İslam Gündemi
Oruç Hükümleri

Oruç fidyesi nedir? Kimler fidye verir?

Detaylı Fıkhi Cevap

İyileşme ümidi olmayan kronik hastalar veya çok yaşlı olup oruç tutmaya güç yetiremeyen kimseler, tutamadıkları her gün için bir fidye verirler. Fidye miktarı, bir kişinin bir günlük doyumluk yemek bedelidir (fitre miktarı kadardır). Eğer kişi ileride iyileşirse, verdiği fidyeler sadaka sayılır ve tutamadığı oruçları kaza etmesi gerekir. Maddi durumu fidye vermeye elverişli olmayanlar ise sadece istiğfar ederler.

Oruç İbadetinde Temel Fıkhi Kaide

İslam fıkhında orucu bozan haller temel olarak "vücuda tabii menfezlerden (ağız, burun gibi) besin veya keyif verici bir maddenin girmesi" ilkesine dayanır. Vücuttan çıkan maddeler kural olarak orucu bozmazken, vücuda giren gıdalar orucu bozar. Şüpheli durumlarda imkan varsa işlemi iftardan sonraya tehir etmek takvaya en uygun davranıştır.

Dinî hükümlerde şüpheye düşüldüğünde kişinin kendi mezhebinin mutemet fıkıh kitaplarına başvurması veya uzman müftülüklere danışması en sağlıklı yoldur. Zaruret hallerinde İslam fıkhının tanıdığı meşru kolaylıklardan (ruhsat) faydalanılabilir.

Konuyla İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Oruç fidyesi nedir? Kimler fidye verir?

İyileşme ümidi olmayan kronik hastalar veya çok yaşlı olup oruç tutmaya güç yetiremeyen kimseler, tutamadıkları her gün için bir fidye verirler. Fidye miktarı, bir kişinin bir günlük doyumluk yemek bedelidir (fitre miktarı kadardır). Eğer kişi ileride iyileşirse, verdiği fidyeler sadaka sayılır ve tutamadığı oruçları kaza etmesi gerekir. Maddi durumu fidye vermeye elverişli olmayanlar ise sadece istiğfar ederler.

Bu hükümde mezhepler arasında farklılık var mıdır?

Temel ibadetlerde Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleri genel esaslarda ittifak halindedir. Bazı tali meselelerde delillerin yorumlanma biçimine göre farklı içtihatlar bulunabilir; bu farklılıklar müminler için bir zenginlik ve rahmet vesilesidir.

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Kararları, Kütüb-i Sitte hadis külliyatı ve muteber Ehl-i Sünnet fıkıh kaynakları referans alınmıştır. En doğrusunu Allah (c.c.) bilir.