سُورَةُ المُدَّثِّرِ • 56 Ayet • Mekkî • Elmalılı Hamdi Yazır Meali
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ یَـٰۤأَیُّهَا ٱلۡمُدَّثِّرُ
Ey ortusune burunen (Peygamber)
قُمۡ فَأَنذِرۡ
Kalk artık uyar
وَرَبَّكَ فَكَبِّرۡ
Sadece Rabbini yucelt
وَثِیَابَكَ فَطَهِّرۡ
Elbiseni temizle
وَٱلرُّجۡزَ فَٱهۡجُرۡ
Pislikten sakın
وَلَا تَمۡنُن تَسۡتَكۡثِرُ
Yaptıgını cok gorerek basa kakma
وَلِرَبِّكَ فَٱصۡبِرۡ
Rabbin icin sabret
فَإِذَا نُقِرَ فِی ٱلنَّاقُورِ
O sura uflendigi zaman
فَذَ ٰلِكَ یَوۡمَىِٕذࣲ یَوۡمٌ عَسِیرٌ
Iste o gun pek zorlu bir gundur
عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِینَ غَیۡرُ یَسِیرࣲ
Kafirler icin hic kolay degildir
ذَرۡنِی وَمَنۡ خَلَقۡتُ وَحِیدࣰا
Tek olarak yarattıgım o kimseyi bana bırak
وَجَعَلۡتُ لَهُۥ مَالࣰا مَّمۡدُودࣰا
Hem ona bol servet verdim
وَبَنِینَ شُهُودࣰا
Hem goz onunde ogullar verdim
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمۡهِیدࣰا
Hem ona buyuk imkanlar sagladım
ثُمَّ یَطۡمَعُ أَنۡ أَزِیدَ
Sonra da siddetle arzu eder ki daha da artırayım
كَلَّاۤۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔایَـٰتِنَا عَنِیدࣰا
Hayır, cunku o bizim ayetlerimize karsı bir inatcı kesildi
سَأُرۡهِقُهُۥ صَعُودًا
Ben onu dimdik bir yokusa sardıracagım
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
Cunku o bir dusundu, olctu, bicti
فَقُتِلَ كَیۡفَ قَدَّرَ
Kahrolası nasıl da olctu, bicti
ثُمَّ قُتِلَ كَیۡفَ قَدَّرَ
Yine kahrolası, nasıl olctu bicti
ثُمَّ نَظَرَ
Sonra baktı
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
Sonra kasını cattı, surat astı
ثُمَّ أَدۡبَرَ وَٱسۡتَكۡبَرَ
Sonra arkasını dondu ve buyukluk tasladı
فَقَالَ إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا سِحۡرࣱ یُؤۡثَرُ
Bu, dedi, baska degil ogretilegelen bir sihirdir
إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ
Bu, sadece bir insan sozudur
سَأُصۡلِیهِ سَقَرَ
Ben onu Sekar'a (cehenneme) sokacagım
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ
Bilir misin sen, nedir o sekar
لَا تُبۡقِی وَلَا تَذَرُ
Ne geriye bir sey kor, ne bırakır
لَوَّاحَةࣱ لِّلۡبَشَرِ
Durmadan derileri kavurur
عَلَیۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ
Uzerinde ondokuz (melek) vardır
وَمَا جَعَلۡنَاۤ أَصۡحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰۤىِٕكَةࣰۖ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةࣰ لِّلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لِیَسۡتَیۡقِنَ ٱلَّذِینَ أُوتُوا۟ ٱلۡكِتَـٰبَ وَیَزۡدَادَ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوۤا۟ إِیمَـٰنࣰا وَلَا یَرۡتَابَ ٱلَّذِینَ أُوتُوا۟ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَلِیَقُولَ ٱلَّذِینَ فِی قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ وَٱلۡكَـٰفِرُونَ مَاذَاۤ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلࣰاۚ كَذَ ٰلِكَ یُضِلُّ ٱللَّهُ مَن یَشَاۤءُ وَیَهۡدِی مَن یَشَاۤءُۚ وَمَا یَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِیَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ
Biz o atesin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kafirler icin bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve muminler supheye dusmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Iste boyle, Allah diledigini sasırtır, diledigini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar icin uyarıdan baska bir sey degildir
كَلَّا وَٱلۡقَمَرِ
Hayır, andolsun aya
وَٱلَّیۡلِ إِذۡ أَدۡبَرَ
Dondugu an o geceye
وَٱلصُّبۡحِ إِذَاۤ أَسۡفَرَ
Ve actıgı sıra o sabaha
إِنَّهَا لَإِحۡدَى ٱلۡكُبَرِ
Kuskusuz o Sekar, buyuk belalardan biridir
نَذِیرࣰا لِّلۡبَشَرِ
Uyarmak icin insanları
لِمَن شَاۤءَ مِنكُمۡ أَن یَتَقَدَّمَ أَوۡ یَتَأَخَّرَ
Icinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri
كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِینَةٌ
Her nefis kendi kazancına baglıdır
إِلَّاۤ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡیَمِینِ
Ancak amel defterleri sagından verilenler haric
فِی جَنَّـٰتࣲ یَتَسَاۤءَلُونَ
Onlar cennettedirler, sorup dururlar
عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِینَ
Sucluların durumunu
مَا سَلَكَكُمۡ فِی سَقَرَ
Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye
قَالُوا۟ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّینَ
Suclular der ki: "Biz namaz kılanlardan degildik
وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِینَ
Yoksula da yedirmezdik
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَاۤىِٕضِینَ
Bos seylere dalanlarla dalar giderdik
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِیَوۡمِ ٱلدِّینِ
Ceza gununu yalanlardık
حَتَّىٰۤ أَتَىٰنَا ٱلۡیَقِینُ
Nihayet bize olum gelip cattı
فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَـٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِینَ
Artık onlara sefaatcilerin sefaatı fayda vermez
فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِینَ
Simdi o Kur'an'dan yuz cevirirlerken ne mazeretleri var
كَأَنَّهُمۡ حُمُرࣱ مُّسۡتَنفِرَةࣱ
Sanki onlar urkmus yaban esekleri
فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ
Arslandan kacmaktalar
بَلۡ یُرِیدُ كُلُّ ٱمۡرِئࣲ مِّنۡهُمۡ أَن یُؤۡتَىٰ صُحُفࣰا مُّنَشَّرَةࣰ
Hayır, onlardan her kisi kendisine acılmıs sayfalar verilmesini istiyor
كَلَّاۖ بَل لَّا یَخَافُونَ ٱلۡـَٔاخِرَةَ
Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar
كَلَّاۤ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةࣱ
Hayır, hayır, O kur'an kuskusuz bir oguttur
فَمَن شَاۤءَ ذَكَرَهُۥ
Dileyen onu dusunur
وَمَا یَذۡكُرُونَ إِلَّاۤ أَن یَشَاۤءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ
Bununla beraber Allah dilemedikce onlar ogut alamazlar. Koruyacak da O'dur, bagıslayacak da