İslam Gündemi
Oruç Hükümleri

Göz damlası kullanmak orucu bozar mı?

Detaylı Fıkhi Cevap

Tıbbi bir zorunluluk gereği göze damlatılan ilaçlar orucu bozmaz. Bunun temel sebebi, göz kanallarının yemek borusuyla doğrudan bir beslenme yolu oluşturmamasıdır. Göze damlatılan ilacın miktarı çok azdır ve bu ilacın bir kısmının göz kanalları vasıtasıyla boğaza ulaşma ihtimali olsa da, bu miktar "af" kapsamında değerlendirilmiştir. Dolayısıyla göz hastaları tedavilerine ara vermeden oruçlarını tutabilirler.

Oruç İbadetinde Temel Fıkhi Kaide

İslam fıkhında orucu bozan haller temel olarak "vücuda tabii menfezlerden (ağız, burun gibi) besin veya keyif verici bir maddenin girmesi" ilkesine dayanır. Vücuttan çıkan maddeler kural olarak orucu bozmazken, vücuda giren gıdalar orucu bozar. Şüpheli durumlarda imkan varsa işlemi iftardan sonraya tehir etmek takvaya en uygun davranıştır.

Dinî hükümlerde şüpheye düşüldüğünde kişinin kendi mezhebinin mutemet fıkıh kitaplarına başvurması veya uzman müftülüklere danışması en sağlıklı yoldur. Zaruret hallerinde İslam fıkhının tanıdığı meşru kolaylıklardan (ruhsat) faydalanılabilir.

Konuyla İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Göz damlası kullanmak orucu bozar mı?

Tıbbi bir zorunluluk gereği göze damlatılan ilaçlar orucu bozmaz. Bunun temel sebebi, göz kanallarının yemek borusuyla doğrudan bir beslenme yolu oluşturmamasıdır. Göze damlatılan ilacın miktarı çok azdır ve bu ilacın bir kısmının göz kanalları vasıtasıyla boğaza ulaşma ihtimali olsa da, bu miktar "af" kapsamında değerlendirilmiştir. Dolayısıyla göz hastaları tedavilerine ara vermeden oruçlarını tutabilirler.

Bu hükümde mezhepler arasında farklılık var mıdır?

Temel ibadetlerde Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleri genel esaslarda ittifak halindedir. Bazı tali meselelerde delillerin yorumlanma biçimine göre farklı içtihatlar bulunabilir; bu farklılıklar müminler için bir zenginlik ve rahmet vesilesidir.

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Kararları, Kütüb-i Sitte hadis külliyatı ve muteber Ehl-i Sünnet fıkıh kaynakları referans alınmıştır. En doğrusunu Allah (c.c.) bilir.