HakkımızdaGizlilikİletişim
İslam Gündemiİslama dair her şey...
Ana SayfaNamaz Vakitleri
Sureler ve MeallerKuran Öğren (Okunuş)Elif Ba AlfabesiAçıklamalı TefsirKuran Mealleri
Risale-i Nur KülliyatıHadis KütüphanesiMezhepler İlmihaliEsmaül Hüsna
İbadetler AnsiklopedisiGünlük DualarÇocuklara Özel İslamiyet
Dini Bilgiler (Blog)Muhafazakar Tatil ÖnerileriErkek Bebek İsimleriKız Bebek İsimleriDini Rüya TabirleriPeygamberimizSıkça Sorulan Dini Sorular
Kıble Bulucu (Pusula)Kaza Namazı & Hatim TakibiOnline ZikirmatikDini Günler TakvimiKaza Orucu Takip PaneliMiras Hesaplama (Ferâiz)Arapça Sözlük
/
/
İslam Gündemiİslama dair her şey...

Günlük ayet, hadis, namaz vakitleri, dini güncel haberler ve kapsamlı İslami içeriklerle manevi hayatınıza rehber oluyoruz. Doğru, tarafsız ve güvenilir bilgiler.

İlim, irfan ve iman yolunda

Kuran & İlim

  • Kuran-ı Kerim
  • Kuran Mealleri
  • Kuran Öğren
  • Elif Ba Alfabesi
  • Açıklamalı Tefsir
  • Hadis Kütüphanesi
  • Sahih-i Buhari
  • Sahih-i Müslim
  • Sünen-i Tirmizi
  • İslami Bebek İsimleri
  • 🎯 Günün İslami Sınavı
  • Ücretsiz İslami PDF'ler
  • Ebced Hesabı (İsim Analizi)
  • 🥫 Helal E-Kodu Tarayıcı
  • Online Hatim Dağıtımı
  • Risale-i Nur Külliyatı

İbadet & Yaşam

  • Namaz Vakitleri
  • Vakit Namazları Rekat
  • Kıble Bulucu (Pusula)
  • Kaza Namazı & Hatim Takibi
  • Online Zikirmatik
  • Kaza Orucu Takibi
  • Miras Hesaplama (Ferâiz)
  • Dualar ve Zikirler
  • 2027 Dini Günler Takvimi
  • 2027 Ramazan Ne Zaman?
  • 2027 Kurban Bayramı Ne Zaman?
  • 2027 Üç Aylar Ne Zaman?
  • Zekat Hesaplama
  • Arapça-Türkçe Sözlük
  • Sıkça Sorulan Sorular

Keşfet

  • Dini Bilgiler (Blog)
  • İslami Haberler
  • Dini Rüya Tabirleri
  • Kız Bebek İsimleri
  • Erkek Bebek İsimleri
  • Muhafazakar Tatil Önerileri
  • Esmaül Hüsna
  • Çocuklara Özel İslamiyet

Sorumluluk Reddi: Bu sitede yer alan içerikler bilgilendirme amaçlıdır. Dini konularda kesin hüküm için Diyanet İşleri Başkanlığı'na veya ehil din alimlerine danışılması tavsiye edilir.

HakkımızdaGizlilik PolitikasıKullanım ŞartlarıÇerez Politikasıİletişim
DİL
TR|EN|AR
© 2026 İslam Gündemi. Tüm hakları saklıdır.
Ana Sayfa
Kuran
Namaz
Hadisler
Mealler/Elmalılı Hamdi Yazır/Furkân Suresi
25

Furkân Suresi

سُورَةُ الفُرۡقَانِ • 77 Ayet • Mekkî • Elmalılı Hamdi Yazır Meali

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla

1Furkân Suresi, 1. Ayet

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ تَبَارَكَ ٱلَّذِی نَزَّلَ ٱلۡفُرۡقَانَ عَلَىٰ عَبۡدِهِۦ لِیَكُونَ لِلۡعَـٰلَمِینَ نَذِیرًا

Tebareke" ne yuce feyyazdır o ki, dunyaları uyarmak uzere kulu Muhammed'e, hakkı batıldan ayırdeden Kur'an'ı indirdi

2Furkân Suresi, 2. Ayet

ٱلَّذِی لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَمۡ یَتَّخِذۡ وَلَدࣰا وَلَمۡ یَكُن لَّهُۥ شَرِیكࣱ فِی ٱلۡمُلۡكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَیۡءࣲ فَقَدَّرَهُۥ تَقۡدِیرࣰا

O oyle bir ilahtır ki, goklerin ve yerin hukumranlıgı kendisinindir. O hic cocuk edinmedi, hukumranlıkta ortagı yoktur. O, her seyi yaratıp bir olcuye gore duzenleyerek takdir etmistir

3Furkân Suresi, 3. Ayet

وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦۤ ءَالِهَةࣰ لَّا یَخۡلُقُونَ شَیۡـࣰٔا وَهُمۡ یُخۡلَقُونَ وَلَا یَمۡلِكُونَ لِأَنفُسِهِمۡ ضَرࣰّا وَلَا نَفۡعࣰا وَلَا یَمۡلِكُونَ مَوۡتࣰا وَلَا حَیَوٰةࣰ وَلَا نُشُورࣰا

Kafirler, O'nu bırakıp bir sey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmıs olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; oldurmeye, diriltmeye ve olumden sonra tekrar canlandırmaya gucleri yetmeyen tanrılar edindiler

4Furkân Suresi, 4. Ayet

وَقَالَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوۤا۟ إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّاۤ إِفۡكٌ ٱفۡتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَیۡهِ قَوۡمٌ ءَاخَرُونَۖ فَقَدۡ جَاۤءُو ظُلۡمࣰا وَزُورࣰا

Inkar edenler: "Bu Kur'an Muhammed'in uydurmasıdır, ona baska bir topluluk yardım etmistir" diyerek haksız ve asılsız bir soz uydurdular

5Furkân Suresi, 5. Ayet

وَقَالُوۤا۟ أَسَـٰطِیرُ ٱلۡأَوَّلِینَ ٱكۡتَتَبَهَا فَهِیَ تُمۡلَىٰ عَلَیۡهِ بُكۡرَةࣰ وَأَصِیلࣰا

Kur'an oncekilerin masallarıdır; baskalarına yazdırmıs da sabah aksam kendisine okunmaktadır" dediler

6Furkân Suresi, 6. Ayet

قُلۡ أَنزَلَهُ ٱلَّذِی یَعۡلَمُ ٱلسِّرَّ فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّهُۥ كَانَ غَفُورࣰا رَّحِیمࣰا

Ey Muhammed! De ki: "Onu, goklerin ve yerin sırrını bilen indirmistir. Suphesiz O, bagıslayandır, merhamet edendir

7Furkân Suresi, 7. Ayet

وَقَالُوا۟ مَالِ هَـٰذَا ٱلرَّسُولِ یَأۡكُلُ ٱلطَّعَامَ وَیَمۡشِی فِی ٱلۡأَسۡوَاقِ لَوۡلَاۤ أُنزِلَ إِلَیۡهِ مَلَكࣱ فَیَكُونَ مَعَهُۥ نَذِیرًا

Soyle dediler: "Bu ne bicim peygamber ki, yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya

8Furkân Suresi, 8. Ayet

أَوۡ یُلۡقَىٰۤ إِلَیۡهِ كَنزٌ أَوۡ تَكُونُ لَهُۥ جَنَّةࣱ یَأۡكُلُ مِنۡهَاۚ وَقَالَ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلࣰا مَّسۡحُورًا

Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya beslenecegi bir bahce olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara "Siz sadece buyulenmis bir adama uyuyorsunuz" dediler

9Furkân Suresi, 9. Ayet

ٱنظُرۡ كَیۡفَ ضَرَبُوا۟ لَكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلَ فَضَلُّوا۟ فَلَا یَسۡتَطِیعُونَ سَبِیلࣰا

Ey Muhammed! sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmıslardır, yol bulamazlar

10Furkân Suresi, 10. Ayet

تَبَارَكَ ٱلَّذِیۤ إِن شَاۤءَ جَعَلَ لَكَ خَیۡرࣰا مِّن ذَ ٰ⁠لِكَ جَنَّـٰتࣲ تَجۡرِی مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ وَیَجۡعَل لَّكَ قُصُورَۢا

Oyle yucedir O ki, dilerse sana ondan daha iyisini, altından ırmaklar akan cennetler verir, sana koskler de yapar

11Furkân Suresi, 11. Ayet

بَلۡ كَذَّبُوا۟ بِٱلسَّاعَةِۖ وَأَعۡتَدۡنَا لِمَن كَذَّبَ بِٱلسَّاعَةِ سَعِیرًا

Fakat onlar o saati (kıyameti) de yalanladılar. Biz ise o saati yalanlayanlara cılgın alevli bir ates hazırladık

12Furkân Suresi, 12. Ayet

إِذَا رَأَتۡهُم مِّن مَّكَانِۭ بَعِیدࣲ سَمِعُوا۟ لَهَا تَغَیُّظࣰا وَزَفِیرࣰا

Ki, cehennem atesi uzak bir mesafeden kendilerine gorununce, onun bir hısımlanmasını (kaynamasını) ve ugultusunu isitirler

13Furkân Suresi, 13. Ayet

وَإِذَاۤ أُلۡقُوا۟ مِنۡهَا مَكَانࣰا ضَیِّقࣰا مُّقَرَّنِینَ دَعَوۡا۟ هُنَالِكَ ثُبُورࣰا

Elleri boyunlarına baglı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler

14Furkân Suresi, 14. Ayet

لَّا تَدۡعُوا۟ ٱلۡیَوۡمَ ثُبُورࣰا وَ ٰ⁠حِدࣰا وَٱدۡعُوا۟ ثُبُورࣰا كَثِیرࣰا

(Onlara soyle denilir) Bu gun bir yok olmayı degil, nice yok olmaları isteyin

15Furkân Suresi, 15. Ayet

قُلۡ أَذَ ٰ⁠لِكَ خَیۡرٌ أَمۡ جَنَّةُ ٱلۡخُلۡدِ ٱلَّتِی وُعِدَ ٱلۡمُتَّقُونَۚ كَانَتۡ لَهُمۡ جَزَاۤءࣰ وَمَصِیرࣰا

De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti mi? Cunku orası, onlar icin bir mukafattır ve bir varıs yeridir

16Furkân Suresi, 16. Ayet

لَّهُمۡ فِیهَا مَا یَشَاۤءُونَ خَـٰلِدِینَۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ وَعۡدࣰا مَّسۡـُٔولࣰا

Onlar icin orada ne isterlerse var, hem orada ebedi kalacaklar. Cunku bu Rabbinden yerine getirilmesi istenen bir vaaddir

17Furkân Suresi, 17. Ayet

وَیَوۡمَ یَحۡشُرُهُمۡ وَمَا یَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَیَقُولُ ءَأَنتُمۡ أَضۡلَلۡتُمۡ عِبَادِی هَـٰۤؤُلَاۤءِ أَمۡ هُمۡ ضَلُّوا۟ ٱلسَّبِیلَ

Hele o gun Rabbin onları Allah'tan baska taptıkları seylerle toplar da, der ki: "Siz mi saptırdınız su kullarımı, yoksa kendileri mi yolu kaybettiler

18Furkân Suresi, 18. Ayet

قَالُوا۟ سُبۡحَـٰنَكَ مَا كَانَ یَنۢبَغِی لَنَاۤ أَن نَّتَّخِذَ مِن دُونِكَ مِنۡ أَوۡلِیَاۤءَ وَلَـٰكِن مَّتَّعۡتَهُمۡ وَءَابَاۤءَهُمۡ حَتَّىٰ نَسُوا۟ ٱلذِّكۡرَ وَكَانُوا۟ قَوۡمَۢا بُورࣰا

Onlar: "Subhansın seni tenzih ederiz. Seni bırakıp da senden baska dostlar edinmek bize yarasmaz; fakat sen onlara ve atalarına o kadar nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helaki hak eden bir kavim oldular." derler

19Furkân Suresi, 19. Ayet

فَقَدۡ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسۡتَطِیعُونَ صَرۡفࣰا وَلَا نَصۡرࣰاۚ وَمَن یَظۡلِم مِّنكُمۡ نُذِقۡهُ عَذَابࣰا كَبِیرࣰا

(Bunun uzerine otekilere hitaben soyle denilir.) Iste (taptıklarınız) sizi soylediklerinizde yalancı cıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri cevirebilir, ne de bir yardıma care bulabilirsiniz ve icinizden kim zulmederse, ona buyuk bir azab tattıracagız

20Furkân Suresi, 20. Ayet

وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِینَ إِلَّاۤ إِنَّهُمۡ لَیَأۡكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَیَمۡشُونَ فِی ٱلۡأَسۡوَاقِۗ وَجَعَلۡنَا بَعۡضَكُمۡ لِبَعۡضࣲ فِتۡنَةً أَتَصۡبِرُونَۗ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِیرࣰا

(Resulum!) Biz senden evvel de peygamberleri baska turlu gondermedik. Suphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem carsılarda geziyorlardı (sokaklarda yuruyorlardı). Sizin bir kısmınızı bir digerine fitne (imtihan sebebi) kılmısızdır ki, bakalım sabredecek misiniz? Zira Rabbin her seyi hakkıyla gormektedir

21Furkân Suresi, 21. Ayet

۞ وَقَالَ ٱلَّذِینَ لَا یَرۡجُونَ لِقَاۤءَنَا لَوۡلَاۤ أُنزِلَ عَلَیۡنَا ٱلۡمَلَـٰۤىِٕكَةُ أَوۡ نَرَىٰ رَبَّنَاۗ لَقَدِ ٱسۡتَكۡبَرُوا۟ فِیۤ أَنفُسِهِمۡ وَعَتَوۡ عُتُوࣰّا كَبِیرࣰا

Bununla beraber, bize kavusmayı ummayanlar "Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi gormeliydik" dediler. Andolsun ki, dogrusu nefislerinde kendilerini buyuk gorduler ve buyuk azgınlık ettiler

22Furkân Suresi, 22. Ayet

یَوۡمَ یَرَوۡنَ ٱلۡمَلَـٰۤىِٕكَةَ لَا بُشۡرَىٰ یَوۡمَىِٕذࣲ لِّلۡمُجۡرِمِینَ وَیَقُولُونَ حِجۡرࣰا مَّحۡجُورࣰا

Melekleri gorecekleri gun, iste o gun, gunahkarlara hicbir sevinc haberi yoktur. Ve yasak yasak, diyeceklerdir

23Furkân Suresi, 23. Ayet

وَقَدِمۡنَاۤ إِلَىٰ مَا عَمِلُوا۟ مِنۡ عَمَلࣲ فَجَعَلۡنَـٰهُ هَبَاۤءࣰ مَّنثُورًا

Onların yaptıkları her bir iyi isi dikkate alırız, fakat onu sacılmıs zerreler haline getiririz

24Furkân Suresi, 24. Ayet

أَصۡحَـٰبُ ٱلۡجَنَّةِ یَوۡمَىِٕذٍ خَیۡرࣱ مُّسۡتَقَرࣰّا وَأَحۡسَنُ مَقِیلࣰا

O gun cennetliklerin kalacakları yer cok iyi, dinlenecekleri yer pek guzeldir

25Furkân Suresi, 25. Ayet

وَیَوۡمَ تَشَقَّقُ ٱلسَّمَاۤءُ بِٱلۡغَمَـٰمِ وَنُزِّلَ ٱلۡمَلَـٰۤىِٕكَةُ تَنزِیلًا

O gun gokyuzu beyaz bulutlar halinde yarılacak ve melekler boluk boluk indirileceklerdir

26Furkân Suresi, 26. Ayet

ٱلۡمُلۡكُ یَوۡمَىِٕذٍ ٱلۡحَقُّ لِلرَّحۡمَـٰنِۚ وَكَانَ یَوۡمًا عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِینَ عَسِیرࣰا

Iste o gun gercek hukumranlık, cok merhametli olan Allah'ındır. Kafirler icin ise o, pek cetin bir gundur

27Furkân Suresi, 27. Ayet

وَیَوۡمَ یَعَضُّ ٱلظَّالِمُ عَلَىٰ یَدَیۡهِ یَقُولُ یَـٰلَیۡتَنِی ٱتَّخَذۡتُ مَعَ ٱلرَّسُولِ سَبِیلࣰا

O gun zalim kimse ellerini ısıracak: "Eyvah!" diyecek, "keske Peygamberin yanında bir yol tutsaydım

28Furkân Suresi, 28. Ayet

یَـٰوَیۡلَتَىٰ لَیۡتَنِی لَمۡ أَتَّخِذۡ فُلَانًا خَلِیلࣰا

Eyvah!" diyecek, "keske falancayı dost edinmeseydim

29Furkân Suresi, 29. Ayet

لَّقَدۡ أَضَلَّنِی عَنِ ٱلذِّكۡرِ بَعۡدَ إِذۡ جَاۤءَنِیۗ وَكَانَ ٱلشَّیۡطَـٰنُ لِلۡإِنسَـٰنِ خَذُولࣰا

Cunku zikir (Kur'an) bana gelmisken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Seytan insanı (ucuruma surukleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır

30Furkân Suresi, 30. Ayet

وَقَالَ ٱلرَّسُولُ یَـٰرَبِّ إِنَّ قَوۡمِی ٱتَّخَذُوا۟ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ مَهۡجُورࣰا

Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı terkedilmis (bir sey yerinde) tuttular

31Furkân Suresi, 31. Ayet

وَكَذَ ٰ⁠لِكَ جَعَلۡنَا لِكُلِّ نَبِیٍّ عَدُوࣰّا مِّنَ ٱلۡمُجۡرِمِینَۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ هَادِیࣰا وَنَصِیرࣰا

(Resulum!) Ve iste biz boyle her peygamber icin gunahkarlardan bir dusman yapmısızdır. Bununla beraber hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter

32Furkân Suresi, 32. Ayet

وَقَالَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ لَوۡلَا نُزِّلَ عَلَیۡهِ ٱلۡقُرۡءَانُ جُمۡلَةࣰ وَ ٰ⁠حِدَةࣰۚ كَذَ ٰ⁠لِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِۦ فُؤَادَكَۖ وَرَتَّلۡنَـٰهُ تَرۡتِیلࣰا

Yine o inkar edenler dediler ki: "O Kur'an ona, hepsi birden indirilseydi ya"! Biz onu senin kalbine iyice yerlestirmek icin boyle (parca parca indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk

33Furkân Suresi, 33. Ayet

وَلَا یَأۡتُونَكَ بِمَثَلٍ إِلَّا جِئۡنَـٰكَ بِٱلۡحَقِّ وَأَحۡسَنَ تَفۡسِیرًا

Hem onlar sana karsı herhangi bir mesel ile gelmezler ki, biz sana (onun karsılıgında) dogrusunu ve tefsirin daha guzelini getirmis olmayalım

34Furkân Suresi, 34. Ayet

ٱلَّذِینَ یُحۡشَرُونَ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ إِلَىٰ جَهَنَّمَ أُو۟لَـٰۤىِٕكَ شَرࣱّ مَّكَانࣰا وَأَضَلُّ سَبِیلࣰا

O yuzleri ustu cehenneme toplanacaklar var ya! iste onlar, yerleri en kotu, yolları en sapık olanlardır

35Furkân Suresi, 35. Ayet

وَلَقَدۡ ءَاتَیۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ وَجَعَلۡنَا مَعَهُۥۤ أَخَاهُ هَـٰرُونَ وَزِیرࣰا

Andolsun ki Musa'ya kitap verdik, kardesi Harun'u da ona yardımcı yaptık

36Furkân Suresi, 36. Ayet

فَقُلۡنَا ٱذۡهَبَاۤ إِلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِینَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔایَـٰتِنَا فَدَمَّرۡنَـٰهُمۡ تَدۡمِیرࣰا

Haydi ayetlerimizi yalan sayan o kavme gidin" dedik. Sonunda (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ettik

37Furkân Suresi, 37. Ayet

وَقَوۡمَ نُوحࣲ لَّمَّا كَذَّبُوا۟ ٱلرُّسُلَ أَغۡرَقۡنَـٰهُمۡ وَجَعَلۡنَـٰهُمۡ لِلنَّاسِ ءَایَةࣰۖ وَأَعۡتَدۡنَا لِلظَّـٰلِمِینَ عَذَابًا أَلِیمࣰا

Nuh kavmine gelince, Peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde, onları suda bogduk ve kendilerini insanlar icin bir ibret yaptık. Biz zalimler icin acıklı bir azab hazırlamısızdır

38Furkân Suresi, 38. Ayet

وَعَادࣰا وَثَمُودَا۟ وَأَصۡحَـٰبَ ٱلرَّسِّ وَقُرُونَۢا بَیۡنَ ذَ ٰ⁠لِكَ كَثِیرࣰا

Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında daha bir cok nesilleri de (inkarcılıkları yuzunden helak ettik)

39Furkân Suresi, 39. Ayet

وَكُلࣰّا ضَرَبۡنَا لَهُ ٱلۡأَمۡثَـٰلَۖ وَكُلࣰّا تَبَّرۡنَا تَتۡبِیرࣰا

Onların herbirine misaller getirdik; (ama ogut almadıkları icin) hepsini kırdık gecirdik

40Furkân Suresi, 40. Ayet

وَلَقَدۡ أَتَوۡا۟ عَلَى ٱلۡقَرۡیَةِ ٱلَّتِیۤ أُمۡطِرَتۡ مَطَرَ ٱلسَّوۡءِۚ أَفَلَمۡ یَكُونُوا۟ یَرَوۡنَهَاۚ بَلۡ كَانُوا۟ لَا یَرۡجُونَ نُشُورࣰا

(Resulum!) Andolsun ki, (bu Mekke'li putperestler), bela ve fenalık yagmuruna tutulmus olan beldeye ugramıslardır. Peki onu da gormuyorlar mıydı? Hayır! Onlar oldukten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar

41Furkân Suresi, 41. Ayet

وَإِذَا رَأَوۡكَ إِن یَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَـٰذَا ٱلَّذِی بَعَثَ ٱللَّهُ رَسُولًا

Seni gordukleri zaman "Bu mu Allah'ın Peygamber olarak gonderdigi?" diye hep seni alaya alıyorlar

42Furkân Suresi, 42. Ayet

إِن كَادَ لَیُضِلُّنَا عَنۡ ءَالِهَتِنَا لَوۡلَاۤ أَن صَبَرۡنَا عَلَیۡهَاۚ وَسَوۡفَ یَعۡلَمُونَ حِینَ یَرَوۡنَ ٱلۡعَذَابَ مَنۡ أَضَلُّ سَبِیلًا

Sayet tanrılarımıza inanmakta sebat gostermeseydik, gercekten de bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı" diyorlar. Azabı gordukleri zaman, kimin yolunun sapık oldugunu bilecekler

43Furkân Suresi, 43. Ayet

أَرَءَیۡتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَـٰهَهُۥ هَوَىٰهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَیۡهِ وَكِیلًا

Kotu duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gordun mu? Simdi ona sen mi vekil olacaksın

44Furkân Suresi, 44. Ayet

أَمۡ تَحۡسَبُ أَنَّ أَكۡثَرَهُمۡ یَسۡمَعُونَ أَوۡ یَعۡقِلُونَۚ إِنۡ هُمۡ إِلَّا كَٱلۡأَنۡعَـٰمِ بَلۡ هُمۡ أَضَلُّ سَبِیلًا

Yoksa sen, onların cogunun gercekten soz dinleyecegini yahut akıllanacagını mı sanıyorsun? Gercekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidisce daha sapıktırlar

45Furkân Suresi, 45. Ayet

أَلَمۡ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَیۡفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوۡ شَاۤءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنࣰا ثُمَّ جَعَلۡنَا ٱلشَّمۡسَ عَلَیۡهِ دَلِیلࣰا

Rabbinin golgeyi nasıl uzatmakta oldugunu gormedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz gunesi, ona (golgeye) delil kılmısızdır

46Furkân Suresi, 46. Ayet

ثُمَّ قَبَضۡنَـٰهُ إِلَیۡنَا قَبۡضࣰا یَسِیرࣰا

Sonra da onu yavas yavas kendimize (baska yone) cekmekteyiz

47Furkân Suresi, 47. Ayet

وَهُوَ ٱلَّذِی جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّیۡلَ لِبَاسࣰا وَٱلنَّوۡمَ سُبَاتࣰا وَجَعَلَ ٱلنَّهَارَ نُشُورࣰا

Sizin icin geceyi ortu, uykuyu istirahat kılan, gunduzu yayılıp calısma (zamanı) yapan O'dur

48Furkân Suresi, 48. Ayet

وَهُوَ ٱلَّذِیۤ أَرۡسَلَ ٱلرِّیَـٰحَ بُشۡرَۢا بَیۡنَ یَدَیۡ رَحۡمَتِهِۦۚ وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَاۤءِ مَاۤءࣰ طَهُورࣰا

Ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci olarak gonderen ve gokten tertemiz bir su indiren O'dur

49Furkân Suresi, 49. Ayet

لِّنُحۡـِۧیَ بِهِۦ بَلۡدَةࣰ مَّیۡتࣰا وَنُسۡقِیَهُۥ مِمَّا خَلَقۡنَاۤ أَنۡعَـٰمࣰا وَأَنَاسِیَّ كَثِیرࣰا

Ki biz (o suyla) olu topraga can verelim, yarattıgımız nice hayvanlara ve insanlara su saglayalım, diye

50Furkân Suresi, 50. Ayet

وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَـٰهُ بَیۡنَهُمۡ لِیَذَّكَّرُوا۟ فَأَبَىٰۤ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورࣰا

Andolsun bunu, insanların ogut almaları icin, aralarında cesit cesit sekillerde anlatmısızdır; ama insanların cogu ille nankorluk edip diretmistir

51Furkân Suresi, 51. Ayet

وَلَوۡ شِئۡنَا لَبَعَثۡنَا فِی كُلِّ قَرۡیَةࣲ نَّذِیرࣰا

(Habibim!) Sayet dileseydik elbette her koye bir uyarıcı (peygamber) gonderirdik

52Furkân Suresi, 52. Ayet

فَلَا تُطِعِ ٱلۡكَـٰفِرِینَ وَجَـٰهِدۡهُم بِهِۦ جِهَادࣰا كَبِیرࣰا

(Madem ki yalnız seni gonderdik) Oyleyse kafirlere boyun egme ve bununla (Kur'an ile) onlara karsı olanca gucunle buyuk bir savas ver

53Furkân Suresi, 53. Ayet

۞ وَهُوَ ٱلَّذِی مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَیۡنِ هَـٰذَا عَذۡبࣱ فُرَاتࣱ وَهَـٰذَا مِلۡحٌ أُجَاجࣱ وَجَعَلَ بَیۡنَهُمَا بَرۡزَخࣰا وَحِجۡرࣰا مَّحۡجُورࣰا

Birinin suyu tatlı ve susuzlugu giderici, digerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, asılmaz bir serhat koyan O'dur

54Furkân Suresi, 54. Ayet

وَهُوَ ٱلَّذِی خَلَقَ مِنَ ٱلۡمَاۤءِ بَشَرࣰا فَجَعَلَهُۥ نَسَبࣰا وَصِهۡرࣰاۗ وَكَانَ رَبُّكَ قَدِیرࣰا

O (hakir) sudan, bir insan yaratıp ona bir neseb bahseden ve sıhriyet bagı ile akraba yapan O'dur. Rabbinin her seye gucu yeter

55Furkân Suresi, 55. Ayet

وَیَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا یَنفَعُهُمۡ وَلَا یَضُرُّهُمۡۗ وَكَانَ ٱلۡكَافِرُ عَلَىٰ رَبِّهِۦ ظَهِیرࣰا

(Boyle iken inkarcılar) Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen seylere kulluk ediyorlar. Inkarcı olan kimse Rabbine karsı ugrasıp durmaktadır

56Furkân Suresi, 56. Ayet

وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَـٰكَ إِلَّا مُبَشِّرࣰا وَنَذِیرࣰا

(Halbuki) biz seni ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

57Furkân Suresi, 57. Ayet

قُلۡ مَاۤ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَیۡهِ مِنۡ أَجۡرٍ إِلَّا مَن شَاۤءَ أَن یَتَّخِذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِیلࣰا

De ki: "Ben, buna karsı sizden bir ucret degil, ancak Rabbine dogru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı) istiyorum

58Furkân Suresi, 58. Ayet

وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡحَیِّ ٱلَّذِی لَا یَمُوتُ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِهِۦۚ وَكَفَىٰ بِهِۦ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِیرًا

Sen, olumsuz ve daima diri olan Allah'a guvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının gunahlarından haberdar olarak O yeter

59Furkân Suresi, 59. Ayet

ٱلَّذِی خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَیۡنَهُمَا فِی سِتَّةِ أَیَّامࣲ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ ٱلرَّحۡمَـٰنُ فَسۡـَٔلۡ بِهِۦ خَبِیرࣰا

Gokleri yeri ve ikisinin arasındakileri altı gunde yaratan, sonra Ars'a hukmeden Rahman'dır. Haydi ne dileyeceksen o her seyden haberdar olan (Rahman)dan dile

60Furkân Suresi, 60. Ayet

وَإِذَا قِیلَ لَهُمُ ٱسۡجُدُوا۟ لِلرَّحۡمَـٰنِ قَالُوا۟ وَمَا ٱلرَّحۡمَـٰنُ أَنَسۡجُدُ لِمَا تَأۡمُرُنَا وَزَادَهُمۡ نُفُورࣰا ۩

Onlara "Rahman'a secde edin" dendigi zaman, "Rahman da neymis? Senin bize emrettigine secde eder miyiz hic?" derler ve bu emir onların nefretini artırır

61Furkân Suresi, 61. Ayet

تَبَارَكَ ٱلَّذِی جَعَلَ فِی ٱلسَّمَاۤءِ بُرُوجࣰا وَجَعَلَ فِیهَا سِرَ ٰ⁠جࣰا وَقَمَرࣰا مُّنِیرࣰا

Gokte burcları var eden, onların icinde bir kandil (gunes) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yuceler yucesidir

62Furkân Suresi, 62. Ayet

وَهُوَ ٱلَّذِی جَعَلَ ٱلَّیۡلَ وَٱلنَّهَارَ خِلۡفَةࣰ لِّمَنۡ أَرَادَ أَن یَذَّكَّرَ أَوۡ أَرَادَ شُكُورࣰا

Ibret almak veya sukretmek dileyen kimseler icin gece ile gunduzu birbiri ardınca getiren O'dur

63Furkân Suresi, 63. Ayet

وَعِبَادُ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلَّذِینَ یَمۡشُونَ عَلَى ٱلۡأَرۡضِ هَوۡنࣰا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلۡجَـٰهِلُونَ قَالُوا۟ سَلَـٰمࣰا

O cok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryuzunde tevazu ile yururler ve cahil kimseler kendilerine laf attıgı zaman (incitmeksizin) "selam" derler (gecerler)

64Furkân Suresi, 64. Ayet

وَٱلَّذِینَ یَبِیتُونَ لِرَبِّهِمۡ سُجَّدࣰا وَقِیَـٰمࣰا

Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve kıyamlar ederek yatarlar

65Furkân Suresi, 65. Ayet

وَٱلَّذِینَ یَقُولُونَ رَبَّنَا ٱصۡرِفۡ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَۖ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا

Onlar ki, soyle derler: Cehennem azabını uzerimizden sav! Dogrusu onun azabı gecici bir sey degildir

66Furkân Suresi, 66. Ayet

إِنَّهَا سَاۤءَتۡ مُسۡتَقَرࣰّا وَمُقَامࣰا

Orası cidden ne kotu bir ugrak, ne kotu bir konaktır

67Furkân Suresi, 67. Ayet

وَٱلَّذِینَ إِذَاۤ أَنفَقُوا۟ لَمۡ یُسۡرِفُوا۟ وَلَمۡ یَقۡتُرُوا۟ وَكَانَ بَیۡنَ ذَ ٰ⁠لِكَ قَوَامࣰا

Ve onlar ki, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar

68Furkân Suresi, 68. Ayet

وَٱلَّذِینَ لَا یَدۡعُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ وَلَا یَقۡتُلُونَ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِی حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَا یَزۡنُونَۚ وَمَن یَفۡعَلۡ ذَ ٰ⁠لِكَ یَلۡقَ أَثَامࣰا

Yine onlar ki, Allah ile beraber baska bir tanrıya yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan gunahı(nın cezasını) bulur

69Furkân Suresi, 69. Ayet

یُضَـٰعَفۡ لَهُ ٱلۡعَذَابُ یَوۡمَ ٱلۡقِیَـٰمَةِ وَیَخۡلُدۡ فِیهِۦ مُهَانًا

Kıyamet gunu azabı kat kat olur ve orada alcaltılmıs olarak temelli kalır

70Furkân Suresi, 70. Ayet

إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ عَمَلࣰا صَـٰلِحࣰا فَأُو۟لَـٰۤىِٕكَ یُبَدِّلُ ٱللَّهُ سَیِّـَٔاتِهِمۡ حَسَنَـٰتࣲۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰا رَّحِیمࣰا

Ancak tevbe ve iman edip iyi davranıslarda bulunanlar baska; Allah onların kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah cok bagıslayıcıdır, engin merhamet sahibidir

71Furkân Suresi, 71. Ayet

وَمَن تَابَ وَعَمِلَ صَـٰلِحࣰا فَإِنَّهُۥ یَتُوبُ إِلَى ٱللَّهِ مَتَابࣰا

Ve her kim tevbe edip iyi davranıs gosterirse, suphesiz o, tevbesi kabul edilmis olarak Allah'a doner

72Furkân Suresi, 72. Ayet

وَٱلَّذِینَ لَا یَشۡهَدُونَ ٱلزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا۟ بِٱللَّغۡوِ مَرُّوا۟ كِرَامࣰا

Ve onlar ki, yalan sahitlik etmezler, bos bir seye rastladıkları zaman vakar ile (oradan) gecip giderler

73Furkân Suresi, 73. Ayet

وَٱلَّذِینَ إِذَا ذُكِّرُوا۟ بِـَٔایَـٰتِ رَبِّهِمۡ لَمۡ یَخِرُّوا۟ عَلَیۡهَا صُمࣰّا وَعُمۡیَانࣰا

Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldıgında ise, onlara karsı sagır ve kor davranmazlar

74Furkân Suresi, 74. Ayet

وَٱلَّذِینَ یَقُولُونَ رَبَّنَا هَبۡ لَنَا مِنۡ أَزۡوَ ٰ⁠جِنَا وَذُرِّیَّـٰتِنَا قُرَّةَ أَعۡیُنࣲ وَٱجۡعَلۡنَا لِلۡمُتَّقِینَ إِمَامًا

Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz! Bize gozumuzu aydınlatacak esler ve zurriyetler bagısla ve bizi takva sahiplerine onder kıl" derler

75Furkân Suresi, 75. Ayet

أُو۟لَـٰۤىِٕكَ یُجۡزَوۡنَ ٱلۡغُرۡفَةَ بِمَا صَبَرُوا۟ وَیُلَقَّوۡنَ فِیهَا تَحِیَّةࣰ وَسَلَـٰمًا

Iste onlar, sabretmelerine karsılık cennetin en yuksek makamları ile mukafatlandırılacaklar, orada hurmet ve selamla karsılanacaklardır

76Furkân Suresi, 76. Ayet

خَـٰلِدِینَ فِیهَاۚ حَسُنَتۡ مُسۡتَقَرࣰّا وَمُقَامࣰا

Orada ebedi kalacaklar, orası ne guzel bir konak ve ne guzel bir makamdır

77Furkân Suresi, 77. Ayet

قُلۡ مَا یَعۡبَؤُا۟ بِكُمۡ رَبِّی لَوۡلَا دُعَاۤؤُكُمۡۖ فَقَدۡ كَذَّبۡتُمۡ فَسَوۡفَ یَكُونُ لِزَامَۢا

(Resulum!) De ki: "Rabbim size ne kıymet verir duanız olmasa? (Ey inkarcılar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır

Nûr SuresiŞuarâ Suresi