HakkımızdaGizlilikİletişim
İslam Gündemiİslama dair her şey...
Ana SayfaHaberler
Sureler ve MeallerKuran Öğren (Okunuş)Elif Ba AlfabesiAçıklamalı TefsirKuran Mealleri
Siyer-i Nebi (Hayatı)Hadis KütüphanesiMezhepler İlmihaliİslami Soru CevapRisale-i Nur Külliyatı
İbadetler AnsiklopedisiNamaz Nasıl Kılınır?Namaz VakitleriGünlük DualarZekat HesaplamaDini Günler Takvimi
Kız Bebek İsimleriErkek Bebek İsimleriDini Rüya TabirleriDini Bilgiler (Blog)İslami Tatil & Oteller
Çocuklara Özel İslamiyet
Mealler/Elmalılı Hamdi Yazır/Mü'minûn Suresi
23

Mü'minûn Suresi

سُورَةُ المُؤۡمِنُونَ • 118 Ayet • Mekkî • Elmalılı Hamdi Yazır Meali

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla

1Mü'minûn Suresi, 1. Ayet

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ

Gercekten muminler kurtulusa ermistir

2Mü'minûn Suresi, 2. Ayet

ٱلَّذِینَ هُمۡ فِی صَلَاتِهِمۡ خَـٰشِعُونَ

Onlar ki, namazlarında husu icindedirler

3Mü'minûn Suresi, 3. Ayet

وَٱلَّذِینَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ

Onlar ki, bos ve yararsız seylerden yuz cevirirler

4Mü'minûn Suresi, 4. Ayet

وَٱلَّذِینَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَـٰعِلُونَ

Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler

5Mü'minûn Suresi, 5. Ayet

وَٱلَّذِینَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَـٰفِظُونَ

Ve onlar ki, iffetlerini korurlar

6Mü'minûn Suresi, 6. Ayet

إِلَّا عَلَىٰۤ أَزۡوَ ٰ⁠جِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَیۡمَـٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَیۡرُ مَلُومِینَ

Ancak esleri ve ellerinin sahip oldugu (cariyeleri) haric. (Bunlarla iliskilerinden dolayı) kınanmıs degillerdir

7Mü'minûn Suresi, 7. Ayet

فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَاۤءَ ذَ ٰ⁠لِكَ فَأُو۟لَـٰۤىِٕكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ

Su halde, kim bunun otesine gitmeyi isterse, iste bunlar, haddi asan kimselerdir

8Mü'minûn Suresi, 8. Ayet

وَٱلَّذِینَ هُمۡ لِأَمَـٰنَـٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَ ٰ⁠عُونَ

Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler

9Mü'minûn Suresi, 9. Ayet

وَٱلَّذِینَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَ ٰ⁠تِهِمۡ یُحَافِظُونَ

Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler

10Mü'minûn Suresi, 10. Ayet

أُو۟لَـٰۤىِٕكَ هُمُ ٱلۡوَ ٰ⁠رِثُونَ

Iste asıl onlar varislerdir

11Mü'minûn Suresi, 11. Ayet

ٱلَّذِینَ یَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِیهَا خَـٰلِدُونَ

Ki, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedi kalırlar

12Mü'minûn Suresi, 12. Ayet

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن سُلَـٰلَةࣲ مِّن طِینࣲ

And olsun biz insanı, camurdan, bir sulaleden (suzulup cıkarılmıs camurdan) yarattık

13Mü'minûn Suresi, 13. Ayet

ثُمَّ جَعَلۡنَـٰهُ نُطۡفَةࣰ فِی قَرَارࣲ مَّكِینࣲ

Sonra onu emin ve saglam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik

14Mü'minûn Suresi, 14. Ayet

ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَـٰمࣰا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَـٰمَ لَحۡمࣰا ثُمَّ أَنشَأۡنَـٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَـٰلِقِینَ

Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir cignem et parcası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diger bir yaratık olarak tesekkul ettirdik. Yapıp yaratanların en guzeli olan Allah, pek yucedir

15Mü'minûn Suresi, 15. Ayet

ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَ ٰ⁠لِكَ لَمَیِّتُونَ

Sonra siz bunun ardından, muhakkak ki oleceksiniz

16Mü'minûn Suresi, 16. Ayet

ثُمَّ إِنَّكُمۡ یَوۡمَ ٱلۡقِیَـٰمَةِ تُبۡعَثُونَ

Sonra da siz, suphesiz, kıyamet gununde tekrar diriltileceksiniz

17Mü'minûn Suresi, 17. Ayet

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَاۤىِٕقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَـٰفِلِینَ

Andolsun biz, sizin ustunuzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan habersiz degiliz

18Mü'minûn Suresi, 18. Ayet

وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَاۤءِ مَاۤءَۢ بِقَدَرࣲ فَأَسۡكَنَّـٰهُ فِی ٱلۡأَرۡضِۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابِۭ بِهِۦ لَقَـٰدِرُونَ

Gokten uygun bir olcude yagmur indirip onu yerde durgunlastırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gucumuz yeter

19Mü'minûn Suresi, 19. Ayet

فَأَنشَأۡنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّـٰتࣲ مِّن نَّخِیلࣲ وَأَعۡنَـٰبࣲ لَّكُمۡ فِیهَا فَوَ ٰ⁠كِهُ كَثِیرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Boylece onun (yagmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahceleri ve uzum bagları meydana getirdik ki, bunlarda sizin icin bir cok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz

20Mü'minûn Suresi, 20. Ayet

وَشَجَرَةࣰ تَخۡرُجُ مِن طُورِ سَیۡنَاۤءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهۡنِ وَصِبۡغࣲ لِّلۡـَٔاكِلِینَ

Turı Sina'da (dahi) yetisen bir agac da meydana getirdik ki, bu agac, hem yag, hem de yiyenlerin ekmegine katık edecekleri (zeytin) verir

21Mü'minûn Suresi, 21. Ayet

وَإِنَّ لَكُمۡ فِی ٱلۡأَنۡعَـٰمِ لَعِبۡرَةࣰۖ نُّسۡقِیكُم مِّمَّا فِی بُطُونِهَا وَلَكُمۡ فِیهَا مَنَـٰفِعُ كَثِیرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Hayvanlarda da sizin icin elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size iciririz. Onlarda sizin icin birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz

22Mü'minûn Suresi, 22. Ayet

وَعَلَیۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ

Hem onlara ve hem gemiye yuklenirsiniz

23Mü'minûn Suresi, 23. Ayet

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ یَـٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَیۡرُهُۥۤۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ

And olsun biz, Nuh'u kavmine gonderdik. "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan baska tanrınız yoktur. Hala sakınmaz mısınız

24Mü'minûn Suresi, 24. Ayet

فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُا۟ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَـٰذَاۤ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ یُرِیدُ أَن یَتَفَضَّلَ عَلَیۡكُمۡ وَلَوۡ شَاۤءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَـٰۤىِٕكَةࣰ مَّا سَمِعۡنَا بِهَـٰذَا فِیۤ ءَابَاۤىِٕنَا ٱلۡأَوَّلِینَ

Bunun uzerine, kavminin icinden kafir kodaman toplulugu "Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beser olmaktan baska bir sey degildir. Size ustun ve hakim olmak istiyor. Eger Allah (peygamber gondermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gonderirdi. Biz gecmisteki atalarımızdan boyle bir sey duymadık

25Mü'minûn Suresi, 25. Ayet

إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ بِهِۦ جِنَّةࣱ فَتَرَبَّصُوا۟ بِهِۦ حَتَّىٰ حِینࣲ

Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Oyle ise, bir sureye kadar ona katlanıp (durumu) gozetleyin bakalım

26Mü'minûn Suresi, 26. Ayet

قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِی بِمَا كَذَّبُونِ

Nuh: "Rabbim! dedi, beni yalana cıkarmalarına karsı bana yardım et

27Mü'minûn Suresi, 27. Ayet

فَأَوۡحَیۡنَاۤ إِلَیۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡیُنِنَا وَوَحۡیِنَا فَإِذَا جَاۤءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسۡلُكۡ فِیهَا مِن كُلࣲّ زَوۡجَیۡنِ ٱثۡنَیۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَیۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَـٰطِبۡنِی فِی ٱلَّذِینَ ظَلَمُوۤا۟ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ

Bunun uzerine ona soyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten esler halinde iki tane ve bir de iclerinden, daha once kendisi aleyhinde hukum verilmis olanların dısındaki aileni gemiye al. Zulmetmis olanlar konusunda bana hic yalvarma! Zira onlar kesinlikle bogulacaklardır

28Mü'minûn Suresi, 28. Ayet

فَإِذَا ٱسۡتَوَیۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِی نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِینَ

Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerlestiginde: "Bizi zalimler toplulugundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de

29Mü'minûn Suresi, 29. Ayet

وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِی مُنزَلࣰا مُّبَارَكࣰا وَأَنتَ خَیۡرُ ٱلۡمُنزِلِینَ

Ve de ki: "Rabbim! Beni mubarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın

30Mü'minûn Suresi, 30. Ayet

إِنَّ فِی ذَ ٰ⁠لِكَ لَـَٔایَـٰتࣲ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِینَ

Suphesiz bunda sizin icin birtakım ibretler vardır. Cunku biz, kullarımızı boyle denemisizdir

31Mü'minûn Suresi, 31. Ayet

ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِینَ

Sonra onların ardından bir baska nesil getirdik

32Mü'minûn Suresi, 32. Ayet

فَأَرۡسَلۡنَا فِیهِمۡ رَسُولࣰا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَیۡرُهُۥۤۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Bunun uzerine, onlar arasından kendilerine, "Allah'a kulluk edin; cunku sizin O'ndan baska bir tanrınız yoktur. Hala Allah'tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gonderdik

33Mü'minûn Suresi, 33. Ayet

وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِلِقَاۤءِ ٱلۡـَٔاخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَـٰهُمۡ فِی ٱلۡحَیَوٰةِ ٱلدُّنۡیَا مَا هَـٰذَاۤ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ یَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَیَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ

Onun kavminden, kafir olup ahirete ulasmayı yalanlayan ve dunya hayatında kendilerine refah verdigimiz kodaman guruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediginizden yer, sizin ictiginizden icer

34Mü'minûn Suresi, 34. Ayet

وَلَىِٕنۡ أَطَعۡتُم بَشَرࣰا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذࣰا لَّخَـٰسِرُونَ

Gercekten, tıpkı kendiniz gibi bir besere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz

35Mü'minûn Suresi, 35. Ayet

أَیَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابࣰا وَعِظَـٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ

Size, oldugunuz, toprak ve kemik yıgını haline geldiginizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana cıkarılacagınızı mı vaad ediyor

36Mü'minûn Suresi, 36. Ayet

۞ هَیۡهَاتَ هَیۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ

Heyhat o size vaad edilen sey ne kadar uzak

37Mü'minûn Suresi, 37. Ayet

إِنۡ هِیَ إِلَّا حَیَاتُنَا ٱلدُّنۡیَا نَمُوتُ وَنَحۡیَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِینَ

Dunya hayatından baska gercek yoktur. (Kimimiz) oluruz, (kimimiz) yasarız; bir daha diriltilecek degiliz

38Mü'minûn Suresi, 38. Ayet

إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰا وَمَا نَحۡنُ لَهُۥ بِمُؤۡمِنِینَ

Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz

39Mü'minûn Suresi, 39. Ayet

قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِی بِمَا كَذَّبُونِ

O Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karsı bana yardımcı ol

40Mü'minûn Suresi, 40. Ayet

قَالَ عَمَّا قَلِیلࣲ لَّیُصۡبِحُنَّ نَـٰدِمِینَ

Allah soyle buyurdu: "Pek yakında onlar pisman olacaklar

41Mü'minûn Suresi, 41. Ayet

فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّیۡحَةُ بِٱلۡحَقِّ فَجَعَلۡنَـٰهُمۡ غُثَاۤءࣰۚ فَبُعۡدࣰا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِینَ

Nitekim, Hak tarafından korkuc bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen cepecevre kusattık. Zalimler toplulugunun canı cehenneme

42Mü'minûn Suresi, 42. Ayet

ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِینَ

Sonra onların ardından bir baska nesil getirdik

43Mü'minûn Suresi, 43. Ayet

مَا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا یَسۡتَـٔۡخِرُونَ

Hicbir ummet, ecelini ne one alabilir, ne de erteleyebilir

44Mü'minûn Suresi, 44. Ayet

ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا تَتۡرَاۖ كُلَّ مَا جَاۤءَ أُمَّةࣰ رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُۖ فَأَتۡبَعۡنَا بَعۡضَهُم بَعۡضࣰا وَجَعَلۡنَـٰهُمۡ أَحَادِیثَۚ فَبُعۡدࣰا لِّقَوۡمࣲ لَّا یُؤۡمِنُونَ

Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gonderdik. Herhangi bir ummete peygamberlerinin geldigi her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluga) yuvarladık ve onları efsane yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme

45Mü'minûn Suresi, 45. Ayet

ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَـٰرُونَ بِـَٔایَـٰتِنَا وَسُلۡطَـٰنࣲ مُّبِینٍ

Sonra birtakım ayetlerimiz ve acık bir ferman ile Musa'yı ve kardesi Harun'u gonderdik

46Mü'minûn Suresi, 46. Ayet

إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِی۟هِۦ فَٱسۡتَكۡبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوۡمًا عَالِینَ

Firavun'a ve ileri gelenlerine de (gonderdik). Bunun uzerine onlar kibire kapıldılar ve ululuk taslayan zorba bir kavim oldular

47Mü'minûn Suresi, 47. Ayet

فَقَالُوۤا۟ أَنُؤۡمِنُ لِبَشَرَیۡنِ مِثۡلِنَا وَقَوۡمُهُمَا لَنَا عَـٰبِدُونَ

Onun icin: Biz, dediler, "kavimleri bize kolelik ederken bizim benzerimiz olan bu iki adama inanacak mıyız

48Mü'minûn Suresi, 48. Ayet

فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا۟ مِنَ ٱلۡمُهۡلَكِینَ

Boylece onları yalanladılar, bu yuzden de helak edilenlerden oldular

49Mü'minûn Suresi, 49. Ayet

وَلَقَدۡ ءَاتَیۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ لَعَلَّهُمۡ یَهۡتَدُونَ

Andolsun biz Musa'ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik

50Mü'minûn Suresi, 50. Ayet

وَجَعَلۡنَا ٱبۡنَ مَرۡیَمَ وَأُمَّهُۥۤ ءَایَةࣰ وَءَاوَیۡنَـٰهُمَاۤ إِلَىٰ رَبۡوَةࣲ ذَاتِ قَرَارࣲ وَمَعِینࣲ

Meryemoglunu ve annesini de (kudretimize) bir alamet kıldık; onları, yerlesmeye elverisli, sulu bir tepeye yerlestirdik

51Mü'minûn Suresi, 51. Ayet

یَـٰۤأَیُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُوا۟ مِنَ ٱلطَّیِّبَـٰتِ وَٱعۡمَلُوا۟ صَـٰلِحًاۖ إِنِّی بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِیمࣱ

Ey peygamberler! Temiz ve helal olan seylerden yiyin; guzel amel ve hareketlerde bulunun. Cunku ben sizin yaptıklarınızı bilirim

52Mü'minûn Suresi, 52. Ayet

وَإِنَّ هَـٰذِهِۦۤ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةࣰ وَ ٰ⁠حِدَةࣰ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱتَّقُونِ

Ve iste bu sizin ummetiniz bir tek ummet ve ben de sizin Rabbinizim. Oyle ise benden sakının." (denildi)

53Mü'minûn Suresi, 53. Ayet

فَتَقَطَّعُوۤا۟ أَمۡرَهُم بَیۡنَهُمۡ زُبُرࣰاۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَیۡهِمۡ فَرِحُونَ

Derken insanlar kendi aralarındaki islerini parca parca bolduler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip boburlendi

54Mü'minûn Suresi, 54. Ayet

فَذَرۡهُمۡ فِی غَمۡرَتِهِمۡ حَتَّىٰ حِینٍ

Sen simdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile basbasa bırak

55Mü'minûn Suresi, 55. Ayet

أَیَحۡسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالࣲ وَبَنِینَ

Sanıyorlar mı ki, onlara verdigimiz servet ve ogullar ile

56Mü'minûn Suresi, 56. Ayet

نُسَارِعُ لَهُمۡ فِی ٱلۡخَیۡرَ ٰ⁠تِۚ بَل لَّا یَشۡعُرُونَ

Kendilerine faydalar saglamak icin can atıyoruz. Hayır, onlar isin farkına varamıyorlar

57Mü'minûn Suresi, 57. Ayet

إِنَّ ٱلَّذِینَ هُم مِّنۡ خَشۡیَةِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ

Rablerine olan saygıdan dolayı titreyenler

58Mü'minûn Suresi, 58. Ayet

وَٱلَّذِینَ هُم بِـَٔایَـٰتِ رَبِّهِمۡ یُؤۡمِنُونَ

Rablerinin ayetlerine inananlar

59Mü'minûn Suresi, 59. Ayet

وَٱلَّذِینَ هُم بِرَبِّهِمۡ لَا یُشۡرِكُونَ

Rablerine ortak tanımayanlar

60Mü'minûn Suresi, 60. Ayet

وَٱلَّذِینَ یُؤۡتُونَ مَاۤ ءَاتَوا۟ وَّقُلُوبُهُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّهُمۡ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ رَ ٰ⁠جِعُونَ

Ve, Rablerine donecekleri icin yapmakta oldukları isleri kalpleri titreyerek yapanlar

61Mü'minûn Suresi, 61. Ayet

أُو۟لَـٰۤىِٕكَ یُسَـٰرِعُونَ فِی ٱلۡخَیۡرَ ٰ⁠تِ وَهُمۡ لَهَا سَـٰبِقُونَ

Iste onlar, iyiliklere kosusurlar ve iyilik icin yarısırlar

62Mü'minûn Suresi, 62. Ayet

وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ وَلَدَیۡنَا كِتَـٰبࣱ یَنطِقُ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا یُظۡلَمُونَ

Biz hic kimseyi, gucunun yettiginden baskası ile yukumlu kılmayız. Nezdimizde hakkı soyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlıga ugratılmazlar

63Mü'minûn Suresi, 63. Ayet

بَلۡ قُلُوبُهُمۡ فِی غَمۡرَةࣲ مِّنۡ هَـٰذَا وَلَهُمۡ أَعۡمَـٰلࣱ مِّن دُونِ ذَ ٰ⁠لِكَ هُمۡ لَهَا عَـٰمِلُونَ

Hayır, onların kalpleri bu hususta cehalet icindedir. Ayrıca onların bundan ote birtakım kotu isleri vardır ki, onlar bu isleri yapar dururlar

64Mü'minûn Suresi, 64. Ayet

حَتَّىٰۤ إِذَاۤ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِیهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ یَجۡـَٔرُونَ

Nihayet, refah ve bolluk icinde olanlarını sıkıntıya ugrattıgımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar

65Mü'minûn Suresi, 65. Ayet

لَا تَجۡـَٔرُوا۟ ٱلۡیَوۡمَۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ

Bosuna feryad etmeyin bugun! Zira bizden yardım goremeyeceksiniz

66Mü'minûn Suresi, 66. Ayet

قَدۡ كَانَتۡ ءَایَـٰتِی تُتۡلَىٰ عَلَیۡكُمۡ فَكُنتُمۡ عَلَىٰۤ أَعۡقَـٰبِكُمۡ تَنكِصُونَ

Cunku ayetlerimiz size okunurdu da, buna karsı siz arkanızı donerdiniz

67Mü'minûn Suresi, 67. Ayet

مُسۡتَكۡبِرِینَ بِهِۦ سَـٰمِرࣰا تَهۡجُرُونَ

Kafa tutardınız ve geceleyin hezeyanlar savururdunuz

68Mü'minûn Suresi, 68. Ayet

أَفَلَمۡ یَدَّبَّرُوا۟ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَاۤءَهُم مَّا لَمۡ یَأۡتِ ءَابَاۤءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِینَ

Onlar bu sozu (Kur'an'ı) hic dusunmediler mi? Yoksa kendilerine, daha once gecmisteki atalarına gelmeyen bir sey mi geldi

69Mü'minûn Suresi, 69. Ayet

أَمۡ لَمۡ یَعۡرِفُوا۟ رَسُولَهُمۡ فَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ

Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yuzden mi onu inkar ediyorlar

70Mü'minûn Suresi, 70. Ayet

أَمۡ یَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَاۤءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَـٰرِهُونَ

Yoksa onda bir delilik oldugunu mu soyluyorlar? Aksine o, kendilerine hakkı getirmistir. Halbuki onlar haktan hoslanmamaktadırlar

71Mü'minûn Suresi, 71. Ayet

وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَاۤءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِیهِنَّۚ بَلۡ أَتَیۡنَـٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ

Eger hak, onların kotu arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gokler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayır, biz onlara san ve sereflerini getirdik; fakat onlar kendi sereflerine sırt cevirirler

72Mü'minûn Suresi, 72. Ayet

أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ خَرۡجࣰا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَیۡرࣱۖ وَهُوَ خَیۡرُ ٱلرَّ ٰ⁠زِقِینَ

(Resulum!) Yoksa sen onlardan bir harac mı istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

73Mü'minûn Suresi, 73. Ayet

وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَ ٰ⁠طࣲ مُّسۡتَقِیمࣲ

Gercek su ki sen onları dogru bir yola cagırıyorsun

74Mü'minûn Suresi, 74. Ayet

وَإِنَّ ٱلَّذِینَ لَا یُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَ ٰ⁠طِ لَنَـٰكِبُونَ

Fakat ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan cıkmaktadırlar

75Mü'minûn Suresi, 75. Ayet

۞ وَلَوۡ رَحِمۡنَـٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرࣲّ لَّلَجُّوا۟ فِی طُغۡیَـٰنِهِمۡ یَعۡمَهُونَ

Eger onlara acıyıp da icin de bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice korleserek azgınlıklarında busbutun direnirlerdi

76Mü'minûn Suresi, 76. Ayet

وَلَقَدۡ أَخَذۡنَـٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُوا۟ لِرَبِّهِمۡ وَمَا یَتَضَرَّعُونَ

Andolsun, biz onları sıkıntıya dusurduk de yine Rablerine boyun egmediler, tazarru' ve niyazda da bulunmadılar

77Mü'minûn Suresi, 77. Ayet

حَتَّىٰۤ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَیۡهِم بَابࣰا ذَا عَذَابࣲ شَدِیدٍ إِذَا هُمۡ فِیهِ مُبۡلِسُونَ

Nihayet uzerlerine, azabı cok siddetli bir kapı actıgımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada saskın ve umitsiz kalmıslardır

78Mü'minûn Suresi, 78. Ayet

وَهُوَ ٱلَّذِیۤ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِیلࣰا مَّا تَشۡكُرُونَ

Halbuki sizin icin o kulagı, o gozleri ve o gonulleri yaratan O'dur. Ne de az sukrediyorsunuz

79Mü'minûn Suresi, 79. Ayet

وَهُوَ ٱلَّذِی ذَرَأَكُمۡ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَیۡهِ تُحۡشَرُونَ

Ve sizi yeryuzunde yaratıp tureden O'dur. Sırf O'nun huzuruna toplanacaksınız

80Mü'minûn Suresi, 80. Ayet

وَهُوَ ٱلَّذِی یُحۡیِۦ وَیُمِیتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَـٰفُ ٱلَّیۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Ve O, yasatan ve oldurendir; gecenin ve gunduzun degismesi O'nun eseridir. Hala aklınızı kullanmaz mısınız

81Mü'minûn Suresi, 81. Ayet

بَلۡ قَالُوا۟ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ

Hayır, oncekilerin soylediklerinin benzerini soylediler

82Mü'minûn Suresi, 82. Ayet

قَالُوۤا۟ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Dediler ki: "Sahi biz, olup de bir toprak ve kemik yıgını haline gelmisken, mutlaka yeniden diriltilecegiz oyle mi

83Mü'minûn Suresi, 83. Ayet

لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَاۤؤُنَا هَـٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَـٰذَاۤ إِلَّاۤ أَسَـٰطِیرُ ٱلۡأَوَّلِینَ

Yemin ederiz ki, gerek bize, gerekse daha once atalarımıza boyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu gecmistekilerin masallarından baska bir sey degildir

84Mü'minûn Suresi, 84. Ayet

قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِیهَاۤ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

(Resulum!) de ki: "Eger biliyorsanız (soyleyin bakalım), bu dunya ve onda bulunanlar kime aittir

85Mü'minûn Suresi, 85. Ayet

سَیَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Allah'a aittir" diyecekler. "Oyle ise siz hic dusunup tasınmaz mısınız?" de

86Mü'minûn Suresi, 86. Ayet

قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِیمِ

Yedi kat goklerin Rabbi, azametli Ars'ın Rabbi kimdir?" diye sor

87Mü'minûn Suresi, 87. Ayet

سَیَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ

(Onlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Su halde siz Allah'tan korkmaz mısınız?" de

88Mü'minûn Suresi, 88. Ayet

قُلۡ مَنۢ بِیَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَیۡءࣲ وَهُوَ یُجِیرُ وَلَا یُجَارُ عَلَیۡهِ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Eger biliyorsanız (soyleyin), her seyin melekutu (mulkiyeti ve yonetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her seyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtac olmayan) kimdir?" diye sor

89Mü'minûn Suresi, 89. Ayet

سَیَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ

(Bunlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Oyle ise nasıl olur da buyulenirsiniz?" de

90Mü'minûn Suresi, 90. Ayet

بَلۡ أَتَیۡنَـٰهُم بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّهُمۡ لَكَـٰذِبُونَ

Dogrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise cidden yalancıdırlar

91Mü'minûn Suresi, 91. Ayet

مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدࣲ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنۡ إِلَـٰهٍۚ إِذࣰا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَـٰهِۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا یَصِفُونَ

Allah evlat edinmemistir; O'nunla beraber hicbir ilah da yoktur. Aksi takdirde her ilah kendi yarattıgını sevk ve idare eder ve bir gun mutlaka onlardan biri digerine galip gelirdi. Allah, onların yakıstırdıkları seylerden munezzehtir

92Mü'minûn Suresi, 92. Ayet

عَـٰلِمِ ٱلۡغَیۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا یُشۡرِكُونَ

Allah, gaybı da, acık olanı da bilir. O, musriklerin ortak kostukları seylerden cok yuce ve munezzehtir

93Mü'minûn Suresi, 93. Ayet

قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِیَنِّی مَا یُوعَدُونَ

(Resulum!) De ki: Rabbim! Eger onlara yoneltilen tehdidi (dunyevi sıkıntıyı ve uhrevi azabı) mutlaka gostereceksen

94Mü'minûn Suresi, 94. Ayet

رَبِّ فَلَا تَجۡعَلۡنِی فِی ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِینَ

Bu durumda beni, o zalimler toplulugunda bulundurma, Rabbim

95Mü'minûn Suresi, 95. Ayet

وَإِنَّا عَلَىٰۤ أَن نُّرِیَكَ مَا نَعِدُهُمۡ لَقَـٰدِرُونَ

Biz, onlara yonelttigimiz tehdidi sana gostermeye elbette ki kadiriz

96Mü'minûn Suresi, 96. Ayet

ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِی هِیَ أَحۡسَنُ ٱلسَّیِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا یَصِفُونَ

Sen, kotulugu en guzel bir tutumla sav, cunku biz onların yakıstırmakta oldukları seyi cok iyi bilmekteyiz

97Mü'minûn Suresi, 97. Ayet

وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنۡ هَمَزَ ٰ⁠تِ ٱلشَّیَـٰطِینِ

Ve de ki: Rabbim! Seytanların kıskırtmalarından sana sıgınırım

98Mü'minûn Suresi, 98. Ayet

وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن یَحۡضُرُونِ

Onların yanımda bulunmalarından da sana sıgınırım

99Mü'minûn Suresi, 99. Ayet

حَتَّىٰۤ إِذَا جَاۤءَ أَحَدَهُمُ ٱلۡمَوۡتُ قَالَ رَبِّ ٱرۡجِعُونِ

Nihayet onlardan (musriklerden) birine olum gelip cattıgında, "Rabbim, der, lutfen beni (dunyaya) geri gonder

100Mü'minûn Suresi, 100. Ayet

لَعَلِّیۤ أَعۡمَلُ صَـٰلِحࣰا فِیمَا تَرَكۡتُۚ كَلَّاۤۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَاۤىِٕلُهَاۖ وَمِن وَرَاۤىِٕهِم بَرۡزَخٌ إِلَىٰ یَوۡمِ یُبۡعَثُونَ

Ta ki, bosa gecirdigim dunyada iyi is (ve hareketler) yapayım." Hayır! Onun soyledigi bu soz (bos) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri gune kadar (suren) bir berzah vardır

101Mü'minûn Suresi, 101. Ayet

فَإِذَا نُفِخَ فِی ٱلصُّورِ فَلَاۤ أَنسَابَ بَیۡنَهُمۡ یَوۡمَىِٕذࣲ وَلَا یَتَسَاۤءَلُونَ

Sur'a uflendigi zaman aralarında artık ne soysop (cekismesi) vardır, ne de birbirlerini sorusturacaklardır

102Mü'minûn Suresi, 102. Ayet

فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَ ٰ⁠زِینُهُۥ فَأُو۟لَـٰۤىِٕكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ

Boylece kimlerin tartıları agır basarsa, iste asıl bunlar kurtulusa erenlerdir

103Mü'minûn Suresi, 103. Ayet

وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَ ٰ⁠زِینُهُۥ فَأُو۟لَـٰۤىِٕكَ ٱلَّذِینَ خَسِرُوۤا۟ أَنفُسَهُمۡ فِی جَهَنَّمَ خَـٰلِدُونَ

Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmislerdir; (cunku onlar) ebedi cehennemdedirler

104Mü'minûn Suresi, 104. Ayet

تَلۡفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمۡ فِیهَا كَـٰلِحُونَ

Orada disleri sırıtır halde iken ates yuzlerini yalar

105Mü'minûn Suresi, 105. Ayet

أَلَمۡ تَكُنۡ ءَایَـٰتِی تُتۡلَىٰ عَلَیۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

(Allah Teala,) Size ayetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız degil mi?... der

106Mü'minûn Suresi, 106. Ayet

قَالُوا۟ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَیۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمࣰا ضَاۤلِّینَ

Derler ki: Rabbimiz! Azgınlıgımız bizi altetti; biz, bir sapıklar toplulugu idik

107Mü'minûn Suresi, 107. Ayet

رَبَّنَاۤ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَـٰلِمُونَ

Rabbimiz! Bizi buradan cıkar. Eger bir daha (ettiklerimize) donersek, artık belli ki biz zalim insanlarız

108Mü'minûn Suresi, 108. Ayet

قَالَ ٱخۡسَـُٔوا۟ فِیهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

(Allah) buyurur ki: Alcaldıkca alcalın orada! Bana konusmayın artık

109Mü'minûn Suresi, 109. Ayet

إِنَّهُۥ كَانَ فَرِیقࣱ مِّنۡ عِبَادِی یَقُولُونَ رَبَّنَاۤ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَیۡرُ ٱلرَّ ٰ⁠حِمِینَ

Cunku kullarımdan bir zumre "Rabbimiz! Biz iman ettik; oyle ise bizi bagısla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin." diyorlardı

110Mü'minûn Suresi, 110. Ayet

فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِیًّا حَتَّىٰۤ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِی وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ

Iste siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranısınız size beni yad etmeyi unutturdu; cunku siz onlara guluyordunuz

111Mü'minûn Suresi, 111. Ayet

إِنِّی جَزَیۡتُهُمُ ٱلۡیَوۡمَ بِمَا صَبَرُوۤا۟ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَاۤىِٕزُونَ

Bugun ben onlara, sabrettiklerinin karsılıgını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir

112Mü'minûn Suresi, 112. Ayet

قَـٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِی ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِینَ

(Allah inkarcılara) "Yeryuzunde kac yıl kaldınız?" diye sorar

113Mü'minûn Suresi, 113. Ayet

قَالُوا۟ لَبِثۡنَا یَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ یَوۡمࣲ فَسۡـَٔلِ ٱلۡعَاۤدِّینَ

Bir gun veya gunun bir kısmı kadar kaldık. Iste bilenlere sor." derler

114Mü'minûn Suresi, 114. Ayet

قَـٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِیلࣰاۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

(Allah) buyurur ki: Sadece az bir sure kaldınız; keske siz (bunu) bilmis olsaydınız

115Mü'minûn Suresi, 115. Ayet

أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَـٰكُمۡ عَبَثࣰا وَأَنَّكُمۡ إِلَیۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ

Sizi sadece bos yere yarattıgımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceginizi mi sandınız

116Mü'minûn Suresi, 116. Ayet

فَتَعَـٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۖ لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِیمِ

Mutlak hakim ve hak olan Allah, cok yucedir. O'ndan baska ilah yoktur. O, bereketli Ars'ın sahibidir

117Mü'minûn Suresi, 117. Ayet

وَمَن یَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَـٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦۤۚ إِنَّهُۥ لَا یُفۡلِحُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ

Her kim Allah ile birlikte diger bir tanrıya taparsaki bu hususla ilgili hicbir delili yoktur o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Surası muhakkak ki, kafirler kurtulusa eremezler

118Mü'minûn Suresi, 118. Ayet

وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَیۡرُ ٱلرَّ ٰ⁠حِمِینَ

Resulum! De ki: "Rabbim, bagısla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin

Hac SuresiNûr Suresi
İslam Gündemiİslama dair her şey...

İslam Gündemi Yolunda

Günlük ayet, hadis, namaz vakitleri, dini güncel haberler ve kapsamlı İslami içeriklerle manevi hayatınıza rehber oluyoruz. Doğru, tarafsız ve güvenilir bilgiler.

Kuran & İlim

  • Kuran-ı Kerim
  • Kuran Mealleri
  • Kuran Öğren
  • Elif Ba Alfabesi
  • Açıklamalı Tefsir
  • Hadis Kütüphanesi
  • Risale-i Nur Külliyatı

İbadet & Yaşam

  • Namaz Vakitleri
  • Kıble Bulucu (Pusula)
  • Dualar ve Zikirler
  • Dini Günler ve Takvim
  • Zekat Hesaplama
  • Sıkça Sorulan Sorular

Keşfet

  • Dini Bilgiler (Blog)
  • İslami Haberler
  • Dini Rüya Tabirleri
  • Kız Bebek İsimleri
  • Erkek Bebek İsimleri
  • İslami Tatil & Otel
  • Esmaül Hüsna
Sorumluluk Reddi: Bu sitede yer alan içerikler bilgilendirme amaçlıdır. Dini konularda kesin hüküm için Diyanet İşleri Başkanlığı'na veya ehil din alimlerine danışılması tavsiye edilir. Sitedeki bilgilerin kullanımından doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Gizlilik PolitikasıKullanım ŞartlarıÇerez Politikası
© 2026 İslam Gündemi. Tüm hakları saklıdır.