İmâret (Yönetim)
“Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb ile Kuteybr b. Said rivayet eltiler. (Dedilerki): Bİze Mugîra rivâyet etti. H. Bize Züheyr b. Harb ile Amru'n-Nâkıd da rivayet ettiler. (Dedilerki); Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. Her iki râvi Ebii'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etmişlerdir. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); (Züheyr'in hadîsinde: «Onu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vardırarak» ibaresi vardır. Amr ise «rivayet itibarı ile» dedi.) [1] «İnsanlar bu işde Kureyş'e tâbi'dir. Müslümanı müslümanına, kâfiri de kâfirine!» buyurdular”
“Bize Muhammed b. Râfi de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dediki): Biae Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den rivayet etti. Hemmâm: Bize Ebû Hureyre'nin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiği budur... diyerek bir takım hadisler zikretti. Ez cümle: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İnsanlar bu işde Kureyş'e tâbi'dir. Müslümanları onların müslümanlarına, kâfirleri de onların kâfirlerine tâbidir.» buyurdular. Dedi. İzah 1819 da”
“Bana Yahya b. Habîb El-Hârisî rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû'z-Zübeyr rivayet etti ki, kendisi Câbir b. Abdillâh'ı şöyle derken işitmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «insanlar hayırda ve şerde Kureyş'e tûbi'dirler.» buyurdu”
“Bize Ahmed b. Abdillâh b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize Âsim b. Muhammed b. Zeyd, babasından rivayet etti. (Demişki): Abdullah şunu söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İnsanlardan iki kişi kaldığı müddetçe bu iş Kureyş'de devam edecektir.» buyurdular”
“Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Husayn'dan, o da Câbir b. Semûra'dan naklen rivayet etti. Ben Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i buyururken işittim, demiş. H. Bize Rıfâa b. Heysem El-Vâsıtî de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Hâlid (yâni İbni Abdillâh Et-Tahhân) Husayn'dan, o da Câbir b. Semûra'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş : Babamla birlikte Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girdim. Ve onu: «Gerçekten bu iş onların aralarında on iki halîfe geçinceye kadar bitmeyecektir!» buyururken işittim. Sonra bana gizli kalan bir söz konuştu. Hemen babama : — Ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dedi”
“Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Câbir b. Semûra'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «İnsanların (hilâfet) işi, kendilerine on iki zat hükmettiği müddetçe yürümekte devam edecektir.» buyurdu. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana gizli kalan bir söz konuştu. Hemen babama : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dHi”
“{…} Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Simâk b. Câbir b. Semûra'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsi rivayet etti. Ama : «İnsanların işi yürümekte devam edecektir» cümlesini anmadı”
“Bize Heddâb b. Hâlid El-Ezdî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Simâk b. Harb'dan rivayet etti. Şöyle demiş: Câbir b. Semura'yi şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «İslâm on iki halîfeye kadar azîz olmakta devam edecektir!» buyururken işittim. Sonra bir kelime söyledi ki, onu anlamadım. Ve babama : — Ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dedi”
“Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye, Dâvûd'dan, o da Şa'bî'den, o da Câbir b. Semûra'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu iş (hilâfet) on iki halîfeye kadar azîz olarak devam edecektir!» buyurdu. Sonra bir şey konuştu ki, onu anlamadım. Ve babama : — Ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dedi”
“Bize Nasr b. Alî El-Cehdamî rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Avn rivayet etti, H. Bize Ahmed b. Osman En-Nevfelî de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Ezher rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Avn, Şa'bî'den, o da Câbir b. Semûra'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Beraberimde babam olduğu halde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gittim. Ve onu: «Bu dîn on iki halîfeye kadar azız, muhkem devam edecektir!» buyururken işittim. Arkacığından bir kelime söyledi ki, halk onu işitmeme mâni oldu. Bunun üzerine babama: — Ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dedi. İzah 1822 de”
“Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Ebû Bekir b. Ebî Şcybe rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize Hatim —ki İbni İsmail'dir— Muhacir b. Mismâr'dan, o da Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkaas'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Kölem Nâfi' ile birlikte Câbir b. Semûra'ya : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim bir şeyi bana haber ver! diye yazdım. O da bana şunu yazdı: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i cum2a günü, Eslemî'nin recmolunduğunun akşamı: «Bu dîn kıyamet kopuncaya yahut sizin üzerinize, hepsi Kureyş'ten olmak üzere on iki halîfe gelinceye kadar durmakta devam edecektir!» buyururken işittim. Onu: «Müslümanlardan bir çetecik Beyaz evi, Kisrâ'nın evini yahut Âl-i Kisrâ'nın evini fethedecekler!» buyururken de işittim. Onu: «Şüphesiz ki kıyametten önce yalancılar çıkacaktır; onlardan korunuverin!» buyururken de işittim. Onu: «Allah birinize bir hayır verir (ise) kendinden ve ailesi efradından başlasın!» buyururken de işittim. Onu: «Havzın başına ilk varacak benin!»buyururken de işittim”
“{…} Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebi Zi'b, Muhacir b. Mismâr'dan, o da Amir b. Sa'd'dan naklen rivayet etti ki, Âmir Semuratü'l-Adevi'nin oğluna: Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den işittiğini rivayet et! diye mektup göndermiş. O da : — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işittim... demiş. Ve râvi, Hatim'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur”
“Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Babam yaralandığı zaman yanına vardım. Ashâb kendisini sena ederek: — Allah seni hayırla mükâfatlandırsın! Dediler. O da : — Uman ve korkan! dedi. Cemâat: — Kendine halîfe bırak! dediler. Bunun üzerine şunları söyledi: — Sizin işinizi diri iken de ölü iken de üzerimemi alayım? Hilâfetten nasibimin; lehime, aleyhime değil, (sadece) yetecek kadar olmasını dilerim! Halîfe bırakmış olsam, benden daha hayırlısı (yâni Ebû Bekir) kendine halîfe bırakmıştır. Sizi (halifesiz) bıraksam, benden daha hayırlı olan Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sîzi (halifesiz) bıraktı! Abdullah şöyle demiş: Babam, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i anınca anladım ki kendine halîfe bırakmayacak”
“Bize İshâk b. İbrahim ile İbni Ebî Ömer, Muhammed b. Râfi' ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Lâfızları birbirlerine yakındır. (İshak ile Abd' ahberanâ tâbirini kullandılar. Ötekiler: Bize Abdürrazzâk rivayet etti, dediler.) (Demişki): Bize Ma'mer, Zührî'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Salim, İbni Ömer'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş) : — Hafsa'nın yanına girdim de : — Biliyor musun baban halîfe bırakmıyor, dedi. — O bunu yapacak değildir, dedim. — Muhakkak yapar! Dedi. Bunun üzerine onunla bu hususta konuşmaya yemîn ettim; ve sustum. Hattâ sabahleyin eve gittim; ama onunla konuşmadım. Sağ elimle bir dağ taşıyor gibi idim. Nihayet dönerek yanına girdim. Bana insanların hâlini sordu. Ben de kendisine haber verdim. Sonra ona: — Ben halkın bir söz söylediklerini işittim de onu sana söylemeye yemîn ettim! Diyorlar ki, sen kendine halîfe bırakmayacakmışsın. Gerçekten senin bir deve çobanın veya koyun çobanın olsa da onları bırakarak sana gelse, çobanın kaybetiğine kail olurdun. İnsanlara riâyet ise daha Çetindir. Dedim. Benim sözüm ona muvafık geldi. Ve bir müddet başını indirdi. Sonra onu bana kaldırarak şunları söyledi: — Muhakkak Allah (Azze ve Celle) dînini koruyacaktır. Ben kendime halîfe bırakmamış olsam, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de halîfe bırakmamıştır. Halîfe bırakmış olsam, Ebû Bekir halîfe bırakmıştır, İbni Ömer demiş ki: — Vallahi, babam, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'Ie Ebû Bekr'i anmaktan başka bir şey yapmadı. Ve anladım ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kimse ile değişecek değil ve kendine halîfe bırakacak değildir”
“Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr b. Hâzim rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân b. Semûra rivayet etti. (Dediki): Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Ya Abdurrahman! Emirliği isteme! Çünkü isteyerek sana verilirse onunla baş başa bırakılırsın! İstemeden sana verilirse onun uğrunda yardım görürsün.»”
“{…} Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh Yûnus'dan rivayet etti. H. Bana Alî b. Hucr Es-Sadî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin Yûnus'la Mansûr'dan ve Humeyd'den rivayet etti. H. Bize Ebû Kâmil El-Cahderî de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd, Simâk b. Atiyye ile Yûnus b. Ubeyd'den ve Hişâm b. Hassandan naklen rivayet eyledi. Bu râvilerin hepsi Hasen'den, o da Abdurrahmân b. Semura'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Cerîr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır”
“Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Muhammed b. El-Alâ' rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Usâme, Büreyd b. Abdillâh'dan, o da Ebû Bürde'den, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Ben ve amcam oğullarından iki zât. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girdik. O iki zâtın biri: — Yâ Resûlâllah! Bizi Allah (Azze ve Celle)'nin seni hâkim kıldığı yerlerden bazısına hâkim yap! Dedi. Öteki de bunun gibi bir şey söyledi. Bunun üzerine Efendimiz: «Vallahi biz bu işe ne onu isteyen bîrini tayîn ederiz; ne de ona hırs gösteren birini!» buyurdular”
“Bize Ubeydullah b. Saîd ile Muhaınmed b. Hatim rivayet ettiler. Lâfız İbni Hâtim'indir. (Dedilerki): Bize Yahya b. Saîd El-Kattân rivayet etti. (Dediki): Bize Kurre b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd b. Hilâl rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Bürde rivayet etti. (Dediki): Ebû Mûsâ şunu söyledi: — Yanımda Eş'arîlerden iki zât olduğu halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Biri sağımda diğeri solumda idi. Bunların ikisi de vazife istediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) misvaklanıyordu. Bunun üzerine : «Ne diyorsun yâ Ebâ Mûsâ?» yûhut «Yâ Abdallah b. Kays!» dedi. Ben de : — Seni hak (dîn) ile gönderen Allah'a yemîn ederim ki, bunlar kalplerinde olanı bana söylemediler. Ben bunların vazife isteyeceklerini bilemedim, dedim. Ama dudağının altında misvakînin yükseldiğini (hâlâ) görür gibiyim. Ya «Ien» edatı ile yahut «lâ» ile (konuşarak) : «Biz işimize, isteyeni tâyin etmeyiz! Lâkin sen git yâ Ebâ Mûsâ!» yahut «Yâ Abdallah b. Kays!» dedi. Ve onu Yemen'e gönderdi. Sonra onun peşinden Muâz b. Cebel'i yolladı. Muâz onun yanına varınca : — (Ebû Mûsâ ona) Buyur etti; ve ona bir yastık serdi. Bir de baktı ki, Ebû Musa'nın yanında bağlı bir adam var! — Bu kim? diye sordu. Ebû Mûsâ: — Bu bir yahudi idi; müslüman oldu. Sonra tekrar kendi dînine, kötülük dînine döndü ve yahudî oldu, dedi. Muâz: — Bu adam öldürülünceye kadar oturmam! Allah'ın ve Resulünün hükmü budur, dedi. Ebû Mûsâ : — Otur! Evet! Dedi. Muâz : — O öldürülünceye kadar oturmam! Allah'ın ve Resulünün hükmü budur! Dedi. Bu üç defa tekerrür etti. Nihayet onun öldürülmesini emretti; ve öldürüldü. Sonra (Muâz'la Ebû Mûsâ) geceleyin namaz kılmayı müzâkere ettiler, de biri (yâni Muâz) : — Bana gelince: Ben hem uyurum hem namaza kalkarım. Uykum esnasında da namazımda umduğumu umarım! Dedi”
“Bize Abdülmelik b. Şuayb b. Leys rivayet etti. (Dediki): Bana babam Şuayb b. Leys rivayet etti. (Dediki): Bana Leys b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bana Yezîd b. Ebî Habîb, Bekir b. Amr'dan, o da Haris b. Yezîd El-Hadrami'den, o da İbni Huceyrate'l-Ekber'den, o da Ebû Zerr'den naklen rivayet etti. Ehû Zerr şöyle demiş ; — Ya Resûlâllah! Beni vâlî yapmıyor musun? Dedim. Bunun üzerine eli ile omuzuma vurdu. Sonra : «Yâ Ebâ Zerr! Sen zayıfsın. Bu vâiîlik bir emânettir. Gerçekten kıyâmet gününde o kepazelik ve pişmanlıktır. Yalnız onu hakkı ile alarak o hususta üzerine düşeni yapan müstesna!» buyurdular. İzah 1826 da”
“Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim, ikisi birden El-Mukrî'den rivayet ettiler. Züheyr (Dediki): Bize Abdullah b. Yezîd rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ebî Eyyûb, Ubeydullah b. Ebî Ca'fer El-Kuraşî'den, o da Salim b. Ebî Salim El-Ceyşânî'den, o da babasından, o da Ebû Zerr'den naklen rivayet ettiki, ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Ebâ Zerr! Gerçekten ben seni zayıf görüyorum. Ben senin için kendime sevdiğim şeyi severim. Sakın iki kişî üzerine hâkim olma! Ve sakın yetîm malına velî olma!» buyurmuşlar”