّنۡ عَذَابِهَاۚ كَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی كُلَّ كَفُورࣲ
Inkar edenlere gelince, onlara cehennem atesi vardır. Hukum verilmez ki olsunler, kendilerinden biraz azab da hafifletilmez. Iste biz her nankoru boyle cezalandırırız
وَهُمۡ یَصۡطَرِخُونَ فِیهَا رَبَّنَاۤ أَخۡرِجۡنَا نَعۡمَلۡ صَـٰلِحًا غَیۡرَ ٱلَّذِی كُنَّا نَعۡمَلُۚ أَوَلَمۡ نُعَمِّرۡكُم مَّا یَتَذَكَّرُ فِیهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَاۤءَكُمُ ٱلنَّذِیرُۖ فَذُوقُوا۟ فَمَا لِلظَّـٰلِمِینَ مِن نَّصِیرٍ
Onlar, orada soyle feryad ederler: "Ey Rabbimiz! Bizleri cıkar, yapageldiklerimizden baska salih bir amel yapalım." (Onlara): "Size dusunecek olanın dusunecegi kadar bir omur vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmisti. O halde azabı tadın. Cunku zalimleri kurtaracak yoktur." (denir)
إِنَّ ٱللَّهَ عَـٰلِمُ غَیۡبِ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّهُۥ عَلِیمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
Suphe yok ki Allah, goklerin ve yerin gaybını bilir. Elbette o, sinelerin icinde olanları da bilir
هُوَ ٱلَّذِی جَعَلَكُمۡ خَلَـٰۤىِٕفَ فِی ٱلۡأَرۡضِۚ فَمَن كَفَرَ فَعَلَیۡهِ كُفۡرُهُۥۖ وَلَا یَزِیدُ ٱلۡكَـٰفِرِینَ كُفۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ إِلَّا مَقۡتࣰاۖ وَلَا یَزِیدُ ٱلۡكَـٰفِرِینَ كُفۡرُهُمۡ إِلَّا خَسَارࣰا
Sizi yeryuzunde halifeler yapan O'dur. Artık kim kufrederse, kufru kendi aleyhinedir. Kafirlerin kufurleri, Rablerinin katında kendilerine bugzdan baska bir sey artırmaz, kafirlerin kufurleri kendilerine zarardan baska bir sey artırmaz
قُلۡ أَرَءَیۡتُمۡ شُرَكَاۤءَكُمُ ٱلَّذِینَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِی مَاذَا خَلَقُوا۟ مِنَ ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ لَهُمۡ شِرۡكࣱ فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ أَمۡ ءَاتَیۡنَـٰهُمۡ كِتَـٰبࣰا فَهُمۡ عَلَىٰ بَیِّنَتࣲ مِّنۡهُۚ بَلۡ إِن یَعِدُ ٱلظَّـٰلِمُونَ بَعۡضُهُم بَعۡضًا إِلَّا غُرُورًا
De ki: "Gordunuz ya, Allah'ı bırakıp da tapmakta oldugunuz ortaklarınızı! Gosterin bana, yer yuzunden neyi yaratmıslardır?" Yoksa onların gok yuzunde bir ortaklıgı mı var? Yoksa biz kendilerine bir kitap vermisiz de ondan bir delil uzerinde mi bulunuyorlar? Hayır o zalimler, birbirlerine aldatmadan baska bir vaadde bulunmuyorlar
۞ إِنَّ ٱللَّهَ یُمۡسِكُ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ أَن تَزُولَاۚ وَلَىِٕن زَالَتَاۤ إِنۡ أَمۡسَكَهُمَا مِنۡ أَحَدࣲ مِّنۢ بَعۡدِهِۦۤۚ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِیمًا غَفُورࣰا
Dogrusu gokleri ve yeri yok oluvermekten, Allah tutuyor. Andolsun ki eger yok oluverirlerse, onları O'ndan baska kimse tutamaz. Gercekten O, cok yumusak davranır, cok bagıslayıcıdır
وَأَقۡسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَیۡمَـٰنِهِمۡ لَىِٕن جَاۤءَهُمۡ نَذِیرࣱ لَّیَكُونُنَّ أَهۡدَىٰ مِنۡ إِحۡدَى ٱلۡأُمَمِۖ فَلَمَّا جَاۤءَهُمۡ نَذِیرࣱ مَّا زَادَهُمۡ إِلَّا نُفُورًا
Olanca gucleriyle Allah'a yemin etmislerdi ki, kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse, mutlaka ilerideki ummetlerin herhagi birinden daha dogru yolda olacaklardı. Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldigi zaman bu, onların sırf urkuntuleriniartırdı
ٱسۡتِكۡبَارࣰا فِی ٱلۡأَرۡضِ وَمَكۡرَ ٱلسَّیِّىِٕۚ وَلَا یَحِیقُ ٱلۡمَكۡرُ ٱلسَّیِّئُ إِلَّا بِأَهۡلِهِۦۚ فَهَلۡ یَنظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ ٱلۡأَوَّلِینَۚ فَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَبۡدِیلࣰاۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَحۡوِیلًا
(Bu da) yeryuzunde bir kibirlenme ve bir suikast duzenidir. Halbuki fena duzen ancak sahibinin basına gecer. O halde oncekilerin kanunundan baska ne gozetiyorlar? Sen Allah'ın sunnetinde asla bir degisme bulamazsın. Sen Allah'ın sunnetinde asla bir baskalasma da bulamazsın
أَوَلَمۡ یَسِیرُوا۟ فِی ٱلۡأَرۡضِ فَیَنظُرُوا۟ كَیۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِینَ مِن قَبۡلِهِمۡ وَكَانُوۤا۟ أَشَدَّ مِنۡهُمۡ قُوَّةࣰۚ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِیُعۡجِزَهُۥ مِن شَیۡءࣲ فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَلَا فِی ٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَلِیمࣰا قَدِیرࣰا
Yeryuzunde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden oncekilerin sonu nasıl olmus? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Ne goklerde ve ne de yerde hicbir sey Allah'ı aciz bırakamaz. Cunku o her seyi bilendir, her seye kadir olandır
وَلَوۡ یُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِمَا كَسَبُوا۟ مَا تَرَكَ عَلَىٰ ظَهۡرِهَا مِن دَاۤبَّةࣲ وَلَـٰكِن یُؤَخِّرُهُمۡ إِلَىٰۤ أَجَلࣲ مُّسَمࣰّىۖ فَإِذَا جَاۤءَ أَجَلُهُمۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِعِبَادِهِۦ بَصِیرَۢا
Bununla beraber Allah, insanları kazandıkları (gunahlar) yuzunden hemen yakalayıverseydi, yeryuzunde hicbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir sureye kadar erteliyor. Nihayet ecelleri gelince geregini yapar. Suphe yok ki Allah, kullarını gormektedir