İslam Gündemi

Cesaret (Şecaat) Arapça Ne Demek?(Cesaret (Şecaat) Anlamı)

شَجَاعَة

shajaa

Kök: ش ج ع

isimahlak

Cesaret (Şecaat) Şecaat, hak için ayağa kalkma, hakikati söyleme ve korku karşısında geri adım atmama erdemidir. İslam'da cesaret hem fiziksel mücadelede hem de adaleti savunmada gösterilir. Hz. Ali'nin ruhsuz miğfersiz savaşması ve Hz. Ebu Bekir'in Hz. Peygamber'i savunmak için herkesten önce ortaya çıkması şecaatin en güzel örnekleridir. Zulme karşı söz söylemek en büyük cesaret olarak tanımlanmıştır.

Cesaret (Şecaat) Hakkında Sık Sorulan Sorular

Cesaret (Şecaat) ne demek?

Şecaat, hak için ayağa kalkma, hakikati söyleme ve korku karşısında geri adım atmama erdemidir. İslam'da cesaret hem fiziksel mücadelede hem de adaleti savunmada gösterilir. Hz. Ali'nin ruhsuz miğfersiz savaşması ve Hz. Ebu Bekir'in Hz. Peygamber'i savunmak için herkesten önce ortaya çıkması şecaatin en güzel örnekleridir. Zulme karşı söz söylemek en büyük cesaret olarak tanımlanmıştır.

Cesaret (Şecaat) kelimesinin Arapça kökü nedir?

Cesaret (Şecaat) kelimesinin kök harfleri ش ج ع'dir.

Bu sayfanın İngilizce versiyonu:Shaja'a (Courage) →

İlgili Kelimeler

إِحْسَان

İhsan

İhsan, Allah'ı görüyor gibi ibadet etmek, her işi güzel ve eksiksiz yapmaktır. Cebrail hadisinde Hz. Peygamber şöyle tanımlar: "Allah'ı görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyor olsan da O seni görmektedir." İmanın en yüksek mertebesi sayılır.

تَوْبَة

Tövbe

Tövbe, işlenen günahtan pişmanlık duyup Allah'a dönmek, günahı bırakmak ve bir daha yapmamaya azmetmektir. Kuran'da 87 kez geçen tövbe, Allah'ın en sevdiği amellerden biridir. Şartları; pişmanlık, günahı terk etmek ve bir daha yapmamaya kesin karar vermektir. Kul hakkı varsa onu da iade etmek gerekir.

صَبْر

Sabır

Sabır, sıkıntı ve musibetlere Allah'ın rızası için katlanmak, haramlardan uzak durmak ve ibadetleri eksiksiz yapmak demektir. Kuran'da 90 kez geçen sabır; musibetlere sabır, haramlara sabır ve ibadetlere sabır olmak üzere üç kısımda incelenir. Allah, sabredenlerle birlikte olduğunu bildirmiştir.

زُهْد

Zühd

Zühd, dünyaya gereğinden fazla bağlanmamak, dünya nimetlerine kalben rağbet etmemek demektir. Dünyayı terk etmek ya da fakirleşmek değil; kalbi dünyadan azade kılmaktır. Tasavvufun temel kavramlarından biri olan zühd, âhirete yönelik yaşamayı ve geçici olana değil ebedî olana önem vermeyi ifade eder.

شُكْر

Şükür

Şükür, Allah'ın nimetlerini kalp ile kabul etmek, dil ile beyan etmek ve organlarla yerine getirmektir. Kuran'da 75 kez geçen şükür, sabrın kardeşi olarak tanımlanır. "Şükrederseniz nimetimi artırırım" ayeti, şükrün değerini ortaya koyar. Nankörlük ise nimeti kaybetmeye sebep olur.

تَوَاضُع

Tevazu

Tevazu, alçakgönüllülük, kibir ve büyüklenmeden uzak durmaktır. İslam ahlakının en temel erdemlerinden biri olan tevazu, övünç vesilesi olmayan ancak değer ifade eden bir huydur. Hz. Peygamber, "Allah mütevazıları yükseltir" buyurmuştur. Kibrin zıddı olan tevazu, hem Allah'a hem insanlara karşı sergilenir.