HakkımızdaGizlilikİletişim
İslam Gündemiİslama dair her şey...
Ana SayfaNamaz Vakitleri
Sureler ve MeallerKuran Öğren (Okunuş)Elif Ba AlfabesiAçıklamalı TefsirKuran Mealleri
Risale-i Nur KülliyatıHadis KütüphanesiMezhepler İlmihaliEsmaül Hüsna
İbadetler AnsiklopedisiGünlük DualarÇocuklara Özel İslamiyet
Dini Bilgiler (Blog)Muhafazakar Tatil ÖnerileriErkek Bebek İsimleriKız Bebek İsimleriDini Rüya TabirleriPeygamberimizSıkça Sorulan Dini Sorular
Kıble Bulucu (Pusula)Kaza Namazı & Hatim TakibiOnline ZikirmatikDini Günler TakvimiKaza Orucu Takip PaneliMiras Hesaplama (Ferâiz)Arapça Sözlük
/
/
İslam Gündemiİslama dair her şey...

Günlük ayet, hadis, namaz vakitleri, dini güncel haberler ve kapsamlı İslami içeriklerle manevi hayatınıza rehber oluyoruz. Doğru, tarafsız ve güvenilir bilgiler.

İlim, irfan ve iman yolunda

Kuran & İlim

  • Kuran-ı Kerim
  • Kuran Mealleri
  • Kuran Öğren
  • Elif Ba Alfabesi
  • Açıklamalı Tefsir
  • Hadis Kütüphanesi
  • Sahih-i Buhari
  • Sahih-i Müslim
  • Sünen-i Tirmizi
  • İslami Bebek İsimleri
  • 🎯 Günün İslami Sınavı
  • Ücretsiz İslami PDF'ler
  • Ebced Hesabı (İsim Analizi)
  • 🥫 Helal E-Kodu Tarayıcı
  • Online Hatim Dağıtımı
  • Risale-i Nur Külliyatı

İbadet & Yaşam

  • Namaz Vakitleri
  • Vakit Namazları Rekat
  • Kıble Bulucu (Pusula)
  • Kaza Namazı & Hatim Takibi
  • Online Zikirmatik
  • Kaza Orucu Takibi
  • Miras Hesaplama (Ferâiz)
  • Dualar ve Zikirler
  • 2027 Dini Günler Takvimi
  • 2027 Ramazan Ne Zaman?
  • 2027 Kurban Bayramı Ne Zaman?
  • 2027 Üç Aylar Ne Zaman?
  • Zekat Hesaplama
  • Arapça-Türkçe Sözlük
  • Sıkça Sorulan Sorular

Keşfet

  • Dini Bilgiler (Blog)
  • İslami Haberler
  • Dini Rüya Tabirleri
  • Kız Bebek İsimleri
  • Erkek Bebek İsimleri
  • Muhafazakar Tatil Önerileri
  • Esmaül Hüsna
  • Çocuklara Özel İslamiyet

Sorumluluk Reddi: Bu sitede yer alan içerikler bilgilendirme amaçlıdır. Dini konularda kesin hüküm için Diyanet İşleri Başkanlığı'na veya ehil din alimlerine danışılması tavsiye edilir.

HakkımızdaGizlilik PolitikasıKullanım ŞartlarıÇerez Politikasıİletişim
DİL
TR|EN|AR
© 2026 İslam Gündemi. Tüm hakları saklıdır.
Ana Sayfa
Kuran
Namaz
Hadisler
Mealler/Elmalılı Hamdi Yazır/Sebe' Suresi
34

Sebe' Suresi

سُورَةُ سَبَإٍ • 54 Ayet • Mekkî • Elmalılı Hamdi Yazır Meali

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla

1Sebe' Suresi, 1. Ayet

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِی لَهُۥ مَا فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَمَا فِی ٱلۡأَرۡضِ وَلَهُ ٱلۡحَمۡدُ فِی ٱلۡـَٔاخِرَةِۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِیمُ ٱلۡخَبِیرُ

Hamd, o Allah'ındır ki goklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur. Ahirette de hamd O'nundur. O hukum ve himet sahibidir, herseyden haberdardır

2Sebe' Suresi, 2. Ayet

یَعۡلَمُ مَا یَلِجُ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَمَا یَخۡرُجُ مِنۡهَا وَمَا یَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَاۤءِ وَمَا یَعۡرُجُ فِیهَاۚ وَهُوَ ٱلرَّحِیمُ ٱلۡغَفُورُ

Yere ne giriyor ve ondan ne cıkıyor, gokten ne iniyor ve ona ne cıkıyorsa (Allah) hepsini bilir. O cok merhamet edicidir. Cok bagıslayıcıdır

3Sebe' Suresi, 3. Ayet

وَقَالَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لَا تَأۡتِینَا ٱلسَّاعَةُۖ قُلۡ بَلَىٰ وَرَبِّی لَتَأۡتِیَنَّكُمۡ عَـٰلِمِ ٱلۡغَیۡبِۖ لَا یَعۡزُبُ عَنۡهُ مِثۡقَالُ ذَرَّةࣲ فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَلَا فِی ٱلۡأَرۡضِ وَلَاۤ أَصۡغَرُ مِن ذَ ٰ⁠لِكَ وَلَاۤ أَكۡبَرُ إِلَّا فِی كِتَـٰبࣲ مُّبِینࣲ

Inkar edenler: "Bize o kıyamet saati gelmez." dediler. De ki: "Hayır, oyle degil, gaybı bilen Rabbim hakkı icin kıyamet size mutlaka gelecektir. O'nun ilminden goklerde ve yerde zerre kadar bir sey kacmaz. Bundan daha kucuk ve daha buyuk ne varsa, hepsi muhakkak acık bir kitaptadır

4Sebe' Suresi, 4. Ayet

لِّیَجۡزِیَ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِۚ أُو۟لَـٰۤىِٕكَ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَرِزۡقࣱ كَرِیمࣱ

Cunku Allah iman edip iyi ameller isleyenlere mukafat verecektir. Iste onlar icin bir magfiret ve comertce verilmis bol rızık vardır

5Sebe' Suresi, 5. Ayet

وَٱلَّذِینَ سَعَوۡ فِیۤ ءَایَـٰتِنَا مُعَـٰجِزِینَ أُو۟لَـٰۤىِٕكَ لَهُمۡ عَذَابࣱ مِّن رِّجۡزٍ أَلِیمࣱ

Ayetlerimizi hukumsuz bırakmak icin yarısanlara gelince, onlar icin de pek kotu ve elem verici bir azab vardır

6Sebe' Suresi, 6. Ayet

وَیَرَى ٱلَّذِینَ أُوتُوا۟ ٱلۡعِلۡمَ ٱلَّذِیۤ أُنزِلَ إِلَیۡكَ مِن رَّبِّكَ هُوَ ٱلۡحَقَّ وَیَهۡدِیۤ إِلَىٰ صِرَ ٰ⁠طِ ٱلۡعَزِیزِ ٱلۡحَمِیدِ

Kendilerine ilim verilmis olanlar goruyorlar ki, Rabbinden sana indirilen Kur'an, hakkın kendisidir. O, gucune nihayet olmayan, her hamde layık bulunan Allah'ın yolunu gosteriyor

7Sebe' Suresi, 7. Ayet

وَقَالَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ هَلۡ نَدُلُّكُمۡ عَلَىٰ رَجُلࣲ یُنَبِّئُكُمۡ إِذَا مُزِّقۡتُمۡ كُلَّ مُمَزَّقٍ إِنَّكُمۡ لَفِی خَلۡقࣲ جَدِیدٍ

Boyle iken inkar edenler soyle dediler: "Siz oldukten sonra, didik didik parcalandıgınız vakit, yeniden bir yaratılıs icinde bulunacaksınız diye, size birtakım haberler veren kisiyi gosterelim mi

8Sebe' Suresi, 8. Ayet

أَفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَم بِهِۦ جِنَّةُۢۗ بَلِ ٱلَّذِینَ لَا یُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ فِی ٱلۡعَذَابِ وَٱلضَّلَـٰلِ ٱلۡبَعِیدِ

O, bir yalanı Allah'a iftira mı etti, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" Hayır, dogrusu ahirete inanmayanlar, derin bir sapıklıkla azab icindedirler

9Sebe' Suresi, 9. Ayet

أَفَلَمۡ یَرَوۡا۟ إِلَىٰ مَا بَیۡنَ أَیۡدِیهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُم مِّنَ ٱلسَّمَاۤءِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِن نَّشَأۡ نَخۡسِفۡ بِهِمُ ٱلۡأَرۡضَ أَوۡ نُسۡقِطۡ عَلَیۡهِمۡ كِسَفࣰا مِّنَ ٱلسَّمَاۤءِۚ إِنَّ فِی ذَ ٰ⁠لِكَ لَـَٔایَةࣰ لِّكُلِّ عَبۡدࣲ مُّنِیبࣲ

Ya gokten ve yerden onlerindekine ve arkalarındakine bir bakmazlar mı? Dilesek kendilerini yere geciriveririz. Yahut gokten uzerlerine parcalar dusuruveririz. Suphesiz bunda Allah'a yonelen (hakka gonul veren) her kul icin bir ibret vardır

10Sebe' Suresi, 10. Ayet

۞ وَلَقَدۡ ءَاتَیۡنَا دَاوُۥدَ مِنَّا فَضۡلࣰاۖ یَـٰجِبَالُ أَوِّبِی مَعَهُۥ وَٱلطَّیۡرَۖ وَأَلَنَّا لَهُ ٱلۡحَدِیدَ

Andolsun ki, biz Davud'a tarafımızdan bir fazilet verdik. "Ey daglar! Onunla beraber tesbih edin." dedik ve bunu kuslara da (emrettik) ve ona demiri yumusattık

11Sebe' Suresi, 11. Ayet

أَنِ ٱعۡمَلۡ سَـٰبِغَـٰتࣲ وَقَدِّرۡ فِی ٱلسَّرۡدِۖ وَٱعۡمَلُوا۟ صَـٰلِحًاۖ إِنِّی بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِیرࣱ

Bol bol zırhlar yap ve bicimlemede olcuyu gozet dedik. Siz de iyi isler yapın, cunku ben her yapacagınızı gozetiyorum

12Sebe' Suresi, 12. Ayet

وَلِسُلَیۡمَـٰنَ ٱلرِّیحَ غُدُوُّهَا شَهۡرࣱ وَرَوَاحُهَا شَهۡرࣱۖ وَأَسَلۡنَا لَهُۥ عَیۡنَ ٱلۡقِطۡرِۖ وَمِنَ ٱلۡجِنِّ مَن یَعۡمَلُ بَیۡنَ یَدَیۡهِ بِإِذۡنِ رَبِّهِۦۖ وَمَن یَزِغۡ مِنۡهُمۡ عَنۡ أَمۡرِنَا نُذِقۡهُ مِنۡ عَذَابِ ٱلسَّعِیرِ

Suleyman'ın emrine de ruzgarı verdik. Sabah gidisi bir aylık, aksam donusu bir aylık yol idi. Erimis bakır menbaını da ona sel gibi akıttık. Hem Rabbi'nin izniyle elinin altında cinlerden de calısan vardı. Onlardan da kim emrimizden dısarı cıkarsa ona ates azabından tattırırdık

13Sebe' Suresi, 13. Ayet

یَعۡمَلُونَ لَهُۥ مَا یَشَاۤءُ مِن مَّحَـٰرِیبَ وَتَمَـٰثِیلَ وَجِفَانࣲ كَٱلۡجَوَابِ وَقُدُورࣲ رَّاسِیَـٰتٍۚ ٱعۡمَلُوۤا۟ ءَالَ دَاوُۥدَ شُكۡرࣰاۚ وَقَلِیلࣱ مِّنۡ عِبَادِیَ ٱلشَّكُورُ

Onlar, ona mihrablar, timsaller (heykeller) ve havuzlar gibi canaklar ve sabit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Calısın ey Davud hanedanı, sukur icin calısın. Ama kullarım icinde sukreden azdır

14Sebe' Suresi, 14. Ayet

فَلَمَّا قَضَیۡنَا عَلَیۡهِ ٱلۡمَوۡتَ مَا دَلَّهُمۡ عَلَىٰ مَوۡتِهِۦۤ إِلَّا دَاۤبَّةُ ٱلۡأَرۡضِ تَأۡكُلُ مِنسَأَتَهُۥۖ فَلَمَّا خَرَّ تَبَیَّنَتِ ٱلۡجِنُّ أَن لَّوۡ كَانُوا۟ یَعۡلَمُونَ ٱلۡغَیۡبَ مَا لَبِثُوا۟ فِی ٱلۡعَذَابِ ٱلۡمُهِینِ

Ne zaman ki Suleyman'a olumu hukmettik, cinlere onun olumunu sezdiren olmadı. Yalnız bir guve bocegi yere dayandıgı asasını yiyordu. Bu sebeple Suleyman yere yıkılınca ortaya cıktı ki, cinler eger gaybı bilir olsalar o zilletli azab icinde bekleyip durmazlardı

15Sebe' Suresi, 15. Ayet

لَقَدۡ كَانَ لِسَبَإࣲ فِی مَسۡكَنِهِمۡ ءَایَةࣱۖ جَنَّتَانِ عَن یَمِینࣲ وَشِمَالࣲۖ كُلُوا۟ مِن رِّزۡقِ رَبِّكُمۡ وَٱشۡكُرُوا۟ لَهُۥۚ بَلۡدَةࣱ طَیِّبَةࣱ وَرَبٌّ غَفُورࣱ

Andolsun ki Sebe' kavmi icin oturdukları yerde bir ibret vardı: Sag ve soldan iki bahce! (onlara): "Rabbinizin rızkından yiyin de O'na sukredin, ne guzel bir belde ve cok bagıslayıcı bir Rab!" (denildi)

16Sebe' Suresi, 16. Ayet

فَأَعۡرَضُوا۟ فَأَرۡسَلۡنَا عَلَیۡهِمۡ سَیۡلَ ٱلۡعَرِمِ وَبَدَّلۡنَـٰهُم بِجَنَّتَیۡهِمۡ جَنَّتَیۡنِ ذَوَاتَیۡ أُكُلٍ خَمۡطࣲ وَأَثۡلࣲ وَشَیۡءࣲ مِّن سِدۡرࣲ قَلِیلࣲ

Fakat onlar (sukurden yuz cevirdiler) bakmadılar. Biz de uzerlerine Arim selini salıverdik ve o guzelim iki bahcelerini buruk yemisli, ılgınlık ve icinde biraz da sidir agacı bulunan iki harap bahceye cevirdik

17Sebe' Suresi, 17. Ayet

ذَ ٰ⁠لِكَ جَزَیۡنَـٰهُم بِمَا كَفَرُوا۟ۖ وَهَلۡ نُجَـٰزِیۤ إِلَّا ٱلۡكَفُورَ

Bunu onlara nankorluklerinin cezası yaptık ve biz hep boyle cok nankor olanları cezalandırırız

18Sebe' Suresi, 18. Ayet

وَجَعَلۡنَا بَیۡنَهُمۡ وَبَیۡنَ ٱلۡقُرَى ٱلَّتِی بَـٰرَكۡنَا فِیهَا قُرࣰى ظَـٰهِرَةࣰ وَقَدَّرۡنَا فِیهَا ٱلسَّیۡرَۖ سِیرُوا۟ فِیهَا لَیَالِیَ وَأَیَّامًا ءَامِنِینَ

Biz onlarla o bereket verdigimiz memleketler arasında, sırt sırta sehirler meydana getirmistik. Ve onlar da muntazam gidis gelis duzenledik. (Onlara): Buralarda gecelerce ve gunduzlerce emniyet icinde gezip yuruyun (dedik)

19Sebe' Suresi, 19. Ayet

فَقَالُوا۟ رَبَّنَا بَـٰعِدۡ بَیۡنَ أَسۡفَارِنَا وَظَلَمُوۤا۟ أَنفُسَهُمۡ فَجَعَلۡنَـٰهُمۡ أَحَادِیثَ وَمَزَّقۡنَـٰهُمۡ كُلَّ مُمَزَّقٍۚ إِنَّ فِی ذَ ٰ⁠لِكَ لَـَٔایَـٰتࣲ لِّكُلِّ صَبَّارࣲ شَكُورࣲ

Buna karsı onlar: "Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklastır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere cevirdik ve tamamen didik didik dagıttık. Suphesiz ki bunda cok sukredecek her sabırlı icin elbette ibretler vardır

20Sebe' Suresi, 20. Ayet

وَلَقَدۡ صَدَّقَ عَلَیۡهِمۡ إِبۡلِیسُ ظَنَّهُۥ فَٱتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِیقࣰا مِّنَ ٱلۡمُؤۡمِنِینَ

Yine yemin ederim ki, Iblis onlar hakkındaki zannını hakikaten dogru buldu da iclerinde muminlerden ibaret bir gruptan baskası ona uydular

21Sebe' Suresi, 21. Ayet

وَمَا كَانَ لَهُۥ عَلَیۡهِم مِّن سُلۡطَـٰنٍ إِلَّا لِنَعۡلَمَ مَن یُؤۡمِنُ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ مِمَّنۡ هُوَ مِنۡهَا فِی شَكࣲّۗ وَرَبُّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَیۡءٍ حَفِیظࣱ

Halbuki Iblis'in onlar uzerinde hicbir saltanat kudreti yoktu. Fakat biz ahirete imanı olanı belli edecek, ondan suphe icinde bulunandan ayırt edecektik. Oyle ya Rabb'in her seyi gozetleyendir

22Sebe' Suresi, 22. Ayet

قُلِ ٱدۡعُوا۟ ٱلَّذِینَ زَعَمۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ لَا یَمۡلِكُونَ مِثۡقَالَ ذَرَّةࣲ فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَلَا فِی ٱلۡأَرۡضِ وَمَا لَهُمۡ فِیهِمَا مِن شِرۡكࣲ وَمَا لَهُۥ مِنۡهُم مِّن ظَهِیرࣲ

De ki: "Allah'ı bırakıp da tanrı saydıgınız putlarınıza istediginiz kadar yalvarın. Onların ne goklerde, ne yerde zerre kadar gucleri yetmez. Onların, bunlarda bir ortaklıgı da yok. Allah'ın da onlardan bir yardımcısı yoktur

23Sebe' Suresi, 23. Ayet

وَلَا تَنفَعُ ٱلشَّفَـٰعَةُ عِندَهُۥۤ إِلَّا لِمَنۡ أَذِنَ لَهُۥۚ حَتَّىٰۤ إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمۡ قَالُوا۟ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمۡۖ قَالُوا۟ ٱلۡحَقَّۖ وَهُوَ ٱلۡعَلِیُّ ٱلۡكَبِیرُ

Allah'ın huzurunda sefaat da fayda vermez. Ancak izin verdigi kimseninki mustesna. Nihayet kalblerinden dehset giderildigi zaman "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. (Sefaat sahipleri de): "Hakkı soyledi" derler. O, her seyden yuksek ve buyuktur

24Sebe' Suresi, 24. Ayet

۞ قُلۡ مَن یَرۡزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضِۖ قُلِ ٱللَّهُۖ وَإِنَّاۤ أَوۡ إِیَّاكُمۡ لَعَلَىٰ هُدًى أَوۡ فِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینࣲ

De ki: "Size goklerden ve yerden rızık veren kimdir?" Yine de ki: "Allah'tır, herhalde ya biz, ya da siz mutlak bir hidayet uzerindeyiz veya acık bir sapıklık icindeyiz

25Sebe' Suresi, 25. Ayet

قُل لَّا تُسۡـَٔلُونَ عَمَّاۤ أَجۡرَمۡنَا وَلَا نُسۡـَٔلُ عَمَّا تَعۡمَلُونَ

De ki: "Siz bizim yaptıgımız gunahlardan sorumlu tutulmazsınız. Biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız

26Sebe' Suresi, 26. Ayet

قُلۡ یَجۡمَعُ بَیۡنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ یَفۡتَحُ بَیۡنَنَا بِٱلۡحَقِّ وَهُوَ ٱلۡفَتَّاحُ ٱلۡعَلِیمُ

De ki: "Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hak hukmu ile aramızı ayıracaktır. Asıl hukum veren ve her seyi bilen O'dur

27Sebe' Suresi, 27. Ayet

قُلۡ أَرُونِیَ ٱلَّذِینَ أَلۡحَقۡتُم بِهِۦ شُرَكَاۤءَۖ كَلَّاۚ بَلۡ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡعَزِیزُ ٱلۡحَكِیمُ

De ki: "O'na ortak diye takıstırdıklarınızı bana gosterin bakayım! Hayır, oyle sey yoktur, dogrusu guclu ve hikmet sahibi olan ancak Allah'tır

28Sebe' Suresi, 28. Ayet

وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَـٰكَ إِلَّا كَاۤفَّةࣰ لِّلنَّاسِ بَشِیرࣰا وَنَذِیرࣰا وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا یَعۡلَمُونَ

Biz seni ancak butun insanlara bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak gonderdik. Fakat insanların cogu bilmezler

29Sebe' Suresi, 29. Ayet

وَیَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ

Ve: "Eger gercekciyseniz bu vaad ne zaman olacak?" diyorlar

30Sebe' Suresi, 30. Ayet

قُل لَّكُم مِّیعَادُ یَوۡمࣲ لَّا تَسۡتَـٔۡخِرُونَ عَنۡهُ سَاعَةࣰ وَلَا تَسۡتَقۡدِمُونَ

De ki: "Size vaad edilen oyle bir gundur ki, ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri gecebilirsiniz

31Sebe' Suresi, 31. Ayet

وَقَالَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لَن نُّؤۡمِنَ بِهَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ وَلَا بِٱلَّذِی بَیۡنَ یَدَیۡهِۗ وَلَوۡ تَرَىٰۤ إِذِ ٱلظَّـٰلِمُونَ مَوۡقُوفُونَ عِندَ رَبِّهِمۡ یَرۡجِعُ بَعۡضُهُمۡ إِلَىٰ بَعۡضٍ ٱلۡقَوۡلَ یَقُولُ ٱلَّذِینَ ٱسۡتُضۡعِفُوا۟ لِلَّذِینَ ٱسۡتَكۡبَرُوا۟ لَوۡلَاۤ أَنتُمۡ لَكُنَّا مُؤۡمِنِینَ

Kafirler: "Biz ne bu Kur'an'a inanırız, ne de ondan oncekilere." dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rablerinin huzuruna durduruldukları zaman, birbirlerine soz atarken bir gorsen! Bir taraftan zayıf dusurulenler, o buyukluk taslayanlara: "Siz olmasaydınız biz mutlaka mumin olurduk" derler

32Sebe' Suresi, 32. Ayet

قَالَ ٱلَّذِینَ ٱسۡتَكۡبَرُوا۟ لِلَّذِینَ ٱسۡتُضۡعِفُوۤا۟ أَنَحۡنُ صَدَدۡنَـٰكُمۡ عَنِ ٱلۡهُدَىٰ بَعۡدَ إِذۡ جَاۤءَكُمۖ بَلۡ كُنتُم مُّجۡرِمِینَ

Diger taraftan buyukluk taslayanlar, zayıf dusurulenlere: "Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi cevirdik? Hayır, siz kendiniz sucluydunuz." derler

33Sebe' Suresi, 33. Ayet

وَقَالَ ٱلَّذِینَ ٱسۡتُضۡعِفُوا۟ لِلَّذِینَ ٱسۡتَكۡبَرُوا۟ بَلۡ مَكۡرُ ٱلَّیۡلِ وَٱلنَّهَارِ إِذۡ تَأۡمُرُونَنَاۤ أَن نَّكۡفُرَ بِٱللَّهِ وَنَجۡعَلَ لَهُۥۤ أَندَادࣰاۚ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلۡعَذَابَۚ وَجَعَلۡنَا ٱلۡأَغۡلَـٰلَ فِیۤ أَعۡنَاقِ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ۖ هَلۡ یُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كَانُوا۟ یَعۡمَلُونَ

O zayıf dusurulenler de o buyukluk taslayanlara: "Hayır, (isiniz) gece, gunduz hilekarlıktı. Cunku siz bize Allah'ı inkar etmemizi ve O'na es kosmamızı emrediyordunuz." derler. Bunlar azabı gordukleri zaman iclerinden pismanlık getirmektedirler. Biz de o kafirlerin boyunlarına demir halkalar gecirmisizdir. Onlar sadece yaptıklarının cezasını cekiyorlardır

34Sebe' Suresi, 34. Ayet

وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَا فِی قَرۡیَةࣲ مِّن نَّذِیرٍ إِلَّا قَالَ مُتۡرَفُوهَاۤ إِنَّا بِمَاۤ أُرۡسِلۡتُم بِهِۦ كَـٰفِرُونَ

Biz herhangi bir memlekete tehlikeyi haber veren bir uyarıcı gonderdikse, mutlaka oranın refah ile sımartılmıs olanları: "Biz sizin gonderildiginiz seyleri tanımayız." dediler

35Sebe' Suresi, 35. Ayet

وَقَالُوا۟ نَحۡنُ أَكۡثَرُ أَمۡوَ ٰ⁠لࣰا وَأَوۡلَـٰدࣰا وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِینَ

Ve yine dediler ki: "Biz malca da daha coguz, evlatca da, bize azab edilmez

36Sebe' Suresi, 36. Ayet

قُلۡ إِنَّ رَبِّی یَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن یَشَاۤءُ وَیَقۡدِرُ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا یَعۡلَمُونَ

De ki: "Rabbim rızkı diledigine genisletir, diledigine sıkar. Fakat insanların cogu bilmezler

37Sebe' Suresi, 37. Ayet

وَمَاۤ أَمۡوَ ٰ⁠لُكُمۡ وَلَاۤ أَوۡلَـٰدُكُم بِٱلَّتِی تُقَرِّبُكُمۡ عِندَنَا زُلۡفَىٰۤ إِلَّا مَنۡ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحࣰا فَأُو۟لَـٰۤىِٕكَ لَهُمۡ جَزَاۤءُ ٱلضِّعۡفِ بِمَا عَمِلُوا۟ وَهُمۡ فِی ٱلۡغُرُفَـٰتِ ءَامِنُونَ

Halbuki sizi huzurumuza yaklastıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız degildir. Ancak iman edip de salih amel isleyenlere gelince, iste onların amellerine karsı kendilerine kat kat mukafat vardır. Onlar cennet kosklerinde emniyet icindedirler

38Sebe' Suresi, 38. Ayet

وَٱلَّذِینَ یَسۡعَوۡنَ فِیۤ ءَایَـٰتِنَا مُعَـٰجِزِینَ أُو۟لَـٰۤىِٕكَ فِی ٱلۡعَذَابِ مُحۡضَرُونَ

Ayetlerimizi hukumsuz bırakmak icin yarısanlara gelince, iste onlar Hakk'ın huzuruna azab icinde getirileceklerdir

39Sebe' Suresi, 39. Ayet

قُلۡ إِنَّ رَبِّی یَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن یَشَاۤءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ وَیَقۡدِرُ لَهُۥۚ وَمَاۤ أَنفَقۡتُم مِّن شَیۡءࣲ فَهُوَ یُخۡلِفُهُۥۖ وَهُوَ خَیۡرُ ٱلرَّ ٰ⁠زِقِینَ

De ki: "Gercekten Rabbim kullarından diledigi kimseye rızkı hem genisletir, hem daraltır. Her neyi hayra harcarsanız O, onun yerine baskasını verir. Hem O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

40Sebe' Suresi, 40. Ayet

وَیَوۡمَ یَحۡشُرُهُمۡ جَمِیعࣰا ثُمَّ یَقُولُ لِلۡمَلَـٰۤىِٕكَةِ أَهَـٰۤؤُلَاۤءِ إِیَّاكُمۡ كَانُوا۟ یَعۡبُدُونَ

O gun Allah, onları hep birlikte mahsere toplayacak, sonra meleklere: "Sunlar size mi tapıyorlardı?" diyecektir

41Sebe' Suresi, 41. Ayet

قَالُوا۟ سُبۡحَـٰنَكَ أَنتَ وَلِیُّنَا مِن دُونِهِمۖ بَلۡ كَانُوا۟ یَعۡبُدُونَ ٱلۡجِنَّۖ أَكۡثَرُهُم بِهِم مُّؤۡمِنُونَ

Onlar da: "Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karsı sıgınacak velimiz sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Cogu onlara inanmıslardı." diyecekler

42Sebe' Suresi, 42. Ayet

فَٱلۡیَوۡمَ لَا یَمۡلِكُ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضࣲ نَّفۡعࣰا وَلَا ضَرࣰّا وَنَقُولُ لِلَّذِینَ ظَلَمُوا۟ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّتِی كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

Iste o gun birbirinize ne bir menfaate, ne de bir zarara sahip olabilirsiniz. Ve biz o zulmedenlere: "Tadın bakalım o yalan deyip durdugunuz atesin azabını!" deriz

43Sebe' Suresi, 43. Ayet

وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَیۡهِمۡ ءَایَـٰتُنَا بَیِّنَـٰتࣲ قَالُوا۟ مَا هَـٰذَاۤ إِلَّا رَجُلࣱ یُرِیدُ أَن یَصُدَّكُمۡ عَمَّا كَانَ یَعۡبُدُ ءَابَاۤؤُكُمۡ وَقَالُوا۟ مَا هَـٰذَاۤ إِلَّاۤ إِفۡكࣱ مُّفۡتَرࣰىۚ وَقَالَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لِلۡحَقِّ لَمَّا جَاۤءَهُمۡ إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِینࣱ

Karsılarında acık deliller halinde ayetlerimiz okundugu zaman o zalimler: "Bu, baska degil, sırf sizi atalarınızın taptıgı tanrılardan men etmek isteyen bir adam." dediler. Ve: "Bu (Kur'an), baska bir sey degil, sırf uydurulmus bir iftira" dediler. O kafirler, hak kendilerine geldigi zaman: "Bu apacık bir sihirden baska bir sey degil." dediler

44Sebe' Suresi, 44. Ayet

وَمَاۤ ءَاتَیۡنَـٰهُم مِّن كُتُبࣲ یَدۡرُسُونَهَاۖ وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَاۤ إِلَیۡهِمۡ قَبۡلَكَ مِن نَّذِیرࣲ

Halbuki biz onlara oyle ders alacakları kitaplar gondermedik. Kendilerine senden once bir uyarıcı da gondermedik

45Sebe' Suresi, 45. Ayet

وَكَذَّبَ ٱلَّذِینَ مِن قَبۡلِهِمۡ وَمَا بَلَغُوا۟ مِعۡشَارَ مَاۤ ءَاتَیۡنَـٰهُمۡ فَكَذَّبُوا۟ رُسُلِیۖ فَكَیۡفَ كَانَ نَكِیرِ

Onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Hem bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine eremediler. Peygamberlerimi yalanladılar, ama beni inkar edisin sonu nasıl oldu

46Sebe' Suresi, 46. Ayet

۞ قُلۡ إِنَّمَاۤ أَعِظُكُم بِوَ ٰ⁠حِدَةٍۖ أَن تَقُومُوا۟ لِلَّهِ مَثۡنَىٰ وَفُرَ ٰ⁠دَىٰ ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا۟ۚ مَا بِصَاحِبِكُم مِّن جِنَّةٍۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا نَذِیرࣱ لَّكُم بَیۡنَ یَدَیۡ عَذَابࣲ شَدِیدࣲ

De ki: "Size sadece bir tek nasihat edecegim. Soyle ki: Allah icin ikiser, ucer ve teker teker kalkarsınız, sonra da iyi dusunursunuz." Arkadasınızda (peygamberde) delilikten eser yoktur. O, yalnız siddetli bir azabın onunde, sizi sakındıracak bir peygaberdir

47Sebe' Suresi, 47. Ayet

قُلۡ مَا سَأَلۡتُكُم مِّنۡ أَجۡرࣲ فَهُوَ لَكُمۡۖ إِنۡ أَجۡرِیَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَیۡءࣲ شَهِیدࣱ

De ki: "Ben sizden herhangi bir ucret istemem, O sizin icindir. Benim ecrim ancak Allah'a aittir. O, her seye sahittir

48Sebe' Suresi, 48. Ayet

قُلۡ إِنَّ رَبِّی یَقۡذِفُ بِٱلۡحَقِّ عَلَّـٰمُ ٱلۡغُیُوبِ

De ki: "Gercekten Rabbim, hakkı yerli yerine koyar. O, gaybları hakkıyla bilendir

49Sebe' Suresi, 49. Ayet

قُلۡ جَاۤءَ ٱلۡحَقُّ وَمَا یُبۡدِئُ ٱلۡبَـٰطِلُ وَمَا یُعِیدُ

De ki: "Hak geldi, batılın onu de kalmaz, sonu da

50Sebe' Suresi, 50. Ayet

قُلۡ إِن ضَلَلۡتُ فَإِنَّمَاۤ أَضِلُّ عَلَىٰ نَفۡسِیۖ وَإِنِ ٱهۡتَدَیۡتُ فَبِمَا یُوحِیۤ إِلَیَّ رَبِّیۤۚ إِنَّهُۥ سَمِیعࣱ قَرِیبࣱ

De ki: "Eger ben yanılırsam, yalnız kendi adıma yanılırım. Ve eger hidayeti bulmussam, bilinmeli ki Rabbimin bana vahiy vermesiyledir. Cunku O, yakındır, isitir, isittirir

51Sebe' Suresi, 51. Ayet

وَلَوۡ تَرَىٰۤ إِذۡ فَزِعُوا۟ فَلَا فَوۡتَ وَأُخِذُوا۟ مِن مَّكَانࣲ قَرِیبࣲ

Onları telasa dustukleri zaman gorsen: Artık kacamak yoktur. Yakın yerden yakalanmıslardır

52Sebe' Suresi, 52. Ayet

وَقَالُوۤا۟ ءَامَنَّا بِهِۦ وَأَنَّىٰ لَهُمُ ٱلتَّنَاوُشُ مِن مَّكَانِۭ بَعِیدࣲ

Ve: "O'na iman ettik" demektedirler. Fakat onlar icin (ahiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ulasabilmek) nerede

53Sebe' Suresi, 53. Ayet

وَقَدۡ كَفَرُوا۟ بِهِۦ مِن قَبۡلُۖ وَیَقۡذِفُونَ بِٱلۡغَیۡبِ مِن مَّكَانِۭ بَعِیدࣲ

Halbuki daha once (dunyada) O'nu inkar etmislerdi. Uzak yerden gayba tas atıyorlardı

54Sebe' Suresi, 54. Ayet

وَحِیلَ بَیۡنَهُمۡ وَبَیۡنَ مَا یَشۡتَهُونَ كَمَا فُعِلَ بِأَشۡیَاعِهِم مِّن قَبۡلُۚ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ فِی شَكࣲّ مُّرِیبِۭ

Artık kendileriyle arzularının arasına set cekilmistir. Tıpkı bundan once benzerlerine yapıldıgı gibi. Cunku hepsi iskilli bir suphe icinde bulunuyorlardı

Ahzâb SuresiFâtır Suresi