HakkımızdaGizlilikİletişim
İslam Gündemiİslama dair her şey...
Ana SayfaHaberler
Sureler ve MeallerKuran Öğren (Okunuş)Elif Ba AlfabesiAçıklamalı TefsirKuran Mealleri
Siyer-i Nebi (Hayatı)Hadis KütüphanesiMezhepler İlmihaliİslami Soru CevapRisale-i Nur Külliyatı
İbadetler AnsiklopedisiNamaz Nasıl Kılınır?Namaz VakitleriGünlük DualarZekat HesaplamaDini Günler Takvimi
Kız Bebek İsimleriErkek Bebek İsimleriDini Rüya TabirleriDini Bilgiler (Blog)İslami Tatil & Oteller
Çocuklara Özel İslamiyet
Mealler/Elmalılı Hamdi Yazır/Enbiyâ Suresi
21

Enbiyâ Suresi

سُورَةُ الأَنبِيَاءِ • 112 Ayet • Mekkî • Elmalılı Hamdi Yazır Meali

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla

1Enbiyâ Suresi, 1. Ayet

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ ٱقۡتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمۡ وَهُمۡ فِی غَفۡلَةࣲ مُّعۡرِضُونَ

Insanların hesab (gorme) zamanı yaklastı. Onlar ise hala gaflet icinde, yan cizip aldırmıyorlar

2Enbiyâ Suresi, 2. Ayet

مَا یَأۡتِیهِم مِّن ذِكۡرࣲ مِّن رَّبِّهِم مُّحۡدَثٍ إِلَّا ٱسۡتَمَعُوهُ وَهُمۡ یَلۡعَبُونَ

Rablerinden kendilerine gelen her yeni hatırlatmayı hep eglenerek dinliyorlar

3Enbiyâ Suresi, 3. Ayet

لَاهِیَةࣰ قُلُوبُهُمۡۗ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجۡوَى ٱلَّذِینَ ظَلَمُوا۟ هَلۡ هَـٰذَاۤ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡۖ أَفَتَأۡتُونَ ٱلسِّحۡرَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ

Kalbleri hep eglencede (gaflette), hem o zalimler aralarında su gizli fısıltıyı yaptılar: "Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık goz gore gore sihre mi gidip uyarsınız

4Enbiyâ Suresi, 4. Ayet

قَالَ رَبِّی یَعۡلَمُ ٱلۡقَوۡلَ فِی ٱلسَّمَاۤءِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلسَّمِیعُ ٱلۡعَلِیمُ

Peygamber: "Benim Rabbim gokte ve yerde (soylenen) her sozu bilir. O, her seyi isitir, her seyi bilir" dedi

5Enbiyâ Suresi, 5. Ayet

بَلۡ قَالُوۤا۟ أَضۡغَـٰثُ أَحۡلَـٰمِۭ بَلِ ٱفۡتَرَىٰهُ بَلۡ هُوَ شَاعِرࣱ فَلۡیَأۡتِنَا بِـَٔایَةࣲ كَمَاۤ أُرۡسِلَ ٱلۡأَوَّلُونَ

Onlar: "Hayır, bunlar karısık ruyalardır; yok, onu kendisi uydurdu, yok o bir sairdir. Boyle degilse onceki peygamberler gibi, o da bize bir mucize getirsin" dediler

6Enbiyâ Suresi, 6. Ayet

مَاۤ ءَامَنَتۡ قَبۡلَهُم مِّن قَرۡیَةٍ أَهۡلَكۡنَـٰهَاۤۖ أَفَهُمۡ یُؤۡمِنُونَ

Onlardan once yok ettigimiz hicbir memleket halkı iman etmedi. Simdi bunlar mı iman edecekler

7Enbiyâ Suresi, 7. Ayet

وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ إِلَّا رِجَالࣰا نُّوحِیۤ إِلَیۡهِمۡۖ فَسۡـَٔلُوۤا۟ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ

(Ey Muhammed!) Biz, senden once de ancak kendilerine vahyettigimiz birtakım erkek(peygamber)ler gonderdik. Bilmiyorsanız kitap ehli olanlara sorun

8Enbiyâ Suresi, 8. Ayet

وَمَا جَعَلۡنَـٰهُمۡ جَسَدࣰا لَّا یَأۡكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُوا۟ خَـٰلِدِینَ

Biz onları yemek yemez birer cesed kılmadık ve onlar olumsuz de degillerdi

9Enbiyâ Suresi, 9. Ayet

ثُمَّ صَدَقۡنَـٰهُمُ ٱلۡوَعۡدَ فَأَنجَیۡنَـٰهُمۡ وَمَن نَّشَاۤءُ وَأَهۡلَكۡنَا ٱلۡمُسۡرِفِینَ

Sonra biz onlara verdigimiz sozu yerine getirdik; hem onları, hem de diledigimiz kimseleri kurtardık, asırı gidenleri yok ettik

10Enbiyâ Suresi, 10. Ayet

لَقَدۡ أَنزَلۡنَاۤ إِلَیۡكُمۡ كِتَـٰبࣰا فِیهِ ذِكۡرُكُمۡۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

(Ey Kureys toplulugu!) And olsun, size oyle bir kitab indirdik ki, butun san ve serefiniz ondadır. Hala akıllanmayacak mısınız

11Enbiyâ Suresi, 11. Ayet

وَكَمۡ قَصَمۡنَا مِن قَرۡیَةࣲ كَانَتۡ ظَالِمَةࣰ وَأَنشَأۡنَا بَعۡدَهَا قَوۡمًا ءَاخَرِینَ

Biz halkı zalim olan nice memleketleri kırıp gecirdik ve onlardan sonra baska milletler var ettik

12Enbiyâ Suresi, 12. Ayet

فَلَمَّاۤ أَحَسُّوا۟ بَأۡسَنَاۤ إِذَا هُم مِّنۡهَا یَرۡكُضُونَ

Onlar azabımızın siddetini hissettikleri zaman oradan kacmaya koyuluyorlardı

13Enbiyâ Suresi, 13. Ayet

لَا تَرۡكُضُوا۟ وَٱرۡجِعُوۤا۟ إِلَىٰ مَاۤ أُتۡرِفۡتُمۡ فِیهِ وَمَسَـٰكِنِكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُسۡـَٔلُونَ

Kosup kacmayın; size nimet verilen yere, yurtlarınıza donun ki, sorguya cekileceksiniz" dedik

14Enbiyâ Suresi, 14. Ayet

قَالُوا۟ یَـٰوَیۡلَنَاۤ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِینَ

Onlar da: "Vay bizlere! Biz gercekten zalimler idik" dediler

15Enbiyâ Suresi, 15. Ayet

فَمَا زَالَت تِّلۡكَ دَعۡوَىٰهُمۡ حَتَّىٰ جَعَلۡنَـٰهُمۡ حَصِیدًا خَـٰمِدِینَ

Biz, onları bicilmis bir ekin ve bir yıgın kul haline getirinceye kadar hep sozleri bu feryad olmustur

16Enbiyâ Suresi, 16. Ayet

وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَاۤءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَیۡنَهُمَا لَـٰعِبِینَ

Biz gok ile yeri ve aralarındaki seyleri, bos bir eglence icin yaratmadık

17Enbiyâ Suresi, 17. Ayet

لَوۡ أَرَدۡنَاۤ أَن نَّتَّخِذَ لَهۡوࣰا لَّٱتَّخَذۡنَـٰهُ مِن لَّدُنَّاۤ إِن كُنَّا فَـٰعِلِینَ

Eger bir eglence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık oyle yapardık

18Enbiyâ Suresi, 18. Ayet

بَلۡ نَقۡذِفُ بِٱلۡحَقِّ عَلَى ٱلۡبَـٰطِلِ فَیَدۡمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقࣱۚ وَلَكُمُ ٱلۡوَیۡلُ مِمَّا تَصِفُونَ

Hayır, biz hakkı batılın basına carparız da onun beynini parcalar. Bir de bakarsın (batıl) o anda yok olup gitmistir. Allah'a yakıstırdıgınız vasıflardan oturu size yazıklar olsun

19Enbiyâ Suresi, 19. Ayet

وَلَهُۥ مَن فِی ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَمَنۡ عِندَهُۥ لَا یَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِهِۦ وَلَا یَسۡتَحۡسِرُونَ

Goklerde ve yerde olan butun varlıklar O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten ne cekinirler, ne de yorulurlar

20Enbiyâ Suresi, 20. Ayet

یُسَبِّحُونَ ٱلَّیۡلَ وَٱلنَّهَارَ لَا یَفۡتُرُونَ

Gece gunduz (hep Allah'ı) tesbih ederler, usanmazlar

21Enbiyâ Suresi, 21. Ayet

أَمِ ٱتَّخَذُوۤا۟ ءَالِهَةࣰ مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ هُمۡ یُنشِرُونَ

Yoksa (Mekke musrikleri) birtakım ilahlar edindiler de yerden oluleri onlar mı diriltecekler

22Enbiyâ Suresi, 22. Ayet

لَوۡ كَانَ فِیهِمَاۤ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَاۚ فَسُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلۡعَرۡشِ عَمَّا یَصِفُونَ

Eger yer ile gokte Allah'tan baska ilahlar olsaydı, bunların ikisi de muhakkak fesada ugrar yok olurdu. O halde Ars'ın Rabbi olan Allah, onların vasfetmekte oldukları seylerden (butun noksanlıklardan) beridir, munezzehtir

23Enbiyâ Suresi, 23. Ayet

لَا یُسۡـَٔلُ عَمَّا یَفۡعَلُ وَهُمۡ یُسۡـَٔلُونَ

O, yaptıgından sorumlu olmaz, onlar ise sorumlu tutulacaklardır

24Enbiyâ Suresi, 24. Ayet

أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦۤ ءَالِهَةࣰۖ قُلۡ هَاتُوا۟ بُرۡهَـٰنَكُمۡۖ هَـٰذَا ذِكۡرُ مَن مَّعِیَ وَذِكۡرُ مَن قَبۡلِیۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا یَعۡلَمُونَ ٱلۡحَقَّۖ فَهُم مُّعۡرِضُونَ

Yoksa O'ndan baska ilahlar mı edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. Iste benimle beraber olanların kitabı ve benden oncekilerin kitabı." Hayır, onların cogu gercegi bilmezler de onun icin yuz cevirirler

25Enbiyâ Suresi, 25. Ayet

وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِیۤ إِلَیۡهِ أَنَّهُۥ لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّاۤ أَنَا۠ فَٱعۡبُدُونِ

Senden once hicbir peygamber gondermedik ki, ona soyle vahyetmis olmayalım: "Gercek su ki benden baska ilah yoktur. Onun icin bana ibadet edin

26Enbiyâ Suresi, 26. Ayet

وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَلَدࣰاۗ سُبۡحَـٰنَهُۥۚ بَلۡ عِبَادࣱ مُّكۡرَمُونَ

Boyle iken dediler ki: "Rahman cocuk edindi." Allah bundan munezzehtir. Dogrusu melekler (Allah'ın cocukları degil.) ikram olunmus kullardır

27Enbiyâ Suresi, 27. Ayet

لَا یَسۡبِقُونَهُۥ بِٱلۡقَوۡلِ وَهُم بِأَمۡرِهِۦ یَعۡمَلُونَ

Onlar Allah'ın sozunun onune gecmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler

28Enbiyâ Suresi, 28. Ayet

یَعۡلَمُ مَا بَیۡنَ أَیۡدِیهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَلَا یَشۡفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرۡتَضَىٰ وَهُم مِّنۡ خَشۡیَتِهِۦ مُشۡفِقُونَ

Allah, onların onlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hosnud oldugu kimseden baskasına sefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler

29Enbiyâ Suresi, 29. Ayet

۞ وَمَن یَقُلۡ مِنۡهُمۡ إِنِّیۤ إِلَـٰهࣱ مِّن دُونِهِۦ فَذَ ٰ⁠لِكَ نَجۡزِیهِ جَهَنَّمَۚ كَذَ ٰ⁠لِكَ نَجۡزِی ٱلظَّـٰلِمِینَ

Iclerinden kim: "Ben, O'ndan baska bir ilahım" derse, biz ona cehennemi ceza olarak veririz. Zalimleri biz boyle cezalandırırız

30Enbiyâ Suresi, 30. Ayet

أَوَلَمۡ یَرَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوۤا۟ أَنَّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضَ كَانَتَا رَتۡقࣰا فَفَتَقۡنَـٰهُمَاۖ وَجَعَلۡنَا مِنَ ٱلۡمَاۤءِ كُلَّ شَیۡءٍ حَیٍّۚ أَفَلَا یُؤۡمِنُونَ

O kafir olanlar, gormediler mi ki, goklerle yer bitisik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her seyi sudan yarattık. Hala inanmıyorlar mı

31Enbiyâ Suresi, 31. Ayet

وَجَعَلۡنَا فِی ٱلۡأَرۡضِ رَوَ ٰ⁠سِیَ أَن تَمِیدَ بِهِمۡ وَجَعَلۡنَا فِیهَا فِجَاجࣰا سُبُلࣰا لَّعَلَّهُمۡ یَهۡتَدُونَ

Yeryuzunde, insanlar sarsılmasın diye sabit daglar yarattık, rahat gidebilsinler diye dagların aralarında genis yollar var ettik

32Enbiyâ Suresi, 32. Ayet

وَجَعَلۡنَا ٱلسَّمَاۤءَ سَقۡفࣰا مَّحۡفُوظࣰاۖ وَهُمۡ عَنۡ ءَایَـٰتِهَا مُعۡرِضُونَ

Gokyuzunu de korunmus bir tavan yaptık. Kafirler ise, gokyuzunun alametlerinden (Allah'ın kudret ve azametine delalet eden delillerinden) yuz ceviriyorlar

33Enbiyâ Suresi, 33. Ayet

وَهُوَ ٱلَّذِی خَلَقَ ٱلَّیۡلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلࣱّ فِی فَلَكࣲ یَسۡبَحُونَ

Geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı yaratan O'dur. Bunların her biri kendi dairesinde dolasmaktadır

34Enbiyâ Suresi, 34. Ayet

وَمَا جَعَلۡنَا لِبَشَرࣲ مِّن قَبۡلِكَ ٱلۡخُلۡدَۖ أَفَإِی۟ن مِّتَّ فَهُمُ ٱلۡخَـٰلِدُونَ

Ey Muhammed! Senden once de hicbir insanı olumsuz kılmadık, sen olursun de onlar baki kalır mı? Senin olmenle rahata kavusacaklarını mı sanıyorlar

35Enbiyâ Suresi, 35. Ayet

كُلُّ نَفۡسࣲ ذَاۤىِٕقَةُ ٱلۡمَوۡتِۗ وَنَبۡلُوكُم بِٱلشَّرِّ وَٱلۡخَیۡرِ فِتۡنَةࣰۖ وَإِلَیۡنَا تُرۡجَعُونَ

Her nefis olumu tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kotuluk ve iyilikle deneyecegiz. Hepiniz de sonunda bize donduruleceksiniz

36Enbiyâ Suresi, 36. Ayet

وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِینَ كَفَرُوۤا۟ إِن یَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَـٰذَا ٱلَّذِی یَذۡكُرُ ءَالِهَتَكُمۡ وَهُم بِذِكۡرِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ هُمۡ كَـٰفِرُونَ

O inkarcılar seni gordukleri zaman, seni alaya alıyorlar ve "Ilahlarınızı diline dolayan bu mudur?" diyorlar. Halbuki onlar Rahman'ın kitabını inkar ediyorlar

37Enbiyâ Suresi, 37. Ayet

خُلِقَ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِنۡ عَجَلࣲۚ سَأُو۟رِیكُمۡ ءَایَـٰتِی فَلَا تَسۡتَعۡجِلُونِ

Insan aceleci olarak yaratılmıstır. Size yakında (azaba dair) alametlerimi gosterecegim. Simdi siz acele etmeyin

38Enbiyâ Suresi, 38. Ayet

وَیَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ

Dogru sozlu iseniz (bildirin) bu vaad ne zamandır?" derler

39Enbiyâ Suresi, 39. Ayet

لَوۡ یَعۡلَمُ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ حِینَ لَا یَكُفُّونَ عَن وُجُوهِهِمُ ٱلنَّارَ وَلَا عَن ظُهُورِهِمۡ وَلَا هُمۡ یُنصَرُونَ

Bu kafirler atesi yuzlerinden ve sırtlarından men edemeyecekleri ve yardım da goremeyecekleri zamanı, bir bilseler

40Enbiyâ Suresi, 40. Ayet

بَلۡ تَأۡتِیهِم بَغۡتَةࣰ فَتَبۡهَتُهُمۡ فَلَا یَسۡتَطِیعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمۡ یُنظَرُونَ

Dogrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini sasırtacaktır. Artık ne geri cevrilmesine gucleri yetecek, ne de kendilerine muhlet verilecektir

41Enbiyâ Suresi, 41. Ayet

وَلَقَدِ ٱسۡتُهۡزِئَ بِرُسُلࣲ مِّن قَبۡلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِینَ سَخِرُوا۟ مِنۡهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ یَسۡتَهۡزِءُونَ

Yemin olsun ki, senden once bircok peygamberle alay edildi de iclerinden alay edenleri, o alay ettikleri sey (azap) kusatıverdi

42Enbiyâ Suresi, 42. Ayet

قُلۡ مَن یَكۡلَؤُكُم بِٱلَّیۡلِ وَٱلنَّهَارِ مِنَ ٱلرَّحۡمَـٰنِۚ بَلۡ هُمۡ عَن ذِكۡرِ رَبِّهِم مُّعۡرِضُونَ

De ki: "Geceleyin ve gunduzun sizi Rahman'dan kim koruyabilir?" Ama onlar Rablerinin kitabından yuz cevirmektedirler

43Enbiyâ Suresi, 43. Ayet

أَمۡ لَهُمۡ ءَالِهَةࣱ تَمۡنَعُهُم مِّن دُونِنَاۚ لَا یَسۡتَطِیعُونَ نَصۡرَ أَنفُسِهِمۡ وَلَا هُم مِّنَّا یُصۡحَبُونَ

Yoksa kendilerini bize karsı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler, katımızdan da dostluk gormezler

44Enbiyâ Suresi, 44. Ayet

بَلۡ مَتَّعۡنَا هَـٰۤؤُلَاۤءِ وَءَابَاۤءَهُمۡ حَتَّىٰ طَالَ عَلَیۡهِمُ ٱلۡعُمُرُۗ أَفَلَا یَرَوۡنَ أَنَّا نَأۡتِی ٱلۡأَرۡضَ نَنقُصُهَا مِنۡ أَطۡرَافِهَاۤۚ أَفَهُمُ ٱلۡغَـٰلِبُونَ

Dogrusu biz o kafirleri ve atalarını yasattık, hatta o omur onlara uzun geldi. Fakat simdi memleketlerini her yandan eksilttigimizi gormuyorlar mı? O halde ustun gelen onlar mıdır

45Enbiyâ Suresi, 45. Ayet

قُلۡ إِنَّمَاۤ أُنذِرُكُم بِٱلۡوَحۡیِۚ وَلَا یَسۡمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَاۤءَ إِذَا مَا یُنذَرُونَ

De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sagırlar cagrıyı duymazlar

46Enbiyâ Suresi, 46. Ayet

وَلَىِٕن مَّسَّتۡهُمۡ نَفۡحَةࣱ مِّنۡ عَذَابِ رَبِّكَ لَیَقُولُنَّ یَـٰوَیۡلَنَاۤ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِینَ

Yemin olsun ki, Rabbinin azabından az bir sey onlara dokunursa, muhakkak "Vay bizlere, biz gercekten zalimlerdik" diyeceklerdir

47Enbiyâ Suresi, 47. Ayet

وَنَضَعُ ٱلۡمَوَ ٰ⁠زِینَ ٱلۡقِسۡطَ لِیَوۡمِ ٱلۡقِیَـٰمَةِ فَلَا تُظۡلَمُ نَفۡسࣱ شَیۡـࣰٔاۖ وَإِن كَانَ مِثۡقَالَ حَبَّةࣲ مِّنۡ خَرۡدَلٍ أَتَیۡنَا بِهَاۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَـٰسِبِینَ

Biz kıyamet gunu icin dogru teraziler kurarız; hicbir kimse hicbir haksızlıga ugratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tanesi agırlıgınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız.). Hesap gorenler olarak da biz kafiyiz

48Enbiyâ Suresi, 48. Ayet

وَلَقَدۡ ءَاتَیۡنَا مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ ٱلۡفُرۡقَانَ وَضِیَاۤءࣰ وَذِكۡرࣰا لِّلۡمُتَّقِینَ

Yemin olsun ki, Musa ve Harun'a egriyi dogrudan ayıran kitabı, takva sahibleri icin bir ısık ve ogut olarak verdik

49Enbiyâ Suresi, 49. Ayet

ٱلَّذِینَ یَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَیۡبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشۡفِقُونَ

Onlar gormedikleri halde Rablerinden korkarlar, kıyamet saatinden de titrerler

50Enbiyâ Suresi, 50. Ayet

وَهَـٰذَا ذِكۡرࣱ مُّبَارَكٌ أَنزَلۡنَـٰهُۚ أَفَأَنتُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ

Iste bu (Kwr'an) da indirdigimiz kutsal bir kitaptır. Simdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz

51Enbiyâ Suresi, 51. Ayet

۞ وَلَقَدۡ ءَاتَیۡنَاۤ إِبۡرَ ٰ⁠هِیمَ رُشۡدَهُۥ مِن قَبۡلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَـٰلِمِینَ

And olsun ki biz daha once Ibrahim'e de rusdunu vermistik (akla uygun olanı gostermistik). Biz onu biliyorduk

52Enbiyâ Suresi, 52. Ayet

إِذۡ قَالَ لِأَبِیهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا هَـٰذِهِ ٱلتَّمَاثِیلُ ٱلَّتِیۤ أَنتُمۡ لَهَا عَـٰكِفُونَ

O zaman o, babasına ve kavmine: "Bu tapınıp durdugunuz heykeller nedir?" demisti

53Enbiyâ Suresi, 53. Ayet

قَالُوا۟ وَجَدۡنَاۤ ءَابَاۤءَنَا لَهَا عَـٰبِدِینَ

Onlar: "Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk" dediler

54Enbiyâ Suresi, 54. Ayet

قَالَ لَقَدۡ كُنتُمۡ أَنتُمۡ وَءَابَاۤؤُكُمۡ فِی ضَلَـٰلࣲ مُّبِینࣲ

Ibrahim: "And olsun ki sizler de, atalarınız da apacık bir sapıklık icindesiniz" dedi

55Enbiyâ Suresi, 55. Ayet

قَالُوۤا۟ أَجِئۡتَنَا بِٱلۡحَقِّ أَمۡ أَنتَ مِنَ ٱللَّـٰعِبِینَ

Onlar: "Sen bize gercegi mi getirdin (Sen ciddi mi soyluyorsun), yoksa saka mı ediyorsun?" dediler

56Enbiyâ Suresi, 56. Ayet

قَالَ بَل رَّبُّكُمۡ رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضِ ٱلَّذِی فَطَرَهُنَّ وَأَنَا۠ عَلَىٰ ذَ ٰ⁠لِكُم مِّنَ ٱلشَّـٰهِدِینَ

O soyle dedi: "Hayır Rabbiniz goklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıstır. Ben de buna sahidlik edenlerdenim

57Enbiyâ Suresi, 57. Ayet

وَتَٱللَّهِ لَأَكِیدَنَّ أَصۡنَـٰمَكُم بَعۡدَ أَن تُوَلُّوا۟ مُدۡبِرِینَ

Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı donup gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracagım

58Enbiyâ Suresi, 58. Ayet

فَجَعَلَهُمۡ جُذَ ٰ⁠ذًا إِلَّا كَبِیرࣰا لَّهُمۡ لَعَلَّهُمۡ إِلَیۡهِ یَرۡجِعُونَ

Derken o, bunları parca parca etti. Yalnız kendisine basvursunlar diye onların buyugunu saglam bıraktı

59Enbiyâ Suresi, 59. Ayet

قَالُوا۟ مَن فَعَلَ هَـٰذَا بِـَٔالِهَتِنَاۤ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّـٰلِمِینَ

(Kavmi) "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Dogrusu o zalimlerden biridir." dediler

60Enbiyâ Suresi, 60. Ayet

قَالُوا۟ سَمِعۡنَا فَتࣰى یَذۡكُرُهُمۡ یُقَالُ لَهُۥۤ إِبۡرَ ٰ⁠هِیمُ

(Bazıları) "Ibrahim denen bir gencin, onları diline doladıgını duymustuk" dediler

61Enbiyâ Suresi, 61. Ayet

قَالُوا۟ فَأۡتُوا۟ بِهِۦ عَلَىٰۤ أَعۡیُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ یَشۡهَدُونَ

O halde onu insanların gozleri onune getirin, olur ki (aleyhinde) sahidlik ederler" dediler

62Enbiyâ Suresi, 62. Ayet

قَالُوۤا۟ ءَأَنتَ فَعَلۡتَ هَـٰذَا بِـَٔالِهَتِنَا یَـٰۤإِبۡرَ ٰ⁠هِیمُ

(Ibrahim gelince ona) "Ey Ibrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler

63Enbiyâ Suresi, 63. Ayet

قَالَ بَلۡ فَعَلَهُۥ كَبِیرُهُمۡ هَـٰذَا فَسۡـَٔلُوهُمۡ إِن كَانُوا۟ یَنطِقُونَ

Ibrahim: "Belki onu su buyukleri yapmıstır, konusabiliyorlarsa onlara sorun" dedi

64Enbiyâ Suresi, 64. Ayet

فَرَجَعُوۤا۟ إِلَىٰۤ أَنفُسِهِمۡ فَقَالُوۤا۟ إِنَّكُمۡ أَنتُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ

Bunun uzerine vicdanlarına donup (kendi kendilerine) dediler ki: "Dogrusu siz haksızsınız

65Enbiyâ Suresi, 65. Ayet

ثُمَّ نُكِسُوا۟ عَلَىٰ رُءُوسِهِمۡ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَا هَـٰۤؤُلَاۤءِ یَنطِقُونَ

Sonra yine (eski) kafalarına donduler: "And olsun ki (ey Ibrahim!) bunların konusmayacagını (sen de) bilirsin." dediler

66Enbiyâ Suresi, 66. Ayet

قَالَ أَفَتَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا یَنفَعُكُمۡ شَیۡـࣰٔا وَلَا یَضُرُّكُمۡ

(Ibrahim) dedi: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hicbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz

67Enbiyâ Suresi, 67. Ayet

أُفࣲّ لَّكُمۡ وَلِمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hala akıllanmayacak mısınız

68Enbiyâ Suresi, 68. Ayet

قَالُوا۟ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوۤا۟ ءَالِهَتَكُمۡ إِن كُنتُمۡ فَـٰعِلِینَ

Onlar: "Bir sey yapacaksanız, sunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler

69Enbiyâ Suresi, 69. Ayet

قُلۡنَا یَـٰنَارُ كُونِی بَرۡدࣰا وَسَلَـٰمًا عَلَىٰۤ إِبۡرَ ٰ⁠هِیمَ

Biz: "Ey ates! Ibrahim'e karsı serin ve zararsız ol" dedik

70Enbiyâ Suresi, 70. Ayet

وَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَیۡدࣰا فَجَعَلۡنَـٰهُمُ ٱلۡأَخۡسَرِینَ

Ona duzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla husrana ugrattık

71Enbiyâ Suresi, 71. Ayet

وَنَجَّیۡنَـٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلَّتِی بَـٰرَكۡنَا فِیهَا لِلۡعَـٰلَمِینَ

Onu da, Lut'u da, alemler icin bereketli ve kutsal kıldıgımız yere ulastırıp kurtardık

72Enbiyâ Suresi, 72. Ayet

وَوَهَبۡنَا لَهُۥۤ إِسۡحَـٰقَ وَیَعۡقُوبَ نَافِلَةࣰۖ وَكُلࣰّا جَعَلۡنَا صَـٰلِحِینَ

Ona (Ibrahim'e) Ishak'ı, ustelik bir de Yakub'u ihsan ettik ve herbirini salih kimseler kıldık

73Enbiyâ Suresi, 73. Ayet

وَجَعَلۡنَـٰهُمۡ أَىِٕمَّةࣰ یَهۡدُونَ بِأَمۡرِنَا وَأَوۡحَیۡنَاۤ إِلَیۡهِمۡ فِعۡلَ ٱلۡخَیۡرَ ٰ⁠تِ وَإِقَامَ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِیتَاۤءَ ٱلزَّكَوٰةِۖ وَكَانُوا۟ لَنَا عَـٰبِدِینَ

Onları buyrugumuz altında (insanlara) dogru yolu gosterecek onderler kıldık. Kendilerine hayırlı isler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir

74Enbiyâ Suresi, 74. Ayet

وَلُوطًا ءَاتَیۡنَـٰهُ حُكۡمࣰا وَعِلۡمࣰا وَنَجَّیۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡقَرۡیَةِ ٱلَّتِی كَانَت تَّعۡمَلُ ٱلۡخَبَـٰۤىِٕثَۚ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ قَوۡمَ سَوۡءࣲ فَـٰسِقِینَ

Biz Lut'a da bir hukum, bir ilim verdik. Onu cirkin isler isleyen kasabadan kurtardık. Dogrusu onlar kotu, fasık bir kavimdi

75Enbiyâ Suresi, 75. Ayet

وَأَدۡخَلۡنَـٰهُ فِی رَحۡمَتِنَاۤۖ إِنَّهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِینَ

Onu ise rahmetimizin icine aldık. Cunku o salihlerdendi

76Enbiyâ Suresi, 76. Ayet

وَنُوحًا إِذۡ نَادَىٰ مِن قَبۡلُ فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَنَجَّیۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِیمِ

Nuh da daha onceleri bize yalvarmıstı; biz de onun duasını kabul ettik, kendisini ve ailesini buyuk sıkıntıdan kurtardık

77Enbiyâ Suresi, 77. Ayet

وَنَصَرۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِینَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔایَـٰتِنَاۤۚ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ قَوۡمَ سَوۡءࣲ فَأَغۡرَقۡنَـٰهُمۡ أَجۡمَعِینَ

Ayetlerimizi yalanlayan kavminden onun ocunu aldık. Suphesiz onlar kotu bir kavimdiler. Biz de hepsini (suda) bogduk

78Enbiyâ Suresi, 78. Ayet

وَدَاوُۥدَ وَسُلَیۡمَـٰنَ إِذۡ یَحۡكُمَانِ فِی ٱلۡحَرۡثِ إِذۡ نَفَشَتۡ فِیهِ غَنَمُ ٱلۡقَوۡمِ وَكُنَّا لِحُكۡمِهِمۡ شَـٰهِدِینَ

Davud ve Suleyman'ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hukum veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) icinde yayılmıstı, biz onların hukmune sahittik

79Enbiyâ Suresi, 79. Ayet

فَفَهَّمۡنَـٰهَا سُلَیۡمَـٰنَۚ وَكُلًّا ءَاتَیۡنَا حُكۡمࣰا وَعِلۡمࣰاۚ وَسَخَّرۡنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلۡجِبَالَ یُسَبِّحۡنَ وَٱلطَّیۡرَۚ وَكُنَّا فَـٰعِلِینَ

Biz onu(n hukmunu) hemen Suleyman'a bildirmistik; (zaten) herbirine hukum ve ilim vermistik. Davud'la beraber tesbih etsinler diye, dagları ve kusları buyruk altına aldık. (Butun bunları) yapan bizdik

80Enbiyâ Suresi, 80. Ayet

وَعَلَّمۡنَـٰهُ صَنۡعَةَ لَبُوسࣲ لَّكُمۡ لِتُحۡصِنَكُم مِّنۢ بَأۡسِكُمۡۖ فَهَلۡ أَنتُمۡ شَـٰكِرُونَ

Ona, sizi savasta korumak icin zırh yapma sanatını ogrettik, artık sukreder misiniz

81Enbiyâ Suresi, 81. Ayet

وَلِسُلَیۡمَـٰنَ ٱلرِّیحَ عَاصِفَةࣰ تَجۡرِی بِأَمۡرِهِۦۤ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلَّتِی بَـٰرَكۡنَا فِیهَاۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَیۡءٍ عَـٰلِمِینَ

Bereketli kıldıgımız yere dogru, Suleyman'ın emriyle yuruyen siddetli ruzgarı, onun buyruguna verdik. Biz her seyi biliyorduk

82Enbiyâ Suresi, 82. Ayet

وَمِنَ ٱلشَّیَـٰطِینِ مَن یَغُوصُونَ لَهُۥ وَیَعۡمَلُونَ عَمَلࣰا دُونَ ذَ ٰ⁠لِكَۖ وَكُنَّا لَهُمۡ حَـٰفِظِینَ

Onun icin dalgıclık yapan ve bundan baska isler de goren seytanlardan da onun buyrugu altına verdik. Onların hepsini biz gozetiyorduk

83Enbiyâ Suresi, 83. Ayet

۞ وَأَیُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥۤ أَنِّی مَسَّنِیَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرۡحَمُ ٱلرَّ ٰ⁠حِمِینَ

Eyyub da: "Basıma bir bela geldi, (sana sıgındım), sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye Rabbine nida etti

84Enbiyâ Suresi, 84. Ayet

فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَكَشَفۡنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرࣲّۖ وَءَاتَیۡنَـٰهُ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةࣰ مِّنۡ عِندِنَا وَذِكۡرَىٰ لِلۡعَـٰبِدِینَ

Biz de onun duasını kabul ettik de basına gelenleri kaldırdık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak uzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik

85Enbiyâ Suresi, 85. Ayet

وَإِسۡمَـٰعِیلَ وَإِدۡرِیسَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ كُلࣱّ مِّنَ ٱلصَّـٰبِرِینَ

Ismail, Idris ve Zulkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi

86Enbiyâ Suresi, 86. Ayet

وَأَدۡخَلۡنَـٰهُمۡ فِی رَحۡمَتِنَاۤۖ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِینَ

Onları da rahmetimizin icine aldık. Onlar gercekten salih olanlardandı

87Enbiyâ Suresi, 87. Ayet

وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَـٰضِبࣰا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقۡدِرَ عَلَیۡهِ فَنَادَىٰ فِی ٱلظُّلُمَـٰتِ أَن لَّاۤ إِلَـٰهَ إِلَّاۤ أَنتَ سُبۡحَـٰنَكَ إِنِّی كُنتُ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِینَ

Zunnun'u (balık sahibi Yunus'u) da hatırla. Hani o, ofkelenerek gitmisti de, bizim kendisini hicbir zaman sıkıstırmayacagımızı sanmıstı. Fakat sonunda karanlıklar icinde: "Senden baska ilah yoktur, sen munezzehsin, Suphesiz ben haksızlık edenlerden oldum" diye seslenmisti

88Enbiyâ Suresi, 88. Ayet

فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَنَجَّیۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡغَمِّۚ وَكَذَ ٰ⁠لِكَ نُـۨجِی ٱلۡمُؤۡمِنِینَ

Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini uzuntuden kurtardık. Iste biz iman edenleri boyle kurtarırız

89Enbiyâ Suresi, 89. Ayet

وَزَكَرِیَّاۤ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرۡنِی فَرۡدࣰا وَأَنتَ خَیۡرُ ٱلۡوَ ٰ⁠رِثِینَ

Zekeriya da hani Rabbine: "Rabbim! Beni tek basıma bırakma, sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmisti

90Enbiyâ Suresi, 90. Ayet

فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَوَهَبۡنَا لَهُۥ یَحۡیَىٰ وَأَصۡلَحۡنَا لَهُۥ زَوۡجَهُۥۤۚ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ یُسَـٰرِعُونَ فِی ٱلۡخَیۡرَ ٰ⁠تِ وَیَدۡعُونَنَا رَغَبࣰا وَرَهَبࣰاۖ وَكَانُوا۟ لَنَا خَـٰشِعِینَ

Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yı ihsan ettik. Ve esini (dogum yapmaya) elverisli hale getirdik. Dogrusu onlar iyiliklerde yarısıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karsı derin saygı duyuyorlardı

91Enbiyâ Suresi, 91. Ayet

وَٱلَّتِیۤ أَحۡصَنَتۡ فَرۡجَهَا فَنَفَخۡنَا فِیهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلۡنَـٰهَا وَٱبۡنَهَاۤ ءَایَةࣰ لِّلۡعَـٰلَمِینَ

Irzını koruyan Meryem'e ruhumuzdan uflemis, onu ve oglunu, alemler icin bir mucize kılmıstık

92Enbiyâ Suresi, 92. Ayet

إِنَّ هَـٰذِهِۦۤ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةࣰ وَ ٰ⁠حِدَةࣰ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُونِ

Dogrusu bu sizin ummetiniz (tevhid dini olan muslumanlık), bir tek ummettir (bir tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin

93Enbiyâ Suresi, 93. Ayet

وَتَقَطَّعُوۤا۟ أَمۡرَهُم بَیۡنَهُمۡۖ كُلٌّ إِلَیۡنَا رَ ٰ⁠جِعُونَ

Ama insanlar din konusunda aralarında boluklere ayrıldılar ama, hepsi bize doneceklerdir

94Enbiyâ Suresi, 94. Ayet

فَمَن یَعۡمَلۡ مِنَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَهُوَ مُؤۡمِنࣱ فَلَا كُفۡرَانَ لِسَعۡیِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَـٰتِبُونَ

Inanmıs olarak yararlı is isleyenin emegi inkar edilmeyecektir. Biz suphesiz onu yazmaktayız

95Enbiyâ Suresi, 95. Ayet

وَحَرَ ٰ⁠مٌ عَلَىٰ قَرۡیَةٍ أَهۡلَكۡنَـٰهَاۤ أَنَّهُمۡ لَا یَرۡجِعُونَ

Yok ettigimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasını da cekmek uzere) bize donmemesi gercekten imkansızdır

96Enbiyâ Suresi, 96. Ayet

حَتَّىٰۤ إِذَا فُتِحَتۡ یَأۡجُوجُ وَمَأۡجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبࣲ یَنسِلُونَ

Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc(un seddi) acıldıgı zaman, ki onlar her dere ve tepeden akın edip cıkarlar

97Enbiyâ Suresi, 97. Ayet

وَٱقۡتَرَبَ ٱلۡوَعۡدُ ٱلۡحَقُّ فَإِذَا هِیَ شَـٰخِصَةٌ أَبۡصَـٰرُ ٱلَّذِینَ كَفَرُوا۟ یَـٰوَیۡلَنَا قَدۡ كُنَّا فِی غَفۡلَةࣲ مِّنۡ هَـٰذَا بَلۡ كُنَّا ظَـٰلِمِینَ

Ve gercek vaad yaklastıgında, iste o zaman kafir olanların gozleri beleriverir. "Eyvah bizlere! Dogrusu biz bundan gaflet icindeydik, hayır biz zalim kimselerdik." derler

98Enbiyâ Suresi, 98. Ayet

إِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمۡ لَهَا وَ ٰ⁠رِدُونَ

Siz ve Allah'dan baska taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz

99Enbiyâ Suresi, 99. Ayet

لَوۡ كَانَ هَـٰۤؤُلَاۤءِ ءَالِهَةࣰ مَّا وَرَدُوهَاۖ وَكُلࣱّ فِیهَا خَـٰلِدُونَ

Eger onlar ilah olsalardı, oraya girmeyeceklerdi. Hepsi orada temelli kalacaktır

100Enbiyâ Suresi, 100. Ayet

لَهُمۡ فِیهَا زَفِیرࣱ وَهُمۡ فِیهَا لَا یَسۡمَعُونَ

Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sagır olup) bir sey de isitemezler

101Enbiyâ Suresi, 101. Ayet

إِنَّ ٱلَّذِینَ سَبَقَتۡ لَهُم مِّنَّا ٱلۡحُسۡنَىٰۤ أُو۟لَـٰۤىِٕكَ عَنۡهَا مُبۡعَدُونَ

Suphesiz katımızdan kendileri icin guzel seyler takdir edilmis olanlar, iste oradan (cehennemden) uzak tutulanlardır

102Enbiyâ Suresi, 102. Ayet

لَا یَسۡمَعُونَ حَسِیسَهَاۖ وَهُمۡ فِی مَا ٱشۡتَهَتۡ أَنفُسُهُمۡ خَـٰلِدُونَ

Bunlar onun (cehennemin) ugultusunu bile duymazlar. Canlarının istedigi seyler icinde temelli kalırlar

103Enbiyâ Suresi, 103. Ayet

لَا یَحۡزُنُهُمُ ٱلۡفَزَعُ ٱلۡأَكۡبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰۤىِٕكَةُ هَـٰذَا یَوۡمُكُمُ ٱلَّذِی كُنتُمۡ تُوعَدُونَ

O en buyuk korku bunları uzmez; kendilerini melekler: "Size soz verilen gun iste bugundur" diye karsılarlar

104Enbiyâ Suresi, 104. Ayet

یَوۡمَ نَطۡوِی ٱلسَّمَاۤءَ كَطَیِّ ٱلسِّجِلِّ لِلۡكُتُبِۚ كَمَا بَدَأۡنَاۤ أَوَّلَ خَلۡقࣲ نُّعِیدُهُۥۚ وَعۡدًا عَلَیۡنَاۤۚ إِنَّا كُنَّا فَـٰعِلِینَ

Gogu, kitab durer gibi durdugumuz zaman, yaratmaya ilk basladıgımız gibi, katımızdan verilmis bir soz olarak onu tekrar var edecegiz. Dogrusu biz bunları yaparız

105Enbiyâ Suresi, 105. Ayet

وَلَقَدۡ كَتَبۡنَا فِی ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعۡدِ ٱلذِّكۡرِ أَنَّ ٱلۡأَرۡضَ یَرِثُهَا عِبَادِیَ ٱلصَّـٰلِحُونَ

And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryuzune ancak iyi kullarımın mirascı oldugunu yazmıstık

106Enbiyâ Suresi, 106. Ayet

إِنَّ فِی هَـٰذَا لَبَلَـٰغࣰا لِّقَوۡمٍ عَـٰبِدِینَ

Suphesiz bu Kur'an'da kulluk eden kimseler icin kafi bir ogut vardır

107Enbiyâ Suresi, 107. Ayet

وَمَاۤ أَرۡسَلۡنَـٰكَ إِلَّا رَحۡمَةࣰ لِّلۡعَـٰلَمِینَ

(Ey Muhammed!) biz seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik

108Enbiyâ Suresi, 108. Ayet

قُلۡ إِنَّمَا یُوحَىٰۤ إِلَیَّ أَنَّمَاۤ إِلَـٰهُكُمۡ إِلَـٰهࣱ وَ ٰ⁠حِدࣱۖ فَهَلۡ أَنتُم مُّسۡلِمُونَ

De ki, bana ancak soyle vahyolunuyor: "Ilahınız ancak tek bir ilahtır. Simdi siz artık musluman oluyor musunuz

109Enbiyâ Suresi, 109. Ayet

فَإِن تَوَلَّوۡا۟ فَقُلۡ ءَاذَنتُكُمۡ عَلَىٰ سَوَاۤءࣲۖ وَإِنۡ أَدۡرِیۤ أَقَرِیبٌ أَم بَعِیدࣱ مَّا تُوعَدُونَ

Eger (yine de) yuz cevirirlerse, de ki: "Size dupeduz acıkladım; tehdit olundugunuz seyin yakın mı, uzak mı oldugunu bilmem

110Enbiyâ Suresi, 110. Ayet

إِنَّهُۥ یَعۡلَمُ ٱلۡجَهۡرَ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ وَیَعۡلَمُ مَا تَكۡتُمُونَ

Suphesiz Allah acıga vurulan sozu de bilir, gizlediklerinizi de bilir

111Enbiyâ Suresi, 111. Ayet

وَإِنۡ أَدۡرِی لَعَلَّهُۥ فِتۡنَةࣱ لَّكُمۡ وَمَتَـٰعٌ إِلَىٰ حِینࣲ

Bilmem belki bu gecikme sizi denemek ve bir sureye kadar gecindirmek icindir

112Enbiyâ Suresi, 112. Ayet

قَـٰلَ رَبِّ ٱحۡكُم بِٱلۡحَقِّۗ وَرَبُّنَا ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلۡمُسۡتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

(Hz. Peygamber soyle) dedi: "Ey Rabbim! Aramızda gercekle hukmet ve Rabbimiz O Rahman'dır ki, isnad ettiginiz (yalan) vasıflarınıza karsı yardımına sıgınılacak olan ancak O'dur

Tâhâ SuresiHac Suresi
İslam Gündemiİslama dair her şey...

İslam Gündemi Yolunda

Günlük ayet, hadis, namaz vakitleri, dini güncel haberler ve kapsamlı İslami içeriklerle manevi hayatınıza rehber oluyoruz. Doğru, tarafsız ve güvenilir bilgiler.

Kuran & İlim

  • Kuran-ı Kerim
  • Kuran Mealleri
  • Kuran Öğren
  • Elif Ba Alfabesi
  • Açıklamalı Tefsir
  • Hadis Kütüphanesi
  • Risale-i Nur Külliyatı

İbadet & Yaşam

  • Namaz Vakitleri
  • Kıble Bulucu (Pusula)
  • Dualar ve Zikirler
  • Dini Günler ve Takvim
  • Zekat Hesaplama
  • Sıkça Sorulan Sorular

Keşfet

  • Dini Bilgiler (Blog)
  • İslami Haberler
  • Dini Rüya Tabirleri
  • Kız Bebek İsimleri
  • Erkek Bebek İsimleri
  • İslami Tatil & Otel
  • Esmaül Hüsna
Sorumluluk Reddi: Bu sitede yer alan içerikler bilgilendirme amaçlıdır. Dini konularda kesin hüküm için Diyanet İşleri Başkanlığı'na veya ehil din alimlerine danışılması tavsiye edilir. Sitedeki bilgilerin kullanımından doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Gizlilik PolitikasıKullanım ŞartlarıÇerez Politikası
© 2026 İslam Gündemi. Tüm hakları saklıdır.