سُورَةُ المُلۡكِ • 30 Ayet • Mekkî • Elmalılı Hamdi Yazır Meali
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ تَبَـٰرَكَ ٱلَّذِی بِیَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَیۡءࣲ قَدِیرٌ
Mutlak hukumranlık elinde bulunan Allah, yuceler yucesidir ve O'nun her seye gucu yeter
ٱلَّذِی خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡحَیَوٰةَ لِیَبۡلُوَكُمۡ أَیُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلࣰاۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلۡغَفُورُ
O, hanginizin daha guzel is yapacagınızı denemek icin olumu ve hayatı yarattı. O, ustundur, bagıslayandır
ٱلَّذِی خَلَقَ سَبۡعَ سَمَـٰوَ ٰتࣲ طِبَاقࣰاۖ مَّا تَرَىٰ فِی خَلۡقِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ مِن تَفَـٰوُتࣲۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورࣲ
O, yedi gogu, birbiri uzerine yarattı. Rahman'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk gormezsin. Gozunu dondur de bak, bir bozukluk goruyor musun
ثُمَّ ٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ كَرَّتَیۡنِ یَنقَلِبۡ إِلَیۡكَ ٱلۡبَصَرُ خَاسِئࣰا وَهُوَ حَسِیرࣱ
Sonra gozunu tekrar tekrar dondur (bak). Goz (aradıgı bozuklugu bulmaktan) aciz ve bitkin halde sana donecektir
وَلَقَدۡ زَیَّنَّا ٱلسَّمَاۤءَ ٱلدُّنۡیَا بِمَصَـٰبِیحَ وَجَعَلۡنَـٰهَا رُجُومࣰا لِّلشَّیَـٰطِینِۖ وَأَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابَ ٱلسَّعِیرِ
Andolsun biz, en yakın gogu kandillerle donattık ve onları, seytanlar icin taslamalar yaptık. Ve onlar icin alevli ates azabını hazırladık
وَلِلَّذِینَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِیرُ
Rablerini inkar edenler icin cehennem azabı vardır. Ne kotu gidilecek yerdir o
إِذَاۤ أُلۡقُوا۟ فِیهَا سَمِعُوا۟ لَهَا شَهِیقࣰا وَهِیَ تَفُورُ
Oraya atıldıklarında, onun kaynarken cıkardıgı ugultuyu isitirler
تَكَادُ تَمَیَّزُ مِنَ ٱلۡغَیۡظِۖ كُلَّمَاۤ أُلۡقِیَ فِیهَا فَوۡجࣱ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُهَاۤ أَلَمۡ یَأۡتِكُمۡ نَذِیرࣱ
Az daha ofkeden catlayacak. Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekcileri onlara: "Size korkutucu bir peygamber gelmemis miydi?" diye sorarlar
قَالُوا۟ بَلَىٰ قَدۡ جَاۤءَنَا نَذِیرࣱ فَكَذَّبۡنَا وَقُلۡنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَیۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِی ضَلَـٰلࣲ كَبِیرࣲ
Derler: "Evet, bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve Allah hicbir sey indirmedi, siz ancak buyuk bir sapıklık icindesiniz." dedik
وَقَالُوا۟ لَوۡ كُنَّا نَسۡمَعُ أَوۡ نَعۡقِلُ مَا كُنَّا فِیۤ أَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِیرِ
Ve derler ki: "Eger biz dinleseydik, yahut dusunup anlasaydık su cılgın atesin halkı arasında bulunmazdık
فَٱعۡتَرَفُوا۟ بِذَنۢبِهِمۡ فَسُحۡقࣰا لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِیرِ
Boylece gunahlarını itiraf ederler. (Artık) o cılgın ates halkı (Allah'ın rahmetinden) uzak olsunlar
إِنَّ ٱلَّذِینَ یَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَیۡبِ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَأَجۡرࣱ كَبِیرࣱ
Fakat daha gormeden Rablerinden korkanlar var ya, iste onlar icin bagıslanma ve buyuk bir mukafat vardır
وَأَسِرُّوا۟ قَوۡلَكُمۡ أَوِ ٱجۡهَرُوا۟ بِهِۦۤۖ إِنَّهُۥ عَلِیمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
Sozunuzu ister gizleyin, ister acıga vurun; bilin ki, O, goguslerin ozunu bilir
أَلَا یَعۡلَمُ مَنۡ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِیفُ ٱلۡخَبِیرُ
Hic yaratan bilmez mi? O, en ince isleri gorup bilmektedir ve her seyden haberdardır
هُوَ ٱلَّذِی جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ ذَلُولࣰا فَٱمۡشُوا۟ فِی مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا۟ مِن رِّزۡقِهِۦۖ وَإِلَیۡهِ ٱلنُّشُورُ
O size yeri boyun eger kıldı. Haydi onun omuzlarında (daglarında, tepelerinde) yuruyun ve Allah'ın rızkından yeyin. Donus ancak O'nadır
ءَأَمِنتُم مَّن فِی ٱلسَّمَاۤءِ أَن یَخۡسِفَ بِكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا هِیَ تَمُورُ
Her seyi kusatmıs olan Allah ın yeri sizinle birlikte gocuruvermesinden emin misiniz? O zaman yer calkalanıyordur
أَمۡ أَمِنتُم مَّن فِی ٱلسَّمَاۤءِ أَن یُرۡسِلَ عَلَیۡكُمۡ حَاصِبࣰاۖ فَسَتَعۡلَمُونَ كَیۡفَ نَذِیرِ
Yoksa siz, gokte olanın uzerinize tas yagdıran bir kasırga gondermeyeceginden emin misiniz? Tehdidim nasılmıs bileceksiniz
وَلَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِینَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَكَیۡفَ كَانَ نَكِیرِ
Andolsun, onlardan oncekiler de yalanladılar. Ama beni inkar nasıl oldu
أَوَلَمۡ یَرَوۡا۟ إِلَى ٱلطَّیۡرِ فَوۡقَهُمۡ صَـٰۤفَّـٰتࣲ وَیَقۡبِضۡنَۚ مَا یُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحۡمَـٰنُۚ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَیۡءِۭ بَصِیرٌ
Ustlerinde kanatlarını acıp yumarak ucan kusları gormuyorlar mı? Onları Rahman'dan baskası tutmuyor. Dogrusu O, her seyi gormektedir
أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِی هُوَ جُندࣱ لَّكُمۡ یَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحۡمَـٰنِۚ إِنِ ٱلۡكَـٰفِرُونَ إِلَّا فِی غُرُورٍ
Rahman olan Allah'a karsı su size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? Inkarcılar, ancak derin bir gaflet icinde bulunmaktadırlar
أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِی یَرۡزُقُكُمۡ إِنۡ أَمۡسَكَ رِزۡقَهُۥۚ بَل لَّجُّوا۟ فِی عُتُوࣲّ وَنُفُورٍ
Allah size verdigi rızkı kesiverse, size rızık verecek olabilen kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar
أَفَمَن یَمۡشِی مُكِبًّا عَلَىٰ وَجۡهِهِۦۤ أَهۡدَىٰۤ أَمَّن یَمۡشِی سَوِیًّا عَلَىٰ صِرَ ٰطࣲ مُّسۡتَقِیمࣲ
Simdi yuz ustu kapanarak yuruyen mi dogru gider, yoksa dosdogru yolda yuruyen mi
قُلۡ هُوَ ٱلَّذِیۤ أَنشَأَكُمۡ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِیلࣰا مَّا تَشۡكُرُونَ
De ki: "Sizi yaratan, size kulaklar gozler ve gonuller veren O'dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz
قُلۡ هُوَ ٱلَّذِی ذَرَأَكُمۡ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَیۡهِ تُحۡشَرُونَ
De ki: "Sizi yerden ureten O'dur ve O'na toplanıp goturuleceksiniz
وَیَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ
(Onlar): "Dogru iseniz bu tehdit ne zaman olacak?" diyorlar
قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡعِلۡمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَاۤ أَنَا۠ نَذِیرࣱ مُّبِینࣱ
De ki: "(O'na ait) bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apacık bir uyarıcıyım
فَلَمَّا رَأَوۡهُ زُلۡفَةࣰ سِیۤـَٔتۡ وُجُوهُ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ وَقِیلَ هَـٰذَا ٱلَّذِی كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ
Onu yakın gorunce inkar edenlerin yuzleri kotulesti. Ve: "Iste cagırıp durdugunuz sey budur!" dendi
قُلۡ أَرَءَیۡتُمۡ إِنۡ أَهۡلَكَنِیَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِیَ أَوۡ رَحِمَنَا فَمَن یُجِیرُ ٱلۡكَـٰفِرِینَ مِنۡ عَذَابٍ أَلِیمࣲ
De ki: "Baksanıza, eger Allah beni ve benimle beraber olanları oldurse, yahut bize merhamet etse, kafirleri acı bir azabdan kim kurtarabilir
قُلۡ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَیۡهِ تَوَكَّلۡنَاۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ فِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینࣲ
De ki: "O cok merhametlidir. O'na inanmıs, O'na dayanmısızdır. Yakında kimin apacık bir sapıklık icinde oldugunu bileceksiniz
قُلۡ أَرَءَیۡتُمۡ إِنۡ أَصۡبَحَ مَاۤؤُكُمۡ غَوۡرࣰا فَمَن یَأۡتِیكُم بِمَاۤءࣲ مَّعِینِۭ
De ki: "Baksanıza, eger suyunuz cekilse, size kim bir akarsu getirebilir