سُورَةُ الجِنِّ • 28 Ayet • Mekkî • Elmalılı Hamdi Yazır Meali
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ قُلۡ أُوحِیَ إِلَیَّ أَنَّهُ ٱسۡتَمَعَ نَفَرࣱ مِّنَ ٱلۡجِنِّ فَقَالُوۤا۟ إِنَّا سَمِعۡنَا قُرۡءَانًا عَجَبࣰا
Deki: Hakikat bir takım cinnin Kur'an dinleyip de soyle dedikleri bana vahyedildi. Suphesiz biz, hayret verici bir Kur'an dinledik
یَهۡدِیۤ إِلَى ٱلرُّشۡدِ فَـَٔامَنَّا بِهِۦۖ وَلَن نُّشۡرِكَ بِرَبِّنَاۤ أَحَدࣰا
O Kur'an hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Rabbimize hicbir seyi ortak kosmayacagız
وَأَنَّهُۥ تَعَـٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَـٰحِبَةࣰ وَلَا وَلَدࣰا
Dogrusu, Rabbimizin sanı cok yuksektir. Ne bir arkadas edinmistir, ne de bir cocuk
وَأَنَّهُۥ كَانَ یَقُولُ سَفِیهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطࣰا
Meger bizim beyinsiz (Iblis), Allah hakkında sacma seyler soyluyormus
وَأَنَّا ظَنَنَّاۤ أَن لَّن تَقُولَ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰا
Dogrusu biz insanları ve cinleri Allah'a karsı asla yalan soylemez sanmısız
وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالࣱ مِّنَ ٱلۡإِنسِ یَعُوذُونَ بِرِجَالࣲ مِّنَ ٱلۡجِنِّ فَزَادُوهُمۡ رَهَقࣰا
Dogrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sıgınırlardı da onların sımarıklıklarını artırırlardı
وَأَنَّهُمۡ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمۡ أَن لَّن یَبۡعَثَ ٱللَّهُ أَحَدࣰا
Dogrusu onlar sizin zannettiginiz gibi, zannetmislerdi ki, Allah asla kimseyi Peygamber gondermeyecek
وَأَنَّا لَمَسۡنَا ٱلسَّمَاۤءَ فَوَجَدۡنَـٰهَا مُلِئَتۡ حَرَسࣰا شَدِیدࣰا وَشُهُبࣰا
(Cinler, dediler ki): "Biz goge dokunduk, onu kuvvetli bekciler ve alevlerle dolu bulduk
وَأَنَّا كُنَّا نَقۡعُدُ مِنۡهَا مَقَـٰعِدَ لِلسَّمۡعِۖ فَمَن یَسۡتَمِعِ ٱلۡـَٔانَ یَجِدۡ لَهُۥ شِهَابࣰا رَّصَدࣰا
Dogrusu biz gogun bazı mevkilerinde dinlemek icin otururduk. Fakat simdi her kim dinleyecek olursa kendini gozetleyen parlak bir alev buluyor
وَأَنَّا لَا نَدۡرِیۤ أَشَرٌّ أُرِیدَ بِمَن فِی ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ أَرَادَ بِهِمۡ رَبُّهُمۡ رَشَدࣰا
Dogrusu biz bilmiyoruz, yeryuzundekilere kotuluk mu murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi
وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّـٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَ ٰلِكَۖ كُنَّا طَرَاۤىِٕقَ قِدَدࣰا
Dogrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz cesitli yollara ayrılmısız
وَأَنَّا ظَنَنَّاۤ أَن لَّن نُّعۡجِزَ ٱللَّهَ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَلَن نُّعۡجِزَهُۥ هَرَبࣰا
Dogrusu biz anladık ki, Allah'ı yerde acze dusurmemize imkan yok. Kacmakla da O'nu asla aciz bırakamayacagız
وَأَنَّا لَمَّا سَمِعۡنَا ٱلۡهُدَىٰۤ ءَامَنَّا بِهِۦۖ فَمَن یُؤۡمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا یَخَافُ بَخۡسࣰا وَلَا رَهَقࣰا
Dogrusu biz o hidayet rehberini dinledigimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kotuluk edilmesinden
وَأَنَّا مِنَّا ٱلۡمُسۡلِمُونَ وَمِنَّا ٱلۡقَـٰسِطُونَۖ فَمَنۡ أَسۡلَمَ فَأُو۟لَـٰۤىِٕكَ تَحَرَّوۡا۟ رَشَدࣰا
Ve biz, bizlerden muslumanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Musluman olanlar, iste onlar dogru yolu arayanlardır
وَأَمَّا ٱلۡقَـٰسِطُونَ فَكَانُوا۟ لِجَهَنَّمَ حَطَبࣰا
Ama yoldan cıkanlar, iste onlar cehenneme odun olmuslardır
وَأَلَّوِ ٱسۡتَقَـٰمُوا۟ عَلَى ٱلطَّرِیقَةِ لَأَسۡقَیۡنَـٰهُم مَّاۤءً غَدَقࣰا
Onlar gercekten o yol uzere dosdogru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik
لِّنَفۡتِنَهُمۡ فِیهِۚ وَمَن یُعۡرِضۡ عَن ذِكۡرِ رَبِّهِۦ یَسۡلُكۡهُ عَذَابࣰا صَعَدࣰا
Ki onları onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yuz cevirirse, Rabbi onu gittikce yukselen bir azaba sokar
وَأَنَّ ٱلۡمَسَـٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدۡعُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدࣰا
Mescitler kuskusuz Allah'ındır. O halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın
وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبۡدُ ٱللَّهِ یَدۡعُوهُ كَادُوا۟ یَكُونُونَ عَلَیۡهِ لِبَدࣰا
Allah'ın kulu (Hz. Peygamber) kalkmıs O'na dua ederken, neredeyse (cinler) onun etrafında kece gibi birbirlerine gececeklerdi
قُلۡ إِنَّمَاۤ أَدۡعُوا۟ رَبِّی وَلَاۤ أُشۡرِكُ بِهِۦۤ أَحَدࣰا
De ki: "Ben ancak Rabbime dua eder ve O'na hicbir seyi ortak kosmam
قُلۡ إِنِّی لَاۤ أَمۡلِكُ لَكُمۡ ضَرࣰّا وَلَا رَشَدࣰا
De ki, "Haberiniz olsun, ben size kendiligimden ne bir zarar verebilirim, ne de bir yol gosterebilirim
قُلۡ إِنِّی لَن یُجِیرَنِی مِنَ ٱللَّهِ أَحَدࣱ وَلَنۡ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلۡتَحَدًا
De ki, "Allah'tan beni kimse kurtaramaz ve ben O'ndan baska bir sıgınacak bulamam
إِلَّا بَلَـٰغࣰا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَـٰلَـٰتِهِۦۚ وَمَن یَعۡصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِینَ فِیهَاۤ أَبَدًا
Benim yapabilecegim, sadece Allah'tan size duyuru yapmak ve O'nun elcilik gorevlerini yerine getirmektir." Artık kim Allah'a ve onun elcisine bas kaldırırsa, ona icinde ebedi kalacakları cehennem atesi vardır
حَتَّىٰۤ إِذَا رَأَوۡا۟ مَا یُوعَدُونَ فَسَیَعۡلَمُونَ مَنۡ أَضۡعَفُ نَاصِرࣰا وَأَقَلُّ عَدَدࣰا
Kendilerine vaad edilen seyi gordukleri zaman, kimin yardımcısının en zayıf ve en az oldugunu bileceklerdir
قُلۡ إِنۡ أَدۡرِیۤ أَقَرِیبࣱ مَّا تُوعَدُونَ أَمۡ یَجۡعَلُ لَهُۥ رَبِّیۤ أَمَدًا
De ki: "Ben bilmem, o size vaad edilen sey yakın mı, yoksa Rabbim onun icin uzun bir sure mi koyar
عَـٰلِمُ ٱلۡغَیۡبِ فَلَا یُظۡهِرُ عَلَىٰ غَیۡبِهِۦۤ أَحَدًا
O butun gaybı bilir. Fakat gaybını hic kimseye acmaz
إِلَّا مَنِ ٱرۡتَضَىٰ مِن رَّسُولࣲ فَإِنَّهُۥ یَسۡلُكُ مِنۢ بَیۡنِ یَدَیۡهِ وَمِنۡ خَلۡفِهِۦ رَصَدࣰا
Ancak sectigi elciye acar. Cunku onun onunden ve ardından gozetleyiciler salar
لِّیَعۡلَمَ أَن قَدۡ أَبۡلَغُوا۟ رِسَـٰلَـٰتِ رَبِّهِمۡ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَیۡهِمۡ وَأَحۡصَىٰ كُلَّ شَیۡءٍ عَدَدَۢا
Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elciliklerini yerine getirmislerdir. Allah onlarda bulunan her seyi kusatmıs ve her seyi bir bir saymıstır